TÜİSAG - Türkiye İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonelleri Topluluğu

Bilgilendirme Çevre Kirlenmesi Ve Kontrolü

Konu, 'Çevre ve Atık Yönetimi' kısmında Xzenon tarafından paylaşıldı.

  1. Xzenon
    Offline

    Xzenon ISGfrm Çalışma Birimi TÜİSAG Çalışma Birimi

    Uzmanlık:
    İş Güv. Uzmanı (C)


    Dosyayı aşağıdaki linke yükledim.
    http://xzenon34.files.wordpress.com/2012/03/1-c3a7evre-kirlenmesi-ve-kontrolc3bc_son.pdf

    ÇEVRE KİRLENMESİ VE KONTROLÜ
    Prof. Dr. Mehmet Karpuzcu
    Çevre Kirlenmesi
     Birbirlerine ayrılmaz bir şekilde bağlı ve biri diğerine sürekli tesir eden toprak, hava, su, yaşadığımız çevreyi meydana getirir. Evrenin bir parçasının herhangi bir sebeple bozulması diğer parçalarını da aynı şekilde etkiler. Pratik maksatlar için çevre denildiğinde “biyosfer” anlaşılır.
     Kirlenme, herhangi bir kaynağın faydalı kullanılabilirliğine yapılan makul ölçüler dışındaki müdahaledir.
    Biyosferdeki Çevrimler
    Karadaki ve Sudaki Besin Çevrimleri
    Suların Kirlenmesi
     Su ortamı, adından da anlaşılacağı gibi bütün su kaynaklarını içine alır. Yağışlarıyla oluşan yüzey akışları değişik büyüklükteki akarsular göller ve haliçler kanalıyla denizlerde son bulur.
     Yüzey sularının şekil ve büyüklüğünde meydana gelecek her değişme, yeni özel durumdaki hayat şartlarına uyum sağlamış organizma topluluklarını ve bu topluluğu meydana getiren mikroorganizma türlerini ortaya çıkarır.
     Bugün, su kirlenmesi sadece sağlık tesirleri yönünden değil, kaynakların korunması ve en uygun bir şekilde kullanılmasının temini yollarının araştırılması yönüyle de ele alınmaktadır
    Suyun Hidrolojik Çevrimi
    Tabiattaki suyun hidrolojik çevrimi şematik olarak aşağıdaki şekilde gösterilebilir:
    Hidrosferde mevcut suyun kaynaklara göre:
    • Okyanus ve denizler %97
    • Göller, akarsular ve yer altı suyu %2
    • Buzul ve kar şeklinde %1
    olmak üzere dağıldığı bilinmektedir.
    Hidrolojik Çevrimin Şematik Gösterimi-1
    Hidrolojik Çevrimin Şematik Gösterimi-2
    Su Kirlenmesinin Ana Kaynakları
    Su kirlenmesinin ana kaynakları;
     Evlerden gelen kullanılmış sular ile sanayi kuruluşları tarafından su yataklarına verilen sıvı atıklardır.
     Bunların dışında, hidrolojik havzadaki tarım sahalarından taşınan, azot ve fosfor bileşikleri bakımından zengin sulama suyu sızıntıları, erozyon toprakları taşıyan yağış suları, gemi söküm yerleri, sahil doldurmaları ve katı atık boşaltılması gibi kirletici kaynaklar sayılabilir.
    Kirleticilerin Tesirleri
    İnsan ve Su Çevresindeki İlişkiler
    Kirletici Kaynaklar
    Kirletici Kaynağın Tipi
    Kirleticinin Cinsi
    1)Tabii kaynaklar
    Atmosferden oluşan kirleticiler
    Çözünmüş mineraller
    Çürümüş bitkiler
    Yağış suları
    Su hayatındaki aşırı büyüme
    2)Zirai menşeli kaynaklar
    Toprak erozyonu
    Çiftlik hayvanlarının artıkları
    Gübreler
    Koruma ilaçları (pestisitler)
    3) Kullanılmış sular
    Belediye kanal suları
    Meskun bölgeden gelen yağmur suları
    Sanayi sıvı atıkları
    Gemilerde kullanılan sular
    4) Biriktirme yapıları
    Çökeleklerin sızıntı ile sürüklenmesi
    Oksijen noksanlığı
    5) Diğer kaynaklar
    Maden işletmeleri
    Çöp dökme yerleri
    Zehirli Kirleticiler
     Ağır metaller veya diğer zehirli maddelerden bir veya birkaçını ihtiva eden kullanılmış suların alıcı sulara verilmesi, bu su ortamındaki organizmalar için zehirleyici tesir yapar ve ortamdaki canlı hayatını tehlikeye sokar.
     Bazı pestisitlerin, ağır metallerin ve radyoaktif elementlerin su ortamındaki besin zincirinde birikerek organizmadan organizmaya artan konsantrasyonlar halinde taşındığı bilinmektedir.
    Çökebilen Katı Maddeler
    Çeşitli faaliyetlerle meydana gelen katı maddelerin su ortamına taşınması neticesinde:
     Baraj göllerinde birikerek su depolama kapasitesi düşer
     Göl ve göletler dolar
     Su kanalları tıkanır
     Verimli toprakların üzeri örtülür
     Su ortamı normal canlılar için bozulur
     Bulanıklık artarak su yatağının dinlenme maksatları için kullanım ve fotosentetik aktivitesi azalır
     Suyun faydalı kullanma imkanları azalır
     Su tasfiyesinin maliyeti artar
     Su dağıtma sistemleri zarar görür
     Pestisit, ağır metaller, koruma ilaçları ve besi maddeleri gibi diğer kirleticiler bu katı maddelerle birlikte su yatağına girmiş olur
     Hastalık yapan bakteri ve virüsler de aynı şekilde su ortamına taşınmış olur
    Kirletici Olarak Kazılan Toprak
    Maden ocakları gibi yüzey kazılarının yapıldığı faaliyetler büyük ölçüde toprak hareketlerine sebep olur. Kazılar sırasında ayrılan toprakların işletme yerinde tutulması halinde bir problem meydana gelmez. Ancak topraklar çeşitli etkilerle çevredeki su yatağına taşındıklarında kirlenme ortaya çıkar.
    Çökebilen Katı Madde Kirlenmesinin % Olarak Bir Yıllık Maliyet Dağılımı
    Çökebilen katı maddelerin sebep olduğu kirlenmenin önlenmesi oldukça pahalıdır. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre sadece 1966 yılında 262 milyon dolar harcanmıştır. Bu harcamaların çeşitli kademelerdeki dağılımı yüzde olarak şekilde gösterilmektedir.
    Değişik Arazi Kullanımlarında Erozyon Miktarı
    Çökebilen katı maddeler, inşaat işleri sonucu, erozyon neticesinde, maden ve taş ocağı işletmelerinin çeşitli faaliyetlerinden, kum-çakıl yıkama tesislerinden kaynaklanır. Değişik arazi kullanımlarının sebep olduğu erozyon miktarı Tabloda verilmiştir.
    Arazi Kullanımı
    Erozyon Miktarı
    (ton/km2-sene)
    Orman
    8,5
    Mera
    85,0
    Maden İşletmeleri
    850,0
    Ziraat Sahası
    1700,0
    Kesim Yapılan Orman
    4250,0
    Aktif Yüzey Maden Ocakları
    17000,0
    İnşaat
    17000,0
    Organik Maddeler
    Bitkilerin büyümesi ve fotosentez olayı çok basit olarak aşağıdaki denklem ile ifade edilebilir:
    Fotosentezin daha karmaşık ifadesi aşağıdaki şekildedir:
    Fotosentez ve Solunum
    Tabiattaki Genel Çevrim
    Organik Kirleticilerin Biyolojik Ayrışması
    Su yataklarına giren organik kirleticilerin biyolojik olarak ayrışması birbirinden tamamen farklı iki tipten biriyle meydana gelmektedir:
     Oksijenli (aerobik) ayrışma; sudaki çözünmüş oksijen kullanılır
     Oksijensiz (anaerobik) ayrışma; burada oksijen reaksiyonlara girmez (zaten ortamda da yoktur)
    Oksijenli Ortamdaki Ayrışma
    Oksijenli ortamdaki ayrışmanın temel denklemi aşağıdaki şekilde verilmektedir:
    Oksijensiz Ortamdaki Ayrışma
    Oksijensiz ortamdaki ayrışmanın temel denklemi aşağıdaki şekilde yazılabilir:
    Biyolojik Ayrışma
     Biyolojik ayrışma sırasında yüksek enerjili moleküllerden çekilen hidrojen atomları, çeşitli bileşiklere bağlanırlar. Hidrojenleri bağlayan bu tip atomlara “hidrojen kabul eden–akseptör” adı verilir.
     Ortamda oksijen bulunması halinde hidrojen akseptörü oksijendir ve O2, hidrojeni alarak su yapar.
     Anaerobik ayrışmada O2 bulunmadığından, O2 den sonra hidrojen akseptörü olan azot reaksiyon girer ve hidrojeni alarak NH4 yapar.
     Ortamda serbest O2 olmadığından nitrit ve nitrat meydana gelmez. Şayet ortamda azot da yok ise, daha sonraki hidrojen kabul edici sülfür reaksiyona girer. Neticede çürük yumurta kokusuna sahip olan H2S meydana gelir. Organik maddelerin çoğu kere besin değeri yüksek olan azot ve fosfor bileşiklerini beraberinde taşımaları, su çevresinde mikroorganizmaların (fito ve zoo plankton) arzu edilmeyen ölçülerde çoğalmalarına sebep olur.
    Tabiattaki Karbon Çevrimi
    Tabiattaki Azot Çevrimi
    Su Ortamında Fosfor Çevrimi
    Oksijenli Ortamda Azot, Karbon ve Sülfür Çevrimi
    Oksijensiz Ortamda Azot, Karbon ve Sülfür Çevrimi
    Kirleticilerin Su Yataklarında Meydana Getirdikleri Kirlenmiş Bölgeler
    Muhtelif su yataklarına giren organik kirleticilerin meydana getirdiği kirlenme bölgeleri ve kirlenmeyen bölgeler ile kendi kendini temizleyen kısımlar şekilde gösterilmiştir.
    Kirlenme Bölgelerinde Su Özellikleri
    Taban Faunasının Mesafe ile Değişimi
    Organik kirleticilerin taban faunasına (tabanda yaşayan hayvan türü canlıların tümü) tesiri gösterilmiştir.
    Organik Kirlenmenin Taban Faunasına Tesiri
    Organik kirlenme, su ortamında tabandaki canlıların türlerini ve türlerdeki bireylerin sayısını değiştirir. Şekilde kare içindeki rakamlar türleri, rakamların tekerrür sayıları ise her türdeki birey sayısını göstermektedir.
    Yağlar
    Su yatağında kirlenme meydana getiren yağlar, ya petro-kimya tesisleri ve rafinerilerinden veya tanker kazalarından ileri gelebilir.
    Sularda yağlı maddelerin su çevresindeki hayata tesirleri şu şekilde özetlenebilir:
     Serbest yağ ve emülsiyonlar alglerin ve fitoplanktonların üzerine sıvanarak onları tahrip ederler.
     Yağların bir tabaka halinde suyun yüzeyini kaplaması su ortamına havadan oksijen girmesini önler,
     Yağların bir kısmı doğrudan zehirleyici özelliğe sahiptir (fenoller gibi) ve organizmaları zehirleyerek tahrip eder.
     Yağlı sularda balıkların solungaçları ve vücutları yağa bulanarak soluk almaları güçleşir ve neticede ölüme kadar gidebilir.
     Böyle sularda yaşayan balık ve midyeler ölmeseler bile yağın kokusunu ve tadını absorbe ettikleri için etlerinin kalitesi bozulur ve uzun süre yenmeleri mümkün olmaz.
    Besi Maddeleri (Nutrientler)
    Yüzey sularındaki mikroskopik bitkiler için gerekli olan besi maddeleri:
     Hücre teşkili ve enerji temini için gerekli olan ve canlı yapısının esasını teşkil eden “biyojenik” maddeler (fosfor, azot, karbon vb)
     Canlı organizma ve faaliyetleri için gerekli olan eser halindeki maddeler
    olmak üzere iki grupta toplanabilir.
    Organizmaların Kirlenme Üzerindeki Tesiri
    Su ortamındaki kirlenmenin organizmalar üzerindeki tesirlerine karşılık, organizmaların da kirlenme üzerine tesirleri vardır. Organik atıklar özellikle besi maddesi sağlayarak, bazı organizmaların çok fazla artmasına sebep olurlar. Bu organik atıklar organizmalar tarafından parçalanarak kararlı bir duruma getirilir.
    Akarsuların Kirlenmesi
    Kirlenmiş su yatağındaki canlı türlerde ve türlerdeki bireylerin sayısında kirlenmenin sebep olduğu değişmeler şekilde gösterilmiştir. Kirlenmenin olduğu su yataklarında türler azalmakta buna karşılık türlerdeki bireyler çoğalmaktadır.
    Azot Bileşiklerinin Değişimi
    Azot bileşikleri bir kirlenme indikatörü olarak kullanılabilir. Azot bileşenleri arasındaki değişim şekilde görüldüğü gibidir. Gerek aerobik ve gerekse anaerobik ortamda, organik azot amonyum azotuna dönüşür. Bunun için organik azot azalırken, amonyum azotu artmaktadır. Daha sonra nitrit ve son olarak da nitrat meydana gelir. Nitrit konsantrasyonu bir miktar arttıktan sonra tekrar azalır ve nitrata dönüşerek nitrat konsantrasyonunu sürekli olarak arttırır. Bu durum aerobik şartlarda ortaya çıkar.
    Büyük Bir Kasabanın Akarsuya Tesiri
    Şekilde gösterilen akarsu, 15 km uzunluğunda olup bir göle dökülmektedir. Bu akarsuyun kenarında bulunan 15 000 nüfuslu bir kasaba, kullanılmış sularını hiçbir tasfiyeye tabi tutmaksızın nehre vermektedir. Bu deşarjların akarsudaki tesirlerini ölçmek için 5 adet ölçme istasyonu seçilmiştir. A istasyonu kasabanın 800 m yukarısındadır. Bu kısımda nehir genişliği 7,5 su derinliği ise 1,20 m’ dir. B istasyonu kasabanın mansap yönünde 800 m aşağısında seçilmiştir. C istasyonu B den 1,5 km, D ise C den 2,5 km daha aşağıda yer almaktadır. C ve D kesitlerinde nehir genişliği 6 m, derinlik ise 1~1,20 m dir. E istasyonu ile D arası 3 km dir. E kesitinde akarsuyun derinliği 0,9 m genişliği ise 5,5 m dir. Su hızı numune alma istasyonlarında yaklaşık 0,75 m/sn dir.
    İstasyonlarda Yapılan Ölçme Neticeleri
    Taban Faunası (1/m2)
    Organizma Türü
    A
    B
    C
    D
    E
    Mayıs Böceği (Yavru)
    200
    40
    280
    150
    230
    Kaya Sineği (Yavru)
    120
    30
    50
    100
    140
    Dört Kanat (Yavru)
    150
    0
    10
    60
    180
    Asellüs
    70
    50
    60
    80
    70
    Chioronomus
    20
    260
    240
    210
    60
    Tubifex
    10
    370
    360
    240
    80
    Kimyasal ve Biyolojik Özellikler
    Parametreler
    A
    B
    C
    D
    E
    Askıdaki Maddeler (mg/lt)
    10
    19
    17
    14
    12
    Fosfat (mg/lt)
    0.37
    0.75
    0.61
    0.43
    0.41
    BOİ (mg/lt)
    1.8
    3.2
    3.1
    2.6
    2.1
    Çözünmüş Oksijen (mg/lt)
    60
    80
    70
    Azot (mg/lt)
    20
    260
    240
    210
    60
    Koliform/100 ml
    10
    370
    360
    240
    80
    Ziraat Alanlarının Akarsuya Tesiri
    Şekilde gösterilen akarsu geniş bir tarım sahasından geçmektedir. Bu tarım sahasının nehir üzerindeki tesirlerinin belirlenmesi için beş tane ölçme istasyonu seçilmiştir. Ayrıca bir ölçme yeri de nehrin döküldüğü göl üzerinde seçilmiştir.
    Numune Alma Yerlerindeki Nehir Karakteristikleri ve Ölçüm Parametreleri
    Nehrin Karakteristikleri
    Büyüklük
    A
    B
    C
    D
    E
    F
    Genişlik (m)
    4.5
    6
    3.5
    3.5
    4.5
    -
    Derinlik (m)
    0.6
    0.75
    0.6
    0.6
    0.75
    3.5
    Su Hızı (m/sn)
    0,90
    0.45
    0.6
    0.6
    2.1
    -
    Kimyasal Özellikler
    Parametreler
    A
    B
    C
    D
    E
    F
    Askıdaki Maddeler (mg/lt)
    22
    28
    36
    61
    62
    12
    Fosfat (mg/lt)
    0.04
    0.09
    0.16
    0.75
    1.1
    0.41
    BOİ (mg/lt)
    1.8
    2.2
    2
    1.8
    1.9
    2.8
    Çözünmüş Oksijen (mg/lt)
    6.5
    6.3
    6.1
    6.6
    6.2
    5.7
    Azot (mg/lt)
    0.22
    0.61
    0.83
    1.01
    1.73
    1.21
    Taban Faunası (1/m2)
    Türler
    A
    B
    C
    D
    E
    F
    Mayıs böceği (yavru)
    160
    120
    130
    70
    10
    0
    Kaya sineği (yavru)
    90
    80
    60
    20
    0
    0
    Dört Kanat (yavru)
    130
    110
    70
    10
    40
    10
    Asellüs
    20
    0
    10
    10
    20
    10
    Chironomus
    10
    0
    20
    50
    170
    150
    Tubifex
    0
    0
    10
    40
    150
    210
    Değişik Yerleşim Merkezlerinden Geçen Akarsu
    Çeşitli kollardan oluşan ve muhtelif yerleşme merkezlerinden geçen bir nehir parçası gösterilmiştir.I numaralı yerleşim merkezinin kullanılmış suları tasfiye tesisinden geçirildikten sonra nehre verilmektedir. Seçilen altı ölçme noktasından ilki tasfiye tesisinin menba tarafında yer almıştır.
    Altı İstasyonda Ölçülen Fauna ve Kimyasal Özellikler
    Taban Faunası
    Türler
    A
    B
    C
    D
    E
    F
    Tübifex
    0
    280
    14
    24
    1
    2
    Sinek Larvası
    2
    362
    562
    333
    20
    63
    Sülük
    1
    3
    0
    4
    5
    0
    Yusufcuk (yavru)
    10
    15
    0
    24
    0
    0
    Dört Kanat (yavru)
    1
    0
    0
    0
    39
    114
    Mayıs Böceği (yavru)
    1
    2
    0
    12
    8
    577
    Kaya Sineği (yavru)
    0
    0
    0
    0
    0
    2
    Kimyasal ve Biyolojik Özellikler
    Parametre
    A
    C
    D
    E’den 1,5 km
    yukarıda
    E’den 15 km
    aşağıda
    Ç.O (mg/lt)
    BOİ (mg/lt)
    6,5
    1,3
    1.8
    4.6
    4.7
    4.6
    8.4
    3.7
    8.7
    3.1
    Toplam Askı M. (ml/lt)
    Toplam Çözünmüş M (ml/lt)
    16
    335
    10
    430
    21
    368
    21
    349
    46
    350
    Çözünebilir Fosfor (ml/lt)
    Toplam Fosfor (mg/lt)
    0.2
    0.2
    4.1
    6.2
    2.9
    3.6
    2.5
    3.3
    1.9
    2.6
    NH3 Azotu (mg/lt)
    NO2 Azotu (mg/lt)
    NO3 Azotu (mg/lt)
    0.1
    -
    0.19
    2.1
    0.02
    0.15
    0.2
    0.03
    0.69
    0.3
    0.02
    0.23
    0.1
    0.01
    0.19
    Göllerin Kirlenmesi
    Sıcaklığın göl suyuna tesiri çok önemlidir. Suyun maksimum yoğunluğu +4°C dedir ve su ısıyı iyi iletmez. Isının büyük bir kısmı su kütlesi içinde tutulur. Göl sularının sıcaklığı mevsimlik değişmelere uğrar. Sıcaklığın mevsimlere bağlı olarak derinlikle değişimi Şekilde görülmektedir
    Göllerin Çeşitli Kısımları
    Göllerin çeşitli kısımları ve sıcaklık, çözünmüş oksijenin mevsimlik değişimi
    Gölde Sıcaklık Profilleri ve Karışım
    Göldeki sıcaklık tabakalaşmaları ve göl karışımı
    Termal tabakalaşma sırasında suyun sirkülasyonu sadece üst tabakada olduğundan, biyolojik ve kimyasal reaksiyonların büyük bir kısmı “emilimnion” tabakasında meydana gelir ve kimyasal maddelerin tabana inmeleri son derece sınırlıdır. Ancak çökebilen maddeler “hipolimnion” tabakasına doğru hareket edebilir. Soğuk havalar yaklaştıkça üst tabakadaki su kütlesi soğumaya başlar ve ağırlaşan su kütlesi tabana doğru harekete geçer. Bu durum, gölün içinde bir sirkülasyon meydana getirir. Buna “sonbahar karışımı” adı verilir. Ekseriya ilk baharda da buna benzer bir “ilkbahar karışımı” meydana gelir.
    Göl Ekolojisinin Şematik Gösterilişi
    Tabii göllerdeki biyokimyasal reaksiyonlar Şekildeki gibi tariflenebilir. Nehirler, gerek yüksek enerji potansiyeline sahip organik maddeleri gerekse başka yapılarda fosfor ve azot bileşiklerini göllere taşımak suretiyle bu su yataklarını besler. Algler (mikroskopik yüzücü bitkiler), güneş ışığını enerji kaynağı olarak kullanmak suretiyle C, N ve P’ lu bileşikleri bünyelerine alır ve daha yüksek enerjili moleküller yapar.
    Göllerin Trofik Seviyesi
     Oligotrofik
     Mezotrofik
     Ötrofik
    Göl Derinliğine Göre Fosfor Yükleri
    Göllerde Müsaade Edilen Fosfor ve Azot Yükleri
    Örnek problem
    Çözüm
    Su Kirlenmesi Kontrolü
    Çevre mühendisine ilk düşen iş, toplumun içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanabilmesi için su kaynaklarının korunması ve kirlenmenin kontrol edilmesidir yakın zamana kadar su, kolera, tifo ve dizanteri gibi salgın hastalıkların en büyük taşıyıcısı olarak bilinirdi. Belediyelere tasfiye edilmiş ve standartlara uygun yeteri kadar içme ve kullanma suyunun temin edilmiş olması bu tip hastalıklar neticesinde meydana gelen ölüm sayısı büyük ölçüde azaltılmıştır .
    Su Temini ve Tasfiyesi
    Toplumun su ihtiyacını temin etmek için yapılacak çalışmalar su ihtiyacının belirlenmesi ve kaynak seçimi ile başlar. Su kaynağının seçiminde göz önünde bulundurulması gereken üç ana faktör:
     Kalite
     Miktar
     Maliyet
    Su Kaynaklarının Tipleri
    İçme Suyu Standartları
    En Çok Kullanılan Su Kaynakları
    Yerleşim merkezlerinin su ihtiyaçlarını karşılamak üzere en çok kullanılan su kaynakları gösterilmiştir.
    Kullanılmış Suların Uzaklaştırılması ve Tasfiyesi
    Bir Su Temini ve Arıtma Sisteminin Akış Diyagramı
    Suları Demir ve Mangandan Arındıran Bir Tasfiye Tesisi Akış Diyagramı
    Suları Kısmen Yumuşatan, Demir ve Manganı Arındıran Tasfiye Tesisi
    Tadı ve Kokuyu da Kontrol Eden Kimyasal Koagülasyon Tasfiye Tesisi
    Yüksek Bulanıklık, Tad, Koku ve Rengi Kontrol Eden Koagülasyon ve Kısmi Yumuşatma
    Atık Suların Toplanması
    Fosseptik ve Sızdırma Boruları
    Ayrık Sistem Kanal Ağı
    Yeni kurulan şehirlerde ve gelişme bölgelerinde biri yağmur biri de kullanılmış sular için olmak üzere iki kanal sistemi yapılmaktadır. Böylece sistemlere “ayırıcı” veya “ayrık” kanalizasyon sistemi adı verilir. Tipik bir ayrık sistem kanal ağı gösterilmiştir.
    Kullanılmış Suların Arıtma Tekniklerinin Zamanla Gelişimi
    Şematik Bir Kullanılmış Su Tasfiye Tesisi
    Birinci ve İkinci Kademe Kullanılmış Su Tasfiyesi
    Damlatmalı Filtreler
    Damlatmalı Filtre Görünüşü
    Aktif Çamur Tasfiye Tesisi
    Aktif Çamur Tasfiye Tesisi.
    (a) Klasik,
    (b) Kademeli Havalandırmalı,
    (c) Kontakt Stabilizasyon,
    (d) Yüksek Hızlı,
    (e) Uzun Havalandırmalı Sistem
    Aktif Çamur Havalandırma Havuzu Kesitleri
    Su Kalitesi Kontrolü
    Su kaynaklarının muhtemel kullanma şekilleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
     Su yolu taşımacılığı
     Enerji üretimi
     Su temini
    a) Belediyelere
    b) Sanayi kuruluşlarına
     Kullanılmış suların uzaklaştırılmasında alıcı ortam olarak
    a) Belediye kanalizasyon suları
    b) Zirai maksatlar için
    c) Sulama suyu
    d) Çiftliklere içme ve kullanma suyu temini
     Dinlenme ve turistik maksatlar için
    a) Yüzme
    b) Diğer su sporları
    Fosfor, Azot ve Organik Maddelerin Giderilmesi için 3. Kademe Artıma Tesisi Akış Diyagramı
    Oksidasyon Havuzlarında Arıtma Prensibi
    Su Kaynaklarının Yönetim ve Planlaması
    Su kaynaklarının yönetim ve planlanmasında:
     Değişik maksatlar için ihtiyaçlar ve kullanılabilir kaynaklar arasındaki dengenin temin edilmesi
     Su kaynaklarının ekonomik bir şekilde kullanılmasının temini
    a) Endüstride suların tekrar kullanılmasının temini
    b) Evlerde kullanılan sularda israfı önleyici tedbirlerin alınması
     Depolama
    a) Biriktirme yapıları (taşkın kontrolü, kurak mevsim debilerinin arttırılması)
    b) Yer altı sularının suni olarak beslenmesi
     Kirlenmenin önlenmesi (su kaynaklarının korunması idare ve teşkilatların kurulması)
     Tarım sahalarından ve hidrolojik havzadan gelebilecek kirlenmeyi asgari seviyede tutmak için metotların geliştirilmesi
    problemlerine çözüm aranır.
    Su Kalitesi Yönetimi
    Su kalitesi yönetiminin iki ana gayesi:
    1. Mevcut kirlenmenin azaltılması
    2. Yeni kirlenmelere mani olunması
    şeklinde özetlemek mümkündür.
    Su Kalitesi Standartları
    Su kalitesi yönetimi ile ilgili kuruluşlarca iki tip standart kullanılmaktadır:
    1. Alıcı ortam standardı
    2. Deşarj standardı (alıcı ortama boşaltılacak sıvı atıklar ile ilgili)
    Su Kalitesi Ölçmeleri
     Kalite ölçümleri genele olarak kısa ve uzun vadede:
     Su kalitesindeki beklenen değişmelere baz teşkil edecek verilerin (data) elde edilmesi
     Su kaynağının, içme suyu, sanayi ve sulama suyu olarak, dinlenme ve turistik maksatlar için uygunluğunun araştırılması,
     Balıkçılık ve diğer su canlıları bakımından uygunluğunun araştırılması,
     Su yataklarına verilen pissu deşarjlarının kontrolü ve alıcı ortama tesirlerinin incelenmesi
     Su kalitesi standartlarına uygun olup olmadığının tayin edilmesi
     Su yatağının tabi karakteristiklerinin ve özümleme kapasitesinin tespit edilmesi
     Gerek belirli noktalardan verilen ve gerekse yaygın bir şekilde hidrolojik havzadan su yatağına giren kirleticilerin miktar ve özelliklerinin tayin edilmesi
     Kitle halindeki balık ölümleri gibi aniden ortaya çıkan kirlenme problemlerinin araştırılması
     Su kalitesinde değişiklik yapması beklenen deşarjların inşasından önce su kalitesinin mevcut durumunun tespit edilmesi
     Su kalitesi kriterleri ve standartlarının hazırlanması
     Kontrol çalışmalarının su kalitesi üzerindeki etkinliğinin belirtilmesi (su kalitesindeki genel değişme ile)
     Çalışma ortamında kirlenmenin tipinin ve özelliğinin belirtilmesi
     Kullanma maksatlarına uygunluğun devam edip etmediğinin tespit edilmesi
     Kontrol yöntemlerinin ve zaman programlamasının hazırlanması
     Kirleticilerin menşelerinin ve dağılımlarının tespit edilmesi
     Kirleticilerin su yatağında izledikleri yol ve akibetlerinin ve su yataklarının kirleticilere karşı fiziksel kimyasal ve biyolojik tepkisinin araştırılması
     Değişik kontrol yöntemlerinin geliştirilmesi
     Deşarj standartlarının geliştirilmesi
     Su kalitesi ölçümleri için analitik metotlar geliştirmek veya düzeltmeler yapmak için araştırmaların yapılması
     Su kaynağının havzasındaki faaliyetlerinin su kalitesine tesirlerinin incelenmesinde kullanılacak matematik modeller için veri (data) temin edilmesi
     Su kalitesi araştırma tekniklerinin geliştirilmesi
     Su kalitesindeki değişmeleri belirleyerek, kirletici yüklerin düzeltilmesi, alınacak tedbirler ve kontrol çalışmaları için esas teşkil edecek verilerin toplanması
     Su kaynaklarının idaresi ve planlanması çalışmalarında fayda-maliyet analizleri için veri (data) kaynağı olarak hizmet görmesi
     Su kalitesi kontrolü ile uğraşan araştırmacı ve idarecilere öğretici bir çevre kontrolü laboratuvarı hizmetinin temin edilmesi
     maksatları için yapılır.
    Akarsular için Ölçülmesi Tavsiye Edilen Parametreler
     Debi
     Bulanıklık
     pH
     Sıcaklık
     İletkenlik
     Askıdaki katı maddeler (süspansiyon maddeler)
     Klorür
     BOİ (Biyolojik Oksijen İhtiyacı), KOİ (Kimyasal Oksijen İhtiyacı), TOK (Toplam Organik Karbon)
     Çözünmüş oksijen
     Fekal koliform (memelilerin dışkısında bulunan bakteri)
     Azot (organik, amonyum, nitrit, nitrat)
     Fosfor (toplam P, orto fosfat)
     Klorofil (fitoplankton)
    Numune Alma Yerleri
    Dar ve Uzun Baraj Göllerinde Tavsiye Edilen Numune Alma Yerleri
    Katı Atıklar
    Katı atıkları genel olarak aşağıdaki gibi sınıflandırmak mümkündür:
    1. Ev çöpleri
    a) Organik: mutfak atıkları, temek atıkları, kağıt, dokuma ambalaj maddesi (kağıttan, kartondan, plastik ve ahşaptan)
    b) İnorganik: kül ve cüruf, ev eşyası kırıkları (cam, porselen, toprak, demir)
    2. İri ve hurda çöpler: eski ev eşyası, büyük bahçe atıkları, büyük ambalaj, eski araba lastiği v.b. Artıklar
    3. Bahçe atıkları: bitki artıkları, yaprak, ağaç dalları
    4. Cadde süprüntüleri
    a) Organik: Pazar yeri atıkları, cadde ağaçlarının yaprak ve dal atıkları, kağıt atıkları, hayvan pisliği
    b) İnorganik: cadde yüzeyi aşınmaları, kış hizmetlerinde serpieln maddeler, uçucu kül ve toz
    5. Sanayi çöpleri
    a) Organik: besin endüstrisinin üretim atıkları, tabakhane, dokuma fabrikası, kimya fabrikası, ambalaj maddesi, kağıt, karton, plastik ahsaşp atıkları, testere talaşı, cila ve boya
    b) İnorganik: çeşitli endüstri dallarının üretim atıkları, kül ve cüruf, ambalaj malzemesi, çelik, toprak kap, cam v.b.
    6. Mezbaha ve ahır atıkları: bağırsaklar ve işkembe muhtevası, kemik, boynuz, kesilen hayvanların tırnağı
    7. Enkaz ve toprak
    a) Organik: yapı kısmı ahşap ve plastik
    b) İnorganik: taş, toprak, metal parçası
    Katı Atıkların Yönetim Sistemi
    Katı atıkların uygun uzaklaştırılma usullerinin seçimi ve uygulanan planlama ve idare metodlarına bağlıdır. Katı atıkların planlanması ve idaresi pek çok faktörle ilişkilidir. Bunlar arasında ekonomik mühendislik arazi kullanımı çevre düzenlemesicoğrafi ve sosyal faktörler sayılabilir. Şekilde bahsedilen faktörlere göre sistemin optimizasyonu şematik olarak gösterilmiştir.
    Katı Atıkların Planlanması
    Katı atıkların planlanmasında üç faktör göz önünde bulundurulmalıdır.
    1- Katı atıklarınkaynakları ve alınacak tedbirler
    2- Katı atıkların toplanması ve taşınması
    3- Toplanan çöplerin uygun bir şekilde değerlendirilip zararsız hale getirlmesi.
    Bunlar içinde en zoru ve maliyetlisi çöplerin toplanması ve taşınmasıdır. Bununla ilgili şematik gösterim aşağıda verilmiştir.
    Çöp Toplama Sistemi
    Katı atıkların toplanmasının maliyeti ortalama olarak toplam maliyetin %80 ini teşkil eder. Toplama ve taşıma maliyetlerinin azaltılmasının önemli bir yolu büyük şehirlerde ara istasyonların teşkil edilmesidir. Böylece taşıma süresinde araçların ve çalışanların boşta geçen süreleri azaltılmış olur. Ara istasyonlarda biriken çöpler daha büyük vasıtalara yüklenerek (silo) ekonomik bir şekilde son döküm yerlerine götürülür. Bazı hallerde çöpler balya haline getirilmek sııretiyle işleme merkezlerine sevkedilmektedir. Şekilde şematik olarak bir çöp toplama sistemi gösterilmektedir.
    Çöplerin en basit ve ucuz bertaraf edilmesi açık araziye veya denizlere dökülmesidir. Çöplerin denizlere dökülmesi son derece mahzurludur. Çöplerin açık araziye rastgele boşaltılmasına düzensiz veya vahşi depolama denir. Bu yöntem ucuz olmakla beraber fareler, böcekler, koku, yangın çıkma ve patlama ihtimali dolayısıyla mahzurludur.
    Planlı döküm şeklinde çöpler uygun bölgelerde standardlara göre seçilmiş sahalara dökülerek buldozerler tarafından sıkıştırılır ve üzerleri örtülür. Şematik olarak planlı döküm yöntemi aşağıda gösterilmiştir.
    Planlı Döküm
    Çöplerin Bertaraf Edilmesi
    Çöp dökme yerlerinin seçiminde:
     Drenaj probleminin çözülmesi
     Hakim rüzgarlara uygun olması
     Toplama yerinin mesafesi
     Çöp döküm sahasının en son kullanma şekli
    hususları göz önünde bulundurulmalıdır.
    Çöp Yakma Tesisi
    Çöp hacmini azaltmak için toplanan çöplerin özel tesislerde yakılmasından ibaerttir. Çöp hacmini %30-50 arasında nispeten azaltmakta, geriye inert madde bırakmaktadır. Yakma tesislerinin kurulumu ve işletme maliyetleri yüksektir. Tipik bir çöp yakma tesisinin şeması aşağıda verilmiştir.
    Katı Atık Minimizasyonu, Yeniden Kullanım ve Geri Kazanım
    • Katı atık minimizasyonu, daha atığın oluştuğu ilk aşamada katı atık oluşturmayacak veya azaltacak her türlü metot, proses veya işlemler olarak tanımlanır.
    • Yeniden kullanım, genellikle bir ürün veya paketin birden fazla kullanımı şeklinde tanımlanır.
    • Geri kazanım, bir ürünün toplanması, ayrılması, temizlenmesi ve yeniden prosesten geçirilerek satışa sunulabilecek veya kullanılabilecek yeni bir ürün haline getirilmesi olarak tanımlanabilir.
    Katı Atıklardan Bazı Maddelerin Geri Kazanımı
    Çöplerin geri kazanılması işlemlerinden, uzaklaştırılmak üzere geri kalan atık miktarı normal uzaklaştırılması gereken atık miktarının %10 u kadardır. Geri kazanım ile ilgili akış diyagramı aşağıdadır.
    Kompost Yapma Tesisinin Prensip Şeması
    Organik bileşiklerin en uygun değerlendirme şekli katı atıkların kompost gübre yapılarak kullanılmasıdır. Tipik bir kompost yapma tesisinin prensip şeması aşağıdaki gibidir.
    Sürekli Kompost Yapma Tesisi aşağıdaki şekilde görülmektedir.
    Tipik bir kompost yapma tesisi:
    • Çöplerin organik ve inorganik kısımlarının ayrılması (elle veya otomatik)
    • Ayrılan organik kısmın öğütülmesi
    • Öğütülen organik maddelerin açıkta yığınlar halinde veya mekanik olarak humuslaştırılması kademelerinden meydana gelir.
    Çöp İşleme Merkezi
    Malzeme fiyatlarının artması ile şehir çöplerini işleme ve geri kazanma merkezlerine yapılan yatırımlar artmıştır. Bunun için şehirlerin çöplerini toplu olarak kabul eden ve muhtelif maddeleri otomatik olarak ayırarak değerlendiren büyük “çöp işleme merkezleri” kurulmaktadır.
    Tehlikeli Atıklar
     Atıldığı anda veya gelecekte insanlara, bitkilere veya hayvanlara zarar verebilecek her türlü atık veya atıklar bileşeni “tehlikeli atık” sınıfına girmektedir.
     Tehlikeli atıklar çevreye verdikleri zararlar açısından da değerlendirilebilirler. Kısa ve uzun sürede oluşan zararlar olarak ikiye ayırabiliriz.
    Kısa Sürede Oluşan (Akut) Zararlar
     Ağız, solunum veya deri yoluyla alınma sonucu akut zehirlilik
     Kuvvetli paslandırıcılık
     Deri veya gözle temasta zarar verme özelliği
     Yangın tehlikesi oluşturma
     Patlama tehlikesinin bulunması
    Uzun Sürede Oluşan (Kronik) Zararlar
     Uzun süreli maruz kalma sonucunda oluşan zehirlilik
     Kanser yapma özelliği
     Detoksifikasyon proseslerine karşı dirençli olma
     Yüzeysel veya yer altı sularını kirletme potansiyeli
     Koku gibi estetik olarak istenmeyen özellikler
    Hava Kirlenmesi
    Kirleticinin çevrede arzu edilmeyen bir etki yapacak konsantrasyonda bulunması basitçe hava kirlenmesi olarak tanımlanabilir. Atmosferdeki kirleticiler orman yangınlarının dumanları veya volkanlardan çıkan zerrecikler gibi tabii olarak veya otomobil eksoz gazları, sanayii, evsel gibi insani faliyetler sonucu ortaya çıkabilir.
    Bileşen
    Konsantrasyon ppm
    Azot
    Oksijen
    Argon
    Karbondioksit
    Neon
    Helyum
    Metan
    Kripton
    Azot oksidal
    Hidrojen
    780 900,0
    209 400,0
    9 300,0
    315,0
    18,0
    5,2
    1,0 - 1,2
    1,0
    0,5
    0,5
    Ksenon
    Azot dioksit
    Ozon
    0,08
    0,02
    0,01 - 0,04
    Pek çok araştırmacı temiz havanın bileşimini Tabloda verildiği gibi kabul etmiştir. Bu tablodaki gazların temiz bir havayı teşkil ettiği kabul edilirse, bu tabloda bulunmayan herhangi bir maddenin çevrede arzu edilmeyen bir etki yapacak konsantrasyonda bulunması hava kirlenmesi olarak kabul edilmektedir.
    Kirleticiler gaz veya partikül olarak sınıflandırılabilir. Gaz kirleticiler normal basınç ve sıcaklık altında gaz formunda bulunan maddeler ile katı veya sıvı halde bulunan maddelerin buharlarıdan meydana gelir. En önemlileri CO, HC, H2S, NOx, Ozon ve oksitleyiciler ile SOx lerdir. Partikül halindeki kirleticiler menşelerine ve dane büyüklüklerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir.
    Atmosferde Kükürt Dioksit Teşekkülü ve Dağılımı
    Genel olarak hava kirleticilerinin % 18 ini teşkil eder. Bununla beraber kükürt dioksit atmosferdeki çeşitli kükürt bileşenlerinden sadece bir tanesidir. Kükürt bileşenleri arasında, H2S kükürtlü hidrojen gazı, sülfürik asit aerosolleri ve diğer aerosol formundaki sülfat tuzlarını saymak mümkündür. Atmosferdeki kükürt bileşenleri Şekilde gösterilmiştir.
    Atmosferde Azot Dioksit Teşekkülü ve Dağılımı
    Azot oksitler yüksek sıcaklıkta atmosferdeki azotun termal olarak bağlanması neticesinde ortaya çıkar. Normal olarak her yakma tesisinin işletilmesi sırasında sürekli olarak azot diokside (NO2) dönüşen azot monoksit (NO) meydana gelir. NO ve NO2 kirlenme meydana getirir.
    Fotokimyasal Sislerin Teşekkülü
    Hava kirleticilerinin sınıflandırılmasında bir diğer yaklaşım da kirleticileri, birinci ve ikinci tip kirleticiler olarak ayırmaktır. Birinci tip kirleticiler, atmosfere herhangi bir kaynaktan verilen kirleticilerdir. İkinci tip kirleticiler ise birinci tiptekilerin tersine atmosferde teşekkül eden kirleticilerdir. Tabloda ikinci tip bir kirletici olan fotokimyasal smog (dumanlı sis) teşekkülüne ait reaksiyonlar basit olarak gösterilmiştir
    Yukarıdaki tabloda verilen reaksiyonlar, benzin ve diğer yakıtların yanması sonucu meydana gelen ve atmosfere verilen azotoksitlerin nasıl ozon meydana getirdiklerini göstermektedir. Atmosferdeki Azot Dioksitin Fotoelektrolitik Çevrimi aşağıda gösterilmiştir.
    Seçilmiş Gruplar Üzerinde Sağlık Tesirleri
    Hava kirleticilerinin seçilmiş insan grupları üzerindeki tesirleri WHO tarafından araştırılmıştır. Buna örnek olarak aşağıdaki tablodaki değerler verilmiştir.
    Kirleticilerin Bitkilere Olan Tesirleri,
    Hava kirleticilerinin bitkiler üzerindeki tesiri 3 şekilde ortaya çıkar.
    1- yaprak dokularının tahrip edilmesi
    2- yaprakların sararak yeşilliğini kaybetmesi
    3- büyümenin yavaşlaması
    Çeşitli kirleticilerin bitkiler üzerindeki etkisi aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.
    A: Kükürtdioksit,
    B: Flor,
    C: Ozon,
    D: Dumanların tesiri
    Hava kirleticilerinin bitki örtüsü üzerindeki etkisi aşağıdaki şekilde açık olarak görülmektedir. (Bakır İşletmelerinin Bitki Örtüsünü Tahribi)
    Hava Kirlenmesinin hayvanlar üzerindeki etkisi:
    Hava kirlenmesi insanların yanı sıra hayvanların sağlığınada tesir etmektedir. Geçmişte kaza ile meydana gelen büyükhava kirlenmesi vakaları kirleticilerin hayvanları öldürebileceğini doğrulamıştır. Bununla ilgili geçmişte bir çok örnek meydana gelmiştir. (1952 Londra, 1930 Belçika,1948 Pensilvanya)
    Hava Kirlenmesinin eşyalar üzerine tesiri :
    En çok bilinen tesiri bina cephelerinde kumaşlar ve diğer eşyalar üzerinde lekeler meydana gelmesidir. Hava kirlenmesinin malzemeler üzerindeki bir diğer tesiri korozyonu hızlandırmasıdır. Bilhassa SO2 çürümeyi hızlandırmaktadır. Ozon, kauçuk, lastik malzemeler üzerine son derece zararlı tesir yapmaktadır. Bunun yanında H2S kurşunlu boyalar üzerine çok büyük zararlı tesir yapmaktadır.
    Hava Kirlenmesinin sinerjistik etkileri :
    Hava kirlenmesinin tesirleri incelenirken kompleks faktörlerin birlikte tesir etmeleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun en yaygın örneği sinerji olarak bilinen olaydır. Sinerjistik tesir ortamdaki diğer kimyasal maddelerin varlığından etkilenir. Kısaca iki kirleticinin
    beraberce meydana getirdikleri tesir; kirleticilerin ayrı ayrı sebep olacakları etkiden çok farklıdır.
    Hava Kirlenmesi 3 elemandan meydana gelir.
    1-Kirletici kaynağı
    2-kirleticinin hareketi ve taşınması
    3- Kirleticiye maruz kalan unsurlar
    Bu elemanlar aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.
    Kirleticilerin Atmosferde Yayılması
    Yeryüzeyinden uzaya doğru olan ısı iletimi: 1) Sürükleme, 2) Radyasyon ile yayılma, 3) Fiziksel olarak temas (ısı farkından dolayı) ile meydana gelir. Isının radyasyon yoluyla taşınması atmosfere çok az tesir eder. Kirleticilerin atmosferde taşınmasında, periyodik rüzgarlar, bölgenin özellikleri ve diğer meteorolojik şartlar son derece etkilidir.
    Bir Vadide Sıcak ve Soğuk Hava Hareketleri
    Şekilde görüldüğü gibi bir vadideki yerleşim merkezi göz önüne alınırsa geceleyin soğuyan hava yamaçlardan tabana doğru iter. Gece boyunca soğuk hava tabakasının kalınlığı artarak şehir üzerini kaplar ve ertesi gün yavaş yavaş ısınarak kaybolur. Bununla beraber bu soğuk tabaka ekseri sis teşekkülüne sebep olur. Muhtemelen kirlenmiş olan hava kütlesinin dağılması için rüzgarı beklemek gerekir.
    Rüzgar Gülü : Rüzgarın hızı ve yönü rüzgarın geldiği yön esas alınmak üzere rüzgar gülleri ile gösterilir. Aşağıdaki şekilde rüzgar gülüne bir örnek verilmiştir. Bu teknik yardımıyla belirli bir merkezde meydana gelen kirlenmenin hangi kaynaktan dolayı meydana geldiği kolayca anlaşılabilmektedir.
    Isınan Havanın Yükselmesi Isınmış olan hava kütlesi etrafındaki soğuk havaya nazaran düşük basınca sahip olup yukarı doğru yükselir. Bu yükselme sırasında yükselen hava kütlesinin sıcaklığı kuru havada ideal olarak her 100 m de 1oC azalır. Bu şekilde meydana gelen değişmelere “adiabatik değişme” adı verilir. Yükselen hava kütlesinin sıcaklığının yükseklikle değişmesi hızına “adiabatik değişme hızı” adı verilir. ( 1oC/100m). Ancak meteorolojik şartlar ve hava kirlenmesi nedeniyle hava kütlesinin sıcaklığının yükseklikle değişme hızı bazen adiabatik değişme hızının altında bazende üstünde meydana gelir. Adiabatik altı değişme hızında atmosferde “inversiyon” ortaya çıkar. Aşağıdaki şekillerde sıcaklığın yüksekliğe bağlı değişimleri görülmektedir.
    Sıcaklığın Yükseklikle Değişimi
    Sıcaklık İnversiyonunda Sıcaklığın Yükseklikle Değişimi
    Sular karalara nazaran daha fazla ısı tutma kapasitesine sahip olduklarından, ılık havanın denizlerden karaya doğru hareketi halinde kara üzerindeki daha soğuk hava üzerinde kalacağından sıcaklık inversiyonu teşekkül etmiş olur .
    İnversiyon Çeşitleri :
    Kabaca inversiyonlar:
    1) Alın inversiyonu,
    2) Advektif inversiyon
    3) Radyasyon inversiyonu
    olarak üç gruba ayrılır.
    Düşey Doğrultudaki Hava Hareketi
    Atmosferde meydana gelen düşey doğrultudaki hava cereyanlarının kararlılığı büyük ölçüde ortam sıcaklığının yükseklikle değişme hızına bağlıdır. Adiyabatik üstü değişme hızlarında atmosferdeki olaylar son derece kararsızdır. Bu duruma alttaki şekilde gösterilen bir hava parselinin hareketi ile izah etmek mümkündür.
    Adiyabatik Altı Değişme Hızında Hava Hareketi
    Atmosferde bulunan nem hava sıcaklığının azalmasıyla yoğunlaşarak sise sebep olur İnversiyon olayına ilaveten en tehlikeli hava kirlenmesi problemleri sislerle beraber ortaya çıkmaktadır. Su zerreciklerinin sebep olduğu en önemli 3 olay;
    1- Sisler havadaki SO3 ü H2SO4 haline çevirir
    2- Vadilere çöken sisler güneş ışınlarının yeryüzüne tesirini azaltır. Vadilerin ısınması gecikerek geceleyin meydana gelen inversiyon tabakası uzun süre vadi üzerinde kalır. Dolayısıyla kirleticiler ortamdan ayrılmazlar.
    3- Havadaki nem,sıcaklığın yükseklikle değişme hızına dolayısıyla atmosferdeki olayların kararlılığına tesir eder.
    Havadaki nemin yoğunlaşarak yağmur haline gelmesi havanın temizlenmesine sebep olur. Yağmur damlaları kirleticileri yakalayarak beraberinde götürür. Bu olaya havanın yıkanması adı verilir.
    Baca Dumanı Şekilleri
    Atmosferdeki olayların kararlılığı çoğu zaman bacalardan çıkan duman şekillerinden anlaşılabilir. Dumanların şekilleri sıcaklık profiline ve Lapse hızına bağlıdır. Bunların içinde hava kirlenmesi yönünden en tehlikeli olanı fümigasyon (tütsü) şeklinde olanıdır. Bu durumda kirleticiler inversiyon tabakasına yakalanır. Kıvrımlı şekildeki baca dumanları da dumanların yeryüzeyine çarpmaları halinde tehlikeli olmaktadır. Şekilde çeşitli baca dumanı şekilleri görülmektedir.
    Hava Kirlenmesi Kontrolü
    Hava kalitesinin kontrolü ve planlamasında takip edilecek işlemler ve karşılıklı etkileşimler aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.
    Kaynakların Düzeltilmesi
    Kirleticilerin kaynakta kontrolü ve düzeltilmesinde:
     Proses girişlerinin kirleticiyi elimine edecek şekilde seçilmesi,
     Proses girişlerinden kirleticilerin uzaklaştırılması,
     Proseslerin kirleticileri minimum yapacak şekilde işletilmesi,
     Proseslerin kirletici üretmeyen proseslerle değiştirilmesi usullerinde biri seçilebilir.
    Kirleticilerin Toplanması
     Hava kirlenmesi kontrolünün en zor kademesi kirleticilerin toplanmasıdır.
     Hava kirlenmesi problemi ile uğraşan çevre mühendislerinin karşılaştığı en önemli zorluk, sanayi kuruluşlarının emisyonlarını toplu olarak belirli bir noktadan atmosfere vermemeleri halinde ortaya çıkar. Çoğu zaman bazı kontrol cihazlarının sisteme konulmasından önce, sistemdeki kirletici akımını kontrol altına almak gerekir.
    Sıcak Emisyonların Soğutulması
    Emisyonların soğutulması:
    1)Emisyonların seyreltilmesi,
    2) Emisyonların su ile soğutulması,
    3) Emisyonların helezon şeklindeki borulardan geçirilerek soğutulması,
    metodlarından biri ile yapılır. Şekilde çeşitli tipteki soğutucular gösterilmiştir.
    Çökeltme Odaları
    Su tasfiyesindeki çöktürme havuzlarına benzer tarzda geliştirilip emisyonların çıktığı bacalara yerleştirilmiştir. Bu cihazlarda sadece çok iri partiküller tutulabilmektedir.
    Siklonlar
    İri partiküllerin uzaklaştırılmasında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Kirli hava, tabanı konik olan bir silindirin içine çevreden süratli bir şekilde püskürtülür. Bu esnada silindir cidarına çarpan partiküller tabanda birikir ve konik tabanından dışarı atılır. Siklonlar daha ziyade ön tasfiye olarak kullanılır
    Torba Filtreler
    Vakum filtreleri gibi çalışır. Bezden yapılmış torbalar içine gönderilen kirli hava ince tozlarını bırakır. Torba filtreler, mikron mertebesinden daha küçük partiküllerin hemen hemen tamamını uzaklaştırır. Sanayide yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Tek mahzuru sıcaklık ve neme karşı hassas olmasıdır
    Sulu Toplayıcılar
    Pek çok şekil ve biçimde imal edilmektedir. Bunlardan bazıları şekilde gösterilmiştir. Küçük partiküllerin uzaklaştırılmasında etkili bir metoddur. Neticede kirli su ve buhar meydana gelmesi bu cihazların mahzurunu teşkil eder.
    Elektrostatik Yoğunlaştırıcılar
    Elektrik santrallerinde çok kullanılır. Bunun sebebi gerekli enerjinin ucuz bir şekilde temin edilebilmesidir. Partiküller iki yüksek voltajlı elektrot arasında elektronla yüklenerek pozitif yüklü elektrota doğru hareket ettirilir ve ortamdan ayrılmış olur. Bu cihazların hareketli parçaları yoktur. İşletme için elektrik gereklidir. Çok küçük zerreciklerin uzaklaştırılmasında etkili olan bu cihazlar oldukça pahalıdır.
    Adsorbsiyon
    Kirleticilerin tutulmasında aktif karbon gibi adsorblayıcıların kullanılmasıdır. Adsorblayıcılar çok pahalı olup bazı durumlarda bulunmaları zordur. Organik menşeli kirleticiler için daha uygundur. Şekilde,
    a) Gaz kirleticileri toplayan ve adsorbe eden 2 kademeli sistem,
    b) Basit adsorpsiyonu göstermektedir.
    Yakma ve Katalitik Yakma
    Gaz halindeki kirleticileri yakmak suretiyle CO2, H2O ve inert maddelere dönüştüren bir metoddur. Bu metot sadece yanabilen buharlara uygulanabilir .
    Katalitik Yakmada kirleticilerin kimyasal olarak yapısını değiştirecek bir katalizör kullanılır.
    Temizleme cihazlarının zerrecik büyüklüklerine göre seçilmesi gerekir. Dane büyüklüklerine göre uygun metotlar şekilde gösterilmiştir.
    Örnek Problem
    Bir bölgede zemin yüzeyinden itibaren hava sıcaklığının yükseklikle değişimi Tablo’ da verildiğine göre:
    Bu değişimi grafik olarak gösteriniz ve böyle bir bölgede 15, 45 ve 75 m yüksekliğindeki bacalardan atmosfere bırakılan dumanların ne şekilde dağılacağını gösteriniz, sebeplerini açıklayınız.
    Tablo. Sıcaklığın Yükseklikle Değişimi
    Yükseklik (m)
    0
    15
    30
    45
    60
    75
    90
    Sıcaklık C
    21
    18
    16
    18
    21
    18
    16
    Çözüm
    Sıcaklığın yükseklikle değişimi Şekilde gösterilmiştir. Sıcaklığın AB arasındaki değişme hızı: (21-18)/15 = 3/15= 1/5 veya bu hız 20/100ºC/m olarak bulunur. Bu değer 1/100ºC/m den büyük olduğundan bu kısımda “adiyabatik üstü” değişme söz konusudur. BC kısmındaki değişme hızı ise (18-16)/30 = 2/30 = 6,6/100 = ºC/m dir. Bu da 1/100 ºC/m den büyük olduğundan bu kısımda da adiyabatik üstü bir değişme vardır ve bacadan bırakılan gazlar atmosferde kararsız olarak dağılır. CD ve DE kısımlarında inversiyon tabakası teşekkül etmiştir. Bunun için 45 m lik bacadan bırakılan dumanlar bu seviyede sabit kalır. FG bölgesindeki değişme yine adiyabatik üstüdür ve 75 m lik bacadan çıkan dumanlar atmosferde kararsız bir şekilde dağılarak seyrelir.
    Gürültü
     İnsan çevresini ciddi bir şekilde tehdit eden önemli bir problem de “gürültü” dür. Gürültüyü arzu edilmeyen seslerin atmosfere yayılması şeklinde ele almak uygundur.
     Ses ise moleküllerin mekanik titreşimi sonucu meydana gelir ve dalga hareketi ile atmosfere yayılır.
    Sınır Tabakasında Gürültü Dalgalarının Kırılması
    Yeryüzeyindeki bir gözleyiciye göre rüzgârın etkisi Şekilde gösterilmiştir. Bu durumda rüzgârın yönüne göre, kaynağın bir tarafında gürültünün şiddeti artarken diğer tarafında ölü bir bölge ortaya çıkmaktadır.
    Sıcaklığın Tesiri
    Gürültü dalgalarının atmosferdeki hızı hava sıcaklığı ile artar. Halbuki atmosferde hava sıcaklığı yükseklikle azalır. Yükselen gürültü dalgaları düşük sıcaklıktaki bir atmosfer tabakasına girerse yayılma hızını kaybeder ve ses dalgaları iki tabakanın sınırında kırılır. Neticede rüzgarsız bir havada yer yüzeyinden yükselen gürültü dalgaları hız gradyanının büyüklüğüne bağlı olarak bükülür ve kaynaktan belirli mesafelerde ölü noktalar teşekkül etmeye başlar.
    Gürültününü Normal ve İnversiyon Halindeki Atmosferde Yayılması
    İnversiyon tabakasının meydana geldiği hallerde, atmosferde hava sıcaklığı yükseklikle arttığından gürültünün yayılma hızı da yükseklikle artar ve ölü noktalar teşekkül etmez.
    Gürültünün Yansıması
    Absorbsiyonun ve nüfuziyetin küçük olduğu yüzeyler akustik bakımından sert yüzeylerdir. Yatay ve sert bir düzlemdeki gürültü dalgalarının yansıması şekilde gösterilmiştir.
    Gürültü Basınç Seviyeleri
    O dB işitme eşiğini, 120 dB ise işitme organlarında sancıların başladığı değeri gösterir.
    Gürültü Kontrolü
    Gürültünün kontrolü üç seviyede mümkün olmaktadır.
     Meydana getirilen gürültünün azaltılması,
     Gürültünün maruz kalanlara ulaşmasının önlenmesi,
     Maruz kalanların korunması.
    Radyoaktif Atıklar
     Radyoaktif kirlenme yeni bir konu olmayıp nükleer enerjinin ortaya çıkmasıyla başlamıştır. Bu tür kirlenmeye sebep olan atıklar, radyoaktif atıkların bozunmaya uğradıkları ve belirli radyasyonların yayınlandığı atomları içerirler. Bunlar radyoaktif atıklar olarak isimlendirilirler.
    Radyasyonların Özellikleri
    Radyasyonun Organizmalar Arasındaki Geçişleri
    Radyasyon besin zincirine girebilir ve değişik faktörlere bağlı olarak etkisini gösterir. Bu faktörler şunlardır;
     Radyoaktif maddenin özelliği
     Alınan radyoaktif maddenin miktarı
     Vücuttaki birikim yeri
     Biyolojik yarı ömrü
    Radyasyonun İnsana Geçiş Yolları
    İnsan Vücudunun Radyasyona Hassas Bölgeleri
    Radyoaktif Atıkların Giderilmesine İlişkin Güvenlik Standartları
    Bunun için iki temel hedef vardır:
     İnsan ve çevresini radyoaktif atıkların zararlı etkilerinden korumak,
     Atıkları, gelecek nesillerin sorumluluğunu en aza indirecek şekilde gidermek.
    Radyoaktif Atıkların Derin Yeraltı Mağaralarında Uzaklaştırılması




Sitemap    HTML Sitemap

Yandex.Metrica