Haber 7. Uluslararası Iş Sağlığı Ve Güvenliği Konferansı - H. Ahmet Şimşek

Konu, 'Köşe Yazıları' kısmında Serçin YAPRAK tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Serçin YAPRAK

    Serçin YAPRAK TÜİSAG Üyesi



    7. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı

    1.jpg

    5-7 Mayıs 2014 tarihlerinde İstanbul’da ÇSGB (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) tarafından düzenlenen, yurtiçi ve yurtdışından konu üzerinde çalışan ve taraf olan birçok üniversite, sendika, kamu kurumu, firma temsilcileri ile İş Güvenliği Uzmanlarının katıldığı 7. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansına kamuda çalışan İş Güvenliği Uzmanlarının merak ettiği, kamu idarecilerinin ise "yumurtanın kapıya henüz gelmediğini" sandıkları (!) için “pek ilgilenmedikleri ?” bir konu damgasını vurdu.

    Bu konu, Kamuda çalışan A, B ve C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının pek iyi bildiği ancak kamu idarecilerinin işlerine geldiği şekilde anladıkları veya hiç haberdar olmadıkları, söz konusu 6331 sayılı Kanunun Kamuda uygulanmasının 1.7.2016 tarihinde başlayacağı şeklinde yanlış bir algılama ve İGU’lara ödenecek ücret idi.

    Bakanlık yetkililerinin konuşmalarında vurguladığı, Kanunun 1.1.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği; sadece İGU görevlendirmeleri için, Kamuda görevlendirme mecburiyetinin 1.7.2106 tarihine ertelendiği şeklindeydi. Hem Kanunu yürürlüğe sokuyorsun, hem de işi yapacak en önemli personelin görevlendirmesini neden erteliyorsun? Sorusu aklımızdan geçmesine rağmen; doğrusu bu idi, fakat eksikti. Yani tabiri caizse bankayı kurdum, ama veznedar görevlendirmesini 2,5 sene sonra yapacağım diyorsun! Müşteriler parayı bankaya getirip içeri sağa sola atacaklar, para çekecekler de içeri girip sağdan soldan para alıp gidecekler! Öyle mi?

    Madem Kanun yürürlükteydi, peki, o zaman: Kanunda İGU’lar tarafından yapılması gerekenler arasında yer alan risk değerlendirmesi, tüm çalışanların iş güvenliği eğitimleri, acil durum planları, kurul üyeliği ve dolayısıyla iş güvenliğine aykırı durum ve davranışların tespit edip kurul toplantılarına getirilmesi ve kayıt altına alınması işlerini yürütecek en önemli personel olan İGU’lara, yine aynı Kanun içinde açıkça yazılı olan ücret ödenebilecek miydi? Kamu kurumlarının bu ücreti, 1.7.2016 tarihinden önce ödemeye yanaşmadıkları, ödememek için ipe un serdikleri yani oraya buraya yazılar yazıp görüş sorarak vakit doldurdukları ama bir yandan da kendi çalışanları arasından kendi imkanları ile belge sahibi olan personelini Kanunun emrettiği işleri yapmakla görevlendirdikleri bilinen bir durum idi… Ücretin ödenebileceği bir türlü açıkça belirtilemedi…

    Nihayet, aranan kan ve doğru adam başka bir kamu kurumundan bulundu ve kürsüye geldi, kendisine herkes tarafından can havli ile yazılı veya sözlü olarak sorulan veya sorulmaya çalışılan o cevapsız biricik soruya, adeta parmağını taşın altına koyarak, konuşması esnasında doğrudan cevap verdi; 7. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansının son gününde konuşan Devlet Personel Başkanlığının o yetkilisi, özetle: genel olarak az tehlikeli olan kamu işyerlerinde iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi mecburiyetinin 1.7.2016 tarihinde başlayacağını; ancak, RD (Risk Değerlendirmesi), eğitim, acil durum planları, kurul üyeliği için gerekli çalışmalarda İGU (İş Güvenliği Uzmanı) gerektiğinden, görevlendirmelerin öncelikle belgesi olan kurum çalışanları arasından şu anda da yapılabileceğini ve görevlendirilenlerin 6331 sayılı Kanunda açıkça belirtilen ücretlerinin ödenebileceğini, bu konuda bir tereddüt olmaması gerektiğini, kurum çalışanı olmaması halinde veya istenirse dışarıdan da (OSGB'lerden) hizmet alınabileceğini net olarak belirtti.

    1.7.2016 tarihinin Kanunun uygulanmasına başlangıç tarihi olarak değil, İş Güvenliği Uzmanı görevlendirme için son tarih olarak anlaşılması gerektiğini ifade etti.

    İstiyorlarsa, kamu kurumları yetkililerinin, kendilerinden ve Maliye’den yazılı bilgi isteyebileceklerini belirtti. Soluna, sağına baktı; Maliye temsilcisi oturuma katılmamıştı ve Kongreye davetli olup da katılmayan tek yetkili idi…

    Buna karşılık, o ana kadar, her boydan ve her mevkiden ÇSGB yetkili ve uzmanlarının, bir açıklama ihtiyacı içinde olan Kamu çalışanı İş Güvenliği Uzmanlarına verdikleri cevaplar, tam da "her kafadan ayrı bir ses çıkıyor" tabirine uyuyordu. Bu işin sahibi ve bu konuda çok bilgili olması gereken ÇSGB yetkilileri ve uzmanları, İGU görevlendirme mecburiyetinin başladığı en geç tarih olan 1.7.2016 tarihine kadar Kanunun yapılmasını emrettiği işlerde ve kurul üyeliğinde görevlendirilecek kamudaki İGU'ların ücret almadan tabiri caizse *angarya olarak çalışmasını öğütlediler! Ücret almadan çalıştığınız bu süre içinde C sınıfı iseniz süreniz dolar, B sınıfı uzman olursunuz gibi öğütlerle babanın evladına yapmayacağı (!) lütuflarda bulundular! Kamuda bu işleri siz yapmazsanız, onlar da gider OSGB'lerden (Ortak Sağlık Güvenlik Birimi) hizmet alır, size de ücret vermezler, oh ya! Demeye kadar işi vardırdılar!..

    Biz de diyoruz ki, yolunuz yokuş, anca gidersiniz!... Burası T.C. ve angarya yasak; 6331 sayılı Kanunda açıkça yazılı olduğu şekilde 1.200,- TL civarındaki bir ücreti ödememek için OSGB'lere binlerce TL ödeyecekseniz, size “güle güle ve hayırlı işler” diyoruz; kamu kurumlarındaki kurul üyeliklerine de İGU olarak OSGB patronlarını atarsınız olur biter!..

    Kendi yazdığınız 6331 sayılı Kanunda ödeneceği açıkça belirtilen kamuda görevlendirilecek İGU’lar için ödenecek 1.200,- TL ücretin ödenip ödenmeyeceğini, Kanunun yürürlüğe girmesinin üzerinden 1 seneden fazla zaman geçmesine rağmen henüz kestiremediyseniz, bari DPB ve Maliye’ye birer yazı da siz yazın da şu işin Allah rızası için açıklığa kavuşturulmasında bir gayretiniz olduğu görünsün!..


    *angarya
    a. (anga'rya) 1. Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. 2. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş. 3. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. 4. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. 5. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. 6. mec. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş: “Vazifelerini bir angarya gibi yaparlar.” -Ö. Seyfettin.

    b. Angarya, Osmanlı devletinde de kullanıldı. Ağanın toprağında kiracı olan köylü hem kira verir, hem de yılda genelde iki ay toprak sahibi için çalışırdı. Tanzimat Fermanıyla yasaklandı. Ama ağalar karşı çıkınca uygulamaya konamadı. Islahat Fermanı'nda (1856) angaryanın kaldırıldığı bir kere daha ilan edildi. 1876 Kanun-i Esasi'si "savaş dönemleri hariç elkoyma ve angarya yasaktır" der. 1982 Türkiye Cumhuriyeti anayasası de "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır" der ve şöyle bir açıklama getirir: "Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz".


    H.Ahmet ŞİMŞEK

    Kaynak: http://www.ulusalpost.com/7-uluslararasi-is-sagligi-ve-guvenligi-konferansi-446yy.htm




     
    trapezuslu, polat1980 ve Gülşen ÇETİN bu yazıya teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica