Bir Insan Hakkı Olarak Iş Güvenliği

Konu, 'Önerilen Ve Son Çıkan Kitaplar' kısmında ISG-isg tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. ISG-isg

    ISG-isg ISGfrm Çalışma Birimi



    Son yıllardaki kazalar artık Türkiye’de sosyal barışı etkiler, haneleri perişan eder bir düzeye gelmiştir.[​IMG]
    Önce sürüp giden facia ile yüzleşmek için Mimarlar ve Mühendisler Odası’nın derlediği son rakamları verelim.
    2007-2012 yıllarında Tuzla tersanelerinde yaşanan kazalarda yaklaşık 500 işçi, Ocak 2008 İstanbul Davutpaşa’da, şehrin göbeğindeki tümüyle ‘kaçak işyerinde’ meydana gelen patlama sonucu 23 işçi, 2010′da 43′ü yeraltında, 18′i de yerüstünde olmak üzere Türkiye’deki maden ocaklarında toplam 61 kazada 61 kişi yaralandı, 105 kişi öldü. Buna 2011 Ağustos ayında Zonguldak Karadon Madenleri’nde can veren 30 madenciyi de ilave edelim. Şubat 2011 Ankara Ostim OSB’de meydana gelen patlamada 20 işçi, Şubat 2011′de Kahramanmaraş Afşin kömür sahasında toprak kayması sonucu 10 işçi, 24 Şubat 2012′de Adana Kozan Baraj inşaatında baraj kapağının patlaması sonucu 10 işçi ve son olarak İstanbul Esenyurt AVM inşaatında çıkan yangında 11 işçi hayatını kaybetti.
    Her yıl oluşan binlerce kaza, ölüm, yaralanma, hastalık, maddi zarar, telafi edilemez manevi kayıplar, SGK’nın ödemek zorunda kaldığı tazminat ve sağlık harcamaları, mahkemelerdeki binlerce dava, Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki kötü sicili, vatandaşlar arasındaki sosyal barışın bozulması Türkiye’de bir iş sağlığı ve güvenliği açığının bulunduğunu göstermektedir. Çalışma Bakanlığı, geçen sene kayıt dışı olanlar hariç, kaza ve hastalıkların maddi boyutunu yaklaşık 6 milyar dolar olarak açıkladı.
    Türkiye iş kazalarında Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü. Birincilik için Çin’le yarışıyor. Aslında, Çin’in nüfusu, coğrafi ve iktisadi büyüklüğü, kalkınma düzeyi, insan hakları rejimi gibi hususlar dikkate alındığında, yani ‘birim başı’ bakıldığında Türkiye’nin Çin’i fersah fersah geçtiği rahatlıkla görülüyor.
    Türkiye’de pek gündeme bile gelemeyen bir de vahim bir ‘çevre felaketi’ vardır. Sapanca Gölü, Eber Gölü, (Erzincan) Karasu Deresi, Gebze Dilovası derken liste uzayıp gidiyor. Türkiye’de belki de en büyük çevre felaketi, ranta teslim olan, ‘kendi kendini denetleyen’ belediyecilik ve şehircilik anlayışıdır.
    Yüzü Avrupa’ya dönük Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği (İSG) ve çevre felaketinde Çin ile yarışır durumda olması, Türkiye’nin ilkesiz bir vahşi kapitalizm tehdidi altına girdiğini, adeta Avrupa fasonculuğunun ölüm üssü ve çöplüğü haline gelmekte olduğunu göstermektedir. Sanayi Bakanlığı, yayınladığı sözde sanayi strateji belgesinde ‘Avrasya’nın üretim üssü olmayı’ merkeze almış durumda. Mevcut zihniyetle gidersek bunun adı ‘toplu intihardır’.
    Bu yazı serisinde Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki görüş, değerlendirme ve önerilerimizi sıralayacağım. Yeri gelmişken bir zihniyet deşifresi yapayım. Bu öneriler, bir işadamları derneğinin raporu için en az bir sene önce hazırlanmıştı. Araştırmaya, bilgiye ve uzmanlığa dayanan ve vicdanı da elden bırakmayan bu öneriler reddedildi. Dendi ki, ‘Yönetim kurulundan bir işadamı okudu. Bu öneriler çok fazla solcu ağzıyla kaleme alınmış. Böyle rekabet edemeyiz. Bizi Ankara’da hükümete ve bürokrasiye karşı zor duruma düşürebilirmiş.’ İSG ile ilgili uzman-akademisyen önerilerini bir esnaf okuyor ve reddediyor, iyi mi! Bilim adamına bakış bu. Üstelik kendisini ilgilendiren ‘denetim ve düzenlemeye’ eyvallah demesi bekleniyor. Türkiye’de garibanlar bu kafadaki sözde işadamı ve girişimcinin ellerinde katlediliyor. Ve hükümetin bu konulara bakışını bulanıklaştıran, hükümeti şaşı hale getiren işte bu işadamı telkinleridir. Gelecek yazıda size, reddedilen İSG önerilerini sıralayacağım.
    i.Öztürk Zaman



     
    volkan seven, MUSTAFA TAHA, reaxi ve 1 kişi daha buna teşekkür etti.
  2. volkan seven

    volkan seven TÜİSAG Üyesi



    merakla bekliyoruz tşkler



     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica