Bilgilendirme Biyolojik Riskler- Bulaşici Hastaliklar

Konu, 'Biyolojik Tehlikeler ve Kontrolü' kısmında Hüseyin KORKMAZ tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Hüseyin KORKMAZ

    Hüseyin KORKMAZ TÜİSAG Üyesi



    BİYOLOJİK RİSKLER- BULAŞICI HASTALIKLAR


    BİYOLOJİK RİSKLER
    SAĞLIK KURUMLARINDA MESLEKİ TEHLİKE OLARAK ENFEKSİYON RİSKİ
    GİRİŞ:
    Belirli tehlikeler 17.yy’dan beri vurgulanıyor olsa da, sağlık çalışanları karşı karşıya bulundukları mesleki risklerle yeterince ilgilenmemişlerdir. Hastane ve tıbbi araştırma merkezlerindeki birçok ciddi tehlikeye karşın da, sağlık ve güvenlikle ilgili kurallar sıklıkla ihmal edilmiştir. İlginçtir ki, sağlık çalışanları çoğu zaman, kendi tıbbi bilgileri ve çevrelerindeki profesyonel meslektaşları sayesinde korunmaya gereksinimleri yokmuş gibi davranırlar. Bundan başka, tanı ve tedavi amacıyla kullanılan yeni teknik ve ilaçların sonradan çıkan yan etkileri de nadir olmayarak sağlık çalışanları ve ailelerinin sağlığını tehlikeye atmıştır (İyonize radyasyon, sitostatik ilaçlar, anestetik gazlar gibi).
    Tehlikeler, sağlık bakımının yapıldığı her yerde olmakla birlikte, en büyük risk hastane ve araştırma merkezlerinde çalışanlar için söz konusudur. Meslek hastalıklarının ekonomik sonuçları; kaybolan işgücünü, bunun yarattığı mali kayıp, tıbbi bakımın maliyeti gibi parametrelerle ölçülebilir. Ama aslında sonuçlar kişi ve ailesi için ekonomik, fiziksel ve psikolojik hasarların ötesine gitmektedir: Düşüklerde artış, konjenital malformasyonlar, prematür doğumlar, düşük kilolu bebekler, perinatal ölümler ve mutasyon hızında artma gibi (Görüldüğü gibi konu son derece ciddidir).
    Sağlık çalışanları çeşitli ölçütler kullanılarak sınıflandırılabilirler. En çok risk altındakiler, “doğrudan hastayla veya hastalığın tanısıyla ilişkili medikal veya paramedikal çalışanlar” genel başlığı altında toplanabilirler.
    ENFEKSİYON RİSKİ:
    Sağlık çalışanlarının taşıdığı enfeksiyon riski, tarihsel olarak ilk tanımlanan risktir. Yıllar boyunca birçok sağlık çalışanı araştırma yaparken veya hastalıklarla savaşırken kaçınılmaz olarak hastalanmış ve bazıları yaşamını yitirmiştir. Sağlık çalışanlarında enfeksiyon riskinin genel nüfusa göre neden yüksek olduğunu daha kolay anlamak için kısaca enfeksiyon zinciri kavramını gözden geçirmekte yarar vardır.
    Enfeksiyon Zinciri:
    Enfeksiyon hastalığı; enfeksiyon etkeni ile duyarlı kişi arasındaki ilişkiden kaynaklanır. Etken ve duyarlı kişinin arasına bulaşma yollarını da koyarsak enfeksiyon zinciri tamamlanır.
    Etken kişinin kendisinde yerleşik idiyse iç kaynaklı (endojen), dışarıdan alındıysa dış kaynaklı (ekzojen) enfeksiyondan bahsedilir.
    Belli başlı dört adet bulaşma yolu vardır:
    1. Temas
    2. Ortak kullanılan cansız maddeler (su, yiyecek, süt ürünleri vb.)
    3. Hava
    4. Vektörler (etkeni taşıyan canlılar)
    Çevre, enfeksiyon zincirinin tüm halkalarını kapsayan bir rol oynar. Şimdi enfeksiyon zincirinin halkalarına ve çevre etmenine tek tek bakalım:
    1. Enfeksiyon Etkeni:
    Etken herhangi bir mikroorganizma olabilir (bakteri, virüs, mantar, parazit, riketsiya veya klamidya). Bir enfeksiyon etkeninin hastalık yapabilme yeteneği patojenite; etkenin ağır veya öldürücü bir hastalık tablosuna yol açma yeteneği ise, virülans olarak tanımlanır. Sağlık hizmeti verilen birimlerde, özellikle hastanelerin belirli bölümlerinde patojenitesi ve virülansı çok yüksek dirençli mikroorganizmaların varlığı ve yoğunluğu iyi bilinen ve araştırmalarla saptanmış bir olgudur. Hastane enfeksiyonu etkenleri hastalarla birlikte, sağlık çalışanlarını da tehdit eder. Bir mesleki gerçeklik olarak bu tür mikroorganizmalarla enfekte olmuş hastalarla karşılaşma sıklığı da, çok yüksektir.
    2. Bulaşma Yolları:
    Biraz yukarıda belli başlı bulaşma yollarına değinildi. Enfeksiyon etkenleri açısından ne kadar zengin olduğuna değindiğimiz ayaktan ve yataklı tedavi kurumları, tanı ve araştırma laboratuvarları bu etkenlerin her türlü bulaşma yolu için en elverişli ortamlardır.
    3. Duyarlı Kişi (Konakçı):
    Enfeksiyon zincirinin son halkasıdır. Çalışma koşulları gereği olarak, çeşitli mikroorganizmaların kişinin çeşitli yerlerinde kolonize olma olasılığının yüksekliği yanında, özgün olmayan ve özgün kişisel savunma mekanizmalarının, yine ağır çalışma koşullarının yarattığı stress ve normal nüfusa göre fazla olduğu gözlenen bazı sağlık bozucu alışkanlıkların da etkisiyle yeterince işlev görmediği durumlar söz konusu olabilir.
    Çevre etmeni ise zincirin tümünü kapsar. Isı değişiklikleri, nem, radyasyon, hava basıncı, hava akımının hızı, kimyasal maddeler, gazlar ve toksinler gibi faktörler enfeksiyon oluşumunu etkilerler. Patoloji, mikrobiyoloji, biyokimya laboratuarları; radyoloji ve radyoterapi bölümleri; ameliyathaneler başta olmak üzere sağlık kuruluşlarının görev yapılan her bölümünde bu etmenlerin olumsuz etkileri söz konusudur.
    EN SIK GÖRÜLEN ENFEKSİYONLAR:
    Sağlık çalışanlarında sık görülen enfeksiyonların etkenlerine göre sınıflandırılması:
    1. Bakteriyel Enfeksiyonlar: Tüberküloz, Menengokoksik Menenjit, Gastrointestinal Sistem Enfeksiyonları, Lejyoner Hastalığı, Difteri, Boğmaca.
    2. Viral Enfeksiyonlar: Hepatit-B, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, su Çiçeği veya Varisella Zoster, Herpes Enfeksiyonları, Sitomegalovirüs Enfeksiyonları, Edinsel Bağışıklık Yetersizliği Sendromu.
    3. Diğerleri: Histoplazmosis vb.
    Önce, bu enfeksiyonlara karşı alınacak genel önlemler tablolar halinde gösterilecek, daha sonra en sık görülen enfeksiyonlar ana hatları ile tanıtılacaktır.
    A. Genel Önlemler:
    1. Periyodik taramalarla duyarlı kişi saptanması,
    2. Personel eğitimi,
    3. Çalışırken uyulacak hareket tarzlarının belirlenmesi,
    4. Laboratuar mimari yapılarının işlevlerine uygunluğu,
    5. Uygun yalıtım ve dezenfeksiyon önlemleri,
    6. Enfeksiyon taraması için epidemiyolojik sistem,
    7. Aktif immünizasyon (aşılanma).
    B. Duyarlı kişiyi tanıma ve alınması gereken önlemler:
    Risk Tanıma Yöntemi Önlem
    Hepatit-B Serolojik testler Aşılanma
    Tüberküloz PPD taraması-Akciğer grafisi İzleme-profilaksi-tedavi-aşılanma
    Kızamıkçık Serolojik testler (özellikle kadınlarda) Aşılanma
    Tetanos Öykü alma Aşılanma
    Difteri Öykü alma Aşılanma
    Kabakulak Serolojik testler Aşılanma
    Kızamık Serolojik testler Aşılanma
    Influenza İmmün durum ve yaş saptanması Aşılanma
    Menengokok Enfeksiyonu Resüstasyon derecesinde temas Kemoproflaksi
    Polio Serolojik testler Aşılanma
    C. Duyarlı çalışanların “kesin izolasyon” koşullarına uymalarını gerektiren hastalıklar ve koşullar
    Hastalık İzolasyon Koşulları
    Faringial difteri Herkes için maske
    Viral hemorajik ateş Herkes için eldiven
    Pnömonik veba Herkes için önlük
    Su çiçeği El yıkama
    Yaygın Varisella Zoster Kontamine eşyanın yok edilmesi
    D. Duyarlı çalışanların “solunum izolasyonu” koşullarına uymaları gereken hastalıklar ve koşullar
    Hastalık İzolasyon Koşulları
    Döküntülü viral hastalıklar Yakın temastakiler için maske
    Kabakulak, Boğmaca, El yıkama
    Meningokoksik enfeksiyonlar,
    Hemofilüs enfeksiyonları, Eritema İnfeksiyosum Kontamine eşyanın yok edilmesi
    E. Duyarlı çalışanların “enterik izolasyon” koşullarına uymalarını gerektiren hastalıklar ve koşullar
    Hastalık İzolasyon Koşulları
    Tüm ishaller Kirlenme olasılığı varsa önlük
    Hepatit-A Gerekirse eldiven
    Viral meninjit, perikardit,myokardit, ensefalit El yıkama
    Tifo Kontamine eşyanın yok edilmesi
    F. Duyarlı çalışanların “kan ve vücut sıvıları izolasyonu” koşullarını uymalarını gerektiren hastalıklar ve koşullar
    Hastalık İzolasyon Koşulları
    Hepatit-B Kirlenme olasılığı varsa önlük
    Hepatit-C Temas varsa eldiven
    Edinsel Bağışıklık Yetersizliği Sendromu El yıkama
    Leptospirosis Kontamine eşyanın yok edilmesi
    Sıtma İğne batmasına önlem
    Frengi Dökülen kanın hipokloritle silinmesi
    G. Laboratuvarlarda Alınması Gereken Genel Güvenlik Önlemleri:
    1. Ağızla pipet kullanılması yasağı,
    2. Pipetle çalışırken baloncuk oluşmasına dikkat edilmesi,
    3. Pipet yerine iğne ve şırınga kullanılmaması,
    4. Özelerin kullanılmadan önce soğutulması,
    5. Tüp kapakları açıldığında tüpün ağzının alkollü bez ile örtülmesi,
    6. Tüm tehlikeli işlemlerin “Biyolojik Güvenlik Kabini”nde yapılması,
    7. Santrifüj işleminin iyi havalandırılan bir odada yapılması, sağlam plastik tüp kullanılması,
    8. Parenteral enjeksiyon ve aspirasyonun iğnesi kilitlenen enjektörle yapılması, iğne enjektörden ayrılırken alkollü bezle tutulması,
    9. Kullanılmış iğne ve enjektörlerin doğruca dar ağızlı sağlam kaplara atılması,
    10. Tüm kontamine materyalin atılmadan önce otoklavdan geçirilmesi,
    11. Tüm kontamine cam ve pipetlerin otoklava gitmeden önce dezenfektanlı kaplarda toplanması,
    12. Laboratuvarlarda yemek, içmek ve sigara içmenin yasaklanması,
    13. Çıkarken ellerin yıkanması, önlüklerin laboratuvarlarda bırakılması,
    14. Serum veya örnek saklanan buzdolabında yiyecek bulunmaması.
    H. Tıbbi Araçların Temizlenmesi İçin Rehber
    Sınıflama Tanım Örnek Asgari dezenfeksiyon düzeyi Malzeme
    Kritik Doğrudan kan akımı, vücudun steril bölgesine giren nesne Cerrahi araçlar, kalp kateterleri, implantlar, kalp-akciğer oksijenatörü parçaları Sterilizasyon Buhar, etilen oksit, kimyasal sterilizanlar
    Yarı-kritik Sağlam mükoz zarlarla temas eden nesne Fiberoptik endoskoplar, endotrakealtüp,
    anestezi solunum aracı Güçlü kimyasal dezenfeksiyon veya nemli pastörizasyon Glutaraldehit,
    hidrojen peroksit,
    etil alkol, klor
    Kritik değil Sağlam cilt ile temas eden nesne Tansiyon aleti
    EKG aleti, vb. Temizleme veya düşük düzeyde sterilizasyon
    Bu tabloda yer alan ve öncelikle hastaları korumayı amaçlayan bu önlemler, sağlık çalışanlarını korumak için de geçerlidir.
    I. Sağlık Çalışanları İçin Önerilen Aşılar:
    Aşı Endikasyon Doz Şeması Kontrendikasyon
    Hepatit-B İleriki bölümlerde değinilecek
    Kızamık Aşı öyküsü, geçirilmiş hastalık öyküsü, saptanabilen antikor seropozitifliği En az 3 ay arayla 2 doz Gebelik, yumurta, neomisin anaflaksisi öyküsü, ağır ateşli hastalık immün baskılanma, yakın zamanda immünglobulin enjeksiyonu
    Kabakulak Üstteki gibi Tek doz Üstteki gibi
    Kızamıkçık Aşı öyküsü veya antikor seropozitifliği olmayanlar Tek doz Üstteki gibi
    İnfluenza Yüksek risk altında çalışanlar, kronik hasta bakımıyla uğraşanlar, 65 yaşından büyükler Geçerli aşıyla her yıl Yumurta allerjisi öyküsü
    Tetanos Yetersiz aşı öyküsü Birer ay arayla 3 doz,
    10 yılda bir tekrar Önceden veya ilk doz sonrası nörolojik veya allerjik öykü verenler
    Polio Aşı öyküsü veya antikor seropozitifliği olmayanlar 1-2 ay arayla 3 doz
    Bu aşamaya kadar kadar, sağlık çalışanlarının en sık karşılaştıkları enfeksiyon riskleri ve bunlara karşı alınabilecek önlemler özetlenmiştir.
    Bütün bu önlemlerin alınması periyodik eğitim, taramalar ve elbette bir örgütlenme gerektirir. Bugün için bu gereksinmeyi karşılayacak ve sağlıklı işleyen yapılar yoktur. Hastaneler için, tüm sağlık çalışanlarının temsil edilebildiği enfeksiyon kontrol komiteleri ve bunlarla işbirliği içinde çalışacak, çalışma yaşamındakine benzer bir işyeri sağlık birimi – işyeri hekimliği kurumu boşluğu doldurabilir. Talebimiz böyle bir örgütlenme olmalıdır. Sağlık Ocakları için ise bölge merkezleri düzeyinde benzer kurumlar oluşturulmalıdır.
    Bu tür örgütlenmelerin eksikliği yanı sıra, halen var olan sorunlar aşağıdaki gibi özetlenebilir.
    1. Sağlık çalışanlarının karşılaştıkları riskler ve alınacak önlemler konusunda bilgi ve ilgi eksiklikleri (hekimler başta olmak üzere),
    2. Maske, eldiven, dezenfeksiyon, sterilizasyon vb. kolaylıklarının pek çok kurumda olmayışı,
    3. Serolojik tanı testlerinin ancak büyük merkezlerde yapılabilmesi,
    4. Aşı ve immünglobulinlerin ithal edilmesi, her zaman bulunmaması ve pahalılığı.
    Görülebileceği gibi bu sorunların çözülmeleri merkezi düzeyde bir irade, yönlendirme ve eşgüdüm varlığına yakından bağlıdır. Bugünkü yapıda bu eksikliklerin muhatabı Sağlık Bakanlığı ve Hükümet tir.
    Aşağıdaki bölümde sağlık çalışanları için riskli görülen enfeksiyonlar ana hatlarıyla tanıtılacaktır.
    1.HEPATİT-B:
    Etken: Bir DNA virüsüdür.
    Bulaşma Yolu:
    En iyi tanımlanmış yollar kan ve kan ürünleri ile temas ve cinsel ilişkidir. Ancak, virüs vücut doku ve sıvılarının pek çoğundan izole edilmiştir. Türkiye gibi görülme sıklığının yüksek (erişkin nüfusta virüsle karşılaşma oranı %70-80 dolayında tahmin ediliyor. Bu oranın %8 kadarı HBsAg taşıyıcılarına aittir.) olduğu ülkelerde taşıyıcı veya hasta anneden bebeğe bulaşma ve aile içi temaslarla bulaşma oranları da yüksektir.
    Epidemiyoloji:
    Önemli bir kişi, yer, zaman ayrımı yoktur. Kanla sık teması olanlar (sağlık çalışanı ve hasta olarak), homoseksüeller, !-V- yolla ilaç bağımlıları, taşıyıcı anne bebekleri, huzurevi, düşkünler yurdu vb. gibi yerlerde yaşayanlar daha çok risk altında olarak tanımlanırlar. Ancak bu tanımlama, HBsAg görülme sıklığının %1’in altında olan ülkeler için daha çok geçerlidir.
    HBsAg görülme sıklığının %8 dolayında olduğu bizimki gibi ülkelerde, risk çok daha yaygın kesimleri kapsar.
    Örneğin ülkemizde yapılan araştırmalarda, sağlık çalışanlarıyla normal nüfus arasında HBsAg taşıyıcılığı açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu durum sağlık çalışanlarının risk altında olmadığını değil, bütün toplumun risk altında olduğunu vurgular.
    Risk altındaki sağlık çalışanları ve bulaşma yolları: Genel nüfusda HBsAg görülme sıklığı %1’in altında olan ülkelerde kanla sık teması olan sağlık çalışanları risk altında kabul edilir. Bunlar; kan bankaları, dializ üniteleri, laboratuarlar, diş klinikleri, hemotoloji-onkoloji bölümleri, ameliyathane gibi birimlerde çalışanlardır.
    Bilinenler dışında hastalardan sağlık çalışanlarına özel bir bulaşma yolu gösterilememiştir. Risk, kan ve kan ürünleriyle doğrudan temas sıklığı ve sağlık merkezlerine başvuranlarda Hepatit-B enfeksiyonu sıklığı ile ilgilidir.
    En iyi bilinen bulaşma şekli enfekte bir iğne veya kesici materyalin batması ile olandır. Bu durumda virüs bulaşma olasılığının %20-30 dolayında olduğu bildirilmektedir. Cilt kesileri ve göz gibi organlardaki müköz zarlar da virüsün kolaylıkla geçmesine izin verir. Laboratuvar işlemleri ve enfekte materyalin taşınması sırasında hastalık bu yolla bulaşabilir.
    Türkiye’de genel nüfusta HBsAg görülme sıklığının yüksek olması, çeşitli minör bulaşma yollarının katkısı ile tüm sağlık personelinin risk altında olduğunu söylememize olanak sağlar. Birçok sağlık ocağı, dispanser ve hastanemizdeki olumsuz çalışma koşulları, Hepatit-B enfeksiyonundan korunma önlemlerinin uygulanmasına engel olabilmektedir.
    Örneğin akar suyu ve lavabosu olmayan odalarda günde yüzden fazla hasta bakılan sağlık kuruluşlarımız vardır. Bir kez kullanılıp atılan şırınga, iğne, eldiven vb. gibi malzeme ülkenin önemli bir bölümünde halen bulunmamaktadır. Hastaların doku ve mukozalarıyla temas eden çeşitli tanı ve tedavi araçlarının yeterince sterilize edilmesi, pek çok sağlık kuruluşunda teknik nedenlerle olanaksızdır. En önemlisi de, hekimler dahil olmak üzere sağlık çalışanları ve sağlık yöneticileri, hastalığın bulaşma yolları ve basit korunma yöntemleri konusunda eğitimsizdirler.
    Sonuç olarak; Türkiye’de başta kanla sıkı teması olanlar olmak üzere tüm sağlık çalışanlarını Hepatit-B için risk altında saymak gerekir.
    Klinik Özellikler:
    Kuluçka süresi 1-6 ay arasında, ortalama üç aydır.
    Akut enfeksiyon %90’a varan oranda sarılık olmaksızın geçer. Bu durumlarda çoğunlukla hastalık tanınmaz, ancak rastlantısal olarak serumda ALT ve AST bakılırsa tanınma şansı vardır. Sarılık gelişirse genellikle bir kaç hafta sürer ve geçer.
    Hastalığın altında yatan olay, üreyen virüse karşı vücudun bağışıklık sisteminin cevabı sonucu karaciğer hücrelerinin yok olmasıdır.
    Sarılıkla geçen akut dönemde karaciğer yetmezliğinden ölüm olasılığı 1/1000 kadardır.
    Hepatit-B virüsü ile karşılaşanların %10 kadarında hastalık kronikleşir. Akut dönemi sarılık olmaksızın geçirenlerde bu oranın daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Kronikleşmeyen durumlarda karaciğer hasarı tamamen düzelir.
    Kronikleşme tanısı, virüsün çoğaldığını gösteren serolojik işaretlerin ve serum ALT, AST düzeylerinin 6 ay boyunca düzelmemesi ile düşünülür ve karaciğer biobsisi ile kesinleştirilir.
    Kronikleşen hastaların yaklaşık 2/3’ünde karaciğer hasarı hafiftir ve siroz gelişmez. 1/3’ünde ise kronik aktif hepatit sözkonusudur. Kronik aktif Hepatit-B tanısı alanlarda, bazen 10 ila 30 yıl sonrasında bile olsa, siroz gelişme olasılığı yüksektir. Bu hastalarda aynı zamanda, Hepatoselluler karsinoma riski de yüksektir.
    Sağlıklı taşıyıcılık tanımı; HBsAg pozitifliğinin sürdüğü, virüsün çoğaldığına ilişkin başka işaretlerin bulunmadığı, serum ALT ve AST düzeylerinin normal olduğu durumlar için kullanılır. Bu durum, karaciğer hasarının olmadığı bir tür kronikleşme olarak da görülebilir.
    HBsAg’yi kullanarak çoğalabilen ve delta virüsü olarak bilinen etkenin neden olduğu kronik hepatitler üstteki hesaplara dahil değildir.
    Tanı: Hepatit-B tanısı, serum ALT ve AST düzeylerinin yükselmesiyle ve aşağıdaki tabloda görülen ve virüse ait serolojik işaretler veya işaretleyicilerin gösterilmesiyle konur.
    Durum HBsAg AntiHBs Anti Hbc HBeAq AntiHBg
    IgM IgG
    Kuluçka dönemi sonları + - - - +/- -
    Akut hastalık +/- - + + +/- -
    Sağlıklı taşıyıcı + - +/- +++ - +
    Kroniklik + - +/- +++ + -
    Yakın zamanda geçirilmiş - ++ +/- ++ - +
    Çok eskiden geçirilmiş - +/- - +/- - -
    Aşılanmış - ++ - - - -
    Tedavi:
    Akut dönemde özgün bir tedavisi yoktur. Kronik aktif hepatitlerde, bazı koşullarda alfa interferon tedavisi ile kısmen başarılı sonuçlar alındığı bildirilmektedir.
    Korunma:
    Bütün bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi korunma yöntemlerini iki ana başlık altında toplayabiliriz:
    a- Kaynak ve bulaşma yollarına yönelik olanlar,
    b- Sağlam insanlara yönelik olanlar.
    İlk grupta yer alan önlemler arasında; iyi hijyenik koşulların sağlanması, kan ve kan ürünlerinin kontrolü bulaşma yolları ve korunma yöntemleri konusunda sağlık çalışanları ve riskli grup üyelerinin eğitimi, Virüs taramaları, bildirim zorunluluğu, sağlık kurumlarında bir defalık eldiven, şırınga, iğne vb kullanımı sayılabilir. Bu önlemler dikkatlice uygulandığında hem nüfusun bütününde, hem de sağlık çalışanlarında Hepatit-B riski azalır. Ancak bütün bu önlemlerin eşgüdümlü olarak uygulanması ve başarı sağlanması bazı koşullara bağlıdır. Toplumun genel eğitim düzeyi, kültürel ve davranışsal kalıplar, sağlık hizmetlerinin nitelik ve niceliksel düzeyi, parasal kaynak düzeyi, yani kabaca bir kaç sözcükle ifade edersek “toplumun gelişmişlik düzeyi“ ilk gruptaki önlemlerin başarılı olmasında büyük ölçüde belirleyiciliğe sahiptir.
    Sağlam insanlara yönelik önlemlerin en başında aktif bağışıklama gelir. Hepatit-B’ye karşı, insan plazmasından üretilen aşı 1982, Gen mühendisliği teknolojisiyle üretilen aşılar 1986 yılından bu yana dünya ölçeğinde kullanılmaktadır.
    Aşıya ve aşılanma şemasına ilişkin bilgiler ve kimlerin aşılanması gerektiği tablolar halinde aşağıda sunulmuştur.
    A. Hepatit-B Aşısına İlişkin Temel Bilgiler
    (Plazma aşısı ile gen mühendisliği ürünü olanlar arasında hiçbir önemli farklılık yoktur)
    Koruyuculuk Yan Etkiler Kontrendikasyon
    %90-95 -Enjeksiyon yerinde ağrı (%5-20)
    -Hafif bulantı, halsizlik (%10-15 (birkaç gün)
    YOK
    B. Perkütanöz Temas Profilaksisi
    Temas eden Kaynak HBsAg (+)
    veya olasılık yüksek HBsAg (-)
    Aşılı Anti Hbs düzeyi yetersiz ise 0.06ml/kg HBIG + 1 doz aşı Hiç bir şey gerekmez
    Aşısız 0.06ml/kg HBIG + Aşı serilerine başla Aşı serilerine başla
    AŞI ŞEMASI = 0.,1. ve 6. aylarda 20 mg İ.M. (deltoid kas içine)
    Daha hızlı antikor oluşumu sağlamak için önerilen 0.,1., 2. ve 12. aylarda toplam 4 dozluk şemanın önemli bir üstünlüğü olduğu gösterilmemiştir.
    C. Aşılanması Gereken Sağlık Çalışanları
    Yer Risk Altındaki Birimler Risk Altındaki Çalışanlar
    Genel nüfusta HBsAg görülme sıklığının %1’den az olduğu ülkeler Cerrahi bakım ve dializ üniteleri, Acil bakım birimleri, laboratuvarlar Çene cerrahları, Diş hekimleri, Cerrahlar, Pataloglar, Acil bakım ve dializ çalışanları, Doğum çalışanları
    Türkiye Her yer Tüm sağlık çalışanları
    Aşılanma ile oluşan anti Hbs düzeyinin 5-6 yıl koruyuculuğunu sürdürdüğü bildirilmektedir. Buna göre 5-6 yılda bir, dozun tekrarlanması gerekebilir.
    Aşılanmamış veya aşıya karşı antikor oluşmamış duyarlı kişilerde (HBsAg ve Anti Hbs negatif kişiler) Hepatit-B immün Globulini (HBIG) ile pasif olarak korunmak olanaklıdır. İğne batması türü bir kazada ilk 48 saat diğer temaslarla ilk 7 gün içinde HBIG üstteki tabloda gösterilen dozda uygulanmalıdır. Bu bulunamıyorsa Standart immün Globulin (SIG) kullanılabilir. Antikor cevabı alınmayan ve bağışıklık sisteminde eksiklik olan kişilerde 4 ayda bir 5-10 ml SIG uygulanması önerilmektedir. Burada bir parantez açarak önemli bir noktaya değinmek gerek. HBIG, Hepatit-B’ye karşı bağışık kişilerin plazmalarından hazırlanır. Yurtiçinde üretilmediği için ithal edilir ve çok pahalıdır. Türkiye’de 1980’li yıllara kadar SIG üretilirdi ve genel nüfusta Hepatit-B virüsü ile karşılaşma oranı %60-80 tahmin edildiğinden, yerli SIG’in Hepatit-B’ye karşı koruyuculuk açısından HBIG’den fazla farkı yoktur. Ancak çok uluslu büyük şirketlere bağımlı “anti ulusal“ sağlık politikası bizleri hem HBIG ve SIG’i zorlukla bulmaya, hem de boşuboşuna döviz ödemeye mahkum etti. Halen bu “ulusal” diyerek pazarlanan politikaların gerçek yüzünü sanırım bu örnek iyi göstermektedir.
    Buraya kadar söylenenleri özetlersek, Türkiye’de kaynak ve bulaşma yollarına yönelik önlemlerin sağlık kurumlarında bile eksiksiz bir biçimde yerine getirilmesi zordur. Oysa, yukarıda belirtilen önlemlerin uygulanması için yurt ölçeğinde çaba gösterilirken, sağlık çalışanlarının vakit yitirilmeden Hepatit-B’ye karşı aşılanması gereklidir. Aşılamada hedef, duyarlı, yani HBsAg ve anti HBs’si negatif tüm sağlık çalışanları olmalıdır. Duyarlı kişilerin saptanması için HBsAg ve anti HBs ölçümleri her ilimizde en azından “reverse passive haemagglutination” yöntemiyle yapılabilir. Bütün büyük illerimizde “ELİSA” yöntemiyle test yapmak olanaklıdır.
    İsteklerimiz ne olmalı?
    Sorunlar;
    a-Sağlık çalışanlarının bilgi eksiklikleri,
    b- Tarama ve aşı maliyetlerinin yüksekliği,
    c- İşveren konumundaki özel ve kamuya ait sağlık kurumlarının duyarsızlık ve sorumsuzlukları şeklinde sıralanabilir.
    İlk sorun, diğer ikisinin aşılması önünde engeldir.
    Sağlıklı yaşam ve çalışma koşullarına sahip olmaya ilişkin bütün diğer koruyucu önlemler için geçerli olduğu gibi Hepatit-B’ye karşı aşılanmak sağlık çalışanlarının özlük hakkı olarak kavranmalı ve işveren konumundaki kuruluşlardan istenmelidir. Bu istemin sendika aracılığı ile örgütlü biçimde ortaya konması halinde yerine getirilme şansı olması doğaldır.
    Sağlık çalışanları, öğrencilik dönemlerinde bir sağlık kuruluşunda çalışmaya başlarken Hepatit-B yönünden taranmalı ve duyarlı olanlar aşılanmalıdır. Bütün öğretim kurumları kamuya ait olduğuna göre, bu bir devlet yükümlülüğü sayılmalı ve tümüyle ücretsiz olmalıdır. Bu sistem yaygınlaşıncaya kadar, özel veya kamuya ait sağlık kuruluşları işe girenlerden aşı belgesi istemeli veya tarama yapmalı, çalışanları taramak ve aşılamakla yükümlü olmalıdır.
    Sağlık çalışanları olarak bu konuda unutmamamız gereken bir görev de, Hepatit-B’nin önemli bir halk sağlığı sorunun olması dolayısı ile, ilk anda HBsAg taşıyıcısı anne bebekleri olmak üzere, tüm bebeklerin rutin Hepatit-B aşısı olmalarının bir devlet görevi olarak benimsenmesi ve uygulanması içn baskı yapmaktadır. Bu gerçekleşirde tüm halkın ve dolayısıyla biz sağlık çalışanlarının hepatit-B sorunu kökten çözülecektir.
    2- Edinsel Bağışıklık Yetersizliği Sendromu
    (EBYS, İngilizce yazılışının kısaltılmışı ile AIDS)
    Etken bir virüstür. İnsan bağışıklık yetersizliği virüsü (Human immun deficiency virüs HIV) Bulaşma yolları ve risk altında kabul edilen gruplar Hepatit-B’ye çok benzer.
    Virüs özellikle hücresel savunma sistemini çökertir.Bunun sonucu oluşan enfeksiyonlar ve/veya bazı kanserler hastalık tablosuna ve giderek ölüme yol açar. Virüsün organizmaya girmesi ile ölüm arasında yıllarca, hatta 10 yılı çok aşkın süreler olabilir.
    Sağlık çalışanları için Hepatit-B’ye göre çok daha küçük bir risk oluşturduğu söylenebilir. Bir iğne kazasında bile Hepatit-B’nin bulaşma şansı %20-30 iken, EBYS için bu oran 1/650 dolayında hesap edilmektedir. Bunun, birim kan miktarına göre partikül sayısının Hepatit-B virüsüne göre çok düşük olmasından kaynaklandığı sanılmaktadır.
    Tanı, serumda virüse karşı antikor gösterilmeyle konur. Bu durumdaki bir kişi -henüz- sağlam taşıyıcılıktan, ölümcül duruma kadar uzanan bir spektrum içinde olabilir.
    Özgün bir tedavi yöntemi yoktur. Henüz etkin bir aşı geliştirilememiştir.
    Korunma, kan ve vücut sıvılarıyla bulaşan hastalıklara karşı alınacak önlemler çerçevesindedir.
    3- Hepatit-C
    Etken bir virüstür. Bulaşma yolları Hepatit-B’ye benzer. Kan nakilleriyle bulaşma riski daha yüksektir.
    Tanısı, virüse karşı serumda antikor gösterilmesiyle konur. Hepatit-B’ye göre kronikleşme hızı daha yüksektir.
    Özgün bir tedavi ve aşısı yoktur.
    Korunma, kan ve vücut sıvılarıyla bulaşan hastalıklara karşı alınacak önlemler çerçevesindedir.
    4- Hepatit-D veya Delta Hepatit
    Etken çoğalmak için mutlaka HBsAG’ye ihtiyaç gösteren bir virüstür.
    Bu nedenle, kronik Hepatit-B hastalarını ve HBsAG taşıyıcılarını tehdit eder.
    Hepatit-B’ye karşı korunma aynı zamanda Hepatit-D’ye korunma demektir.
    5. Diğer Virus Enfeksiyonları
    Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği, influenza, herpes zoster, sitomegalovirüs enfeksiyonları vb.gibi enfeksiyonlar duyarlı sağlık çalışanlarının tehdit ederler. Bütün bu enfeksiyonlar genellikle erişkin yaşlarda daha ağır setreder. Çocuk hastaları ve doğum bölümleri başta lmak üzere özellikle poliklinik hizmeti verilen her birimde çalışan duyarlı kişiler için risk vardır. Kızamıkçığın hamileliğin ilk dönemlerinde geçirildiği zaman fetüste anomaliye yolaçabileceği bilinmektedir.
    Bu hastalıkların influenza hariç hepsini serolojik testlerle tanımak ve kişinin duyarlı olup olmadığını saptamak olanaklıdır. Su çiçeği, herpes ve sitomegalovirüs enfeksiyonları hariç hepsinin etkin aşıları vardır.
    Korunmak için yapılması gereken, duyarlı olup olunmadığını saptayarak duyarlı kişilerin aşılanmasıdır.
    Adenovirüslerle oluşan faringokonjiktüval ateş ile keratokonjuktivite karşı, özellikle ikincisinde oftalmolojik sıvı ve aletlerin kontamine olmamasına ve parmak temasından sonra el yıkamaya dikkat etmek gerekir.
    Çocuk hastalıkları bölümlerinde çalışanlar, respiratuvar sinsityal virüs enfeksiyonlarına (solunum yolunu tutar) sık yakalanırlar, fazla önemli değildir.
    6- Tüberküloz
    Eskiden çok daha büyük risk olduğu kabul edilen bu hastalık halen de önemini korumaktadır.
    Bugün için en önemli tehlike, tedavi gören tüberkülozlu hastalardan çok, başka nedenlerle yatan ve basil saçan hastalardan kaynaklanmaktadır. Patologlarda halen en çok risk altındaki grup olmaya devam etmektedirler.
    Korunma; periyodik akciğer grafisi ve PPD taramaları, bazı özel durumlarda ilaçla korunma ve aşılanmanın bileşimi ile gerçekleştirilir.
    7. Gastroenteritler
    Yiyecek kökenli tüm enfeksiyöz enteritler, her yerde olabileceği gibi sağlık kurumlarında da olabilirler. Fazla önemli değildir.
    8. Meningokoksik Enfeksiyonlar
    Meningokoksik menenjitli veya meningokoksemili hastalarda çok yakın (ağızdan ağıza solunum vb. gibi) temaslarda, birkaç gün rifampisin alarak korunmak gerekir.
    9. Diğer Bakteriel Enfeksiyonlar
    Tetanus riski çok yüksek değildir. Ama %100 korunabilir bir hastalık olduğu için mutlaka aşılanmak gerekir.
    Difteri için de benzer şeyleri söylemek olanaklıdır.
    Boğmaca erişkinlerde hafif geçer. Aşılanmak fazla önerilmemektir.
    Tifo ve brusellozis genellikle laboratuvar kazaları ile bulaşırlar. Laboratuvarda güvenlik önlemlerine dikkat etmek gerekir.
    Lejyoner hastalığı bir cins pnömonidir. Havalandırma sistemlerinde vb bulunan durgun suların kontaminasyonundan kaynaklandığı sanılmaktadır. Ölümle sonuçlanan vakalar bildirilmiştir. Şimdilik en geçerli korunmanın erken tanı ve tedavi olduğunu söylemek yanlış olmaz.
    10. Diğerleri
    Histoplazmasis sistemik bir mantar enfeksiyonudur.Genellikle laboratuvar kazaları sonucu oluşur.
    Son yıllarda çeşitli yabancı ülkelerde kanamalı ateş denen ciddi klinik tabloya neden olan bazı virüsler gösterilmiştir. Ülkemizde durum bilinmemektedir. Bu tür hastalara karşı, kesin izolasyon gerektiren hastalıklara karşı alınacak önlemlere dikkat edilmelidir.
    KAYNAKLAR
    1- Akalın, H.E., Akova, M.: Sağlık Personelinin İşle İlgili İnfeksiyon Hastalıkları Riski. “Sağlık Personelinin Mesleki Riskleri”nde. Ankara, H.Ü. Tıp Fakültesi Mezunlar Derneği Yayını
    2- Arıoğlu, S., Kana T., Akalın, E.: Kan Donörlerinde HBsAg Prevalansı.“1. Ulusal İnfeksiyon Hastalıkları Kongre Kitabı”nda. Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Yayını, No.11, 1987.
    3- Centers for Disease Control: Inactivated Hapetitis B Virus Vaccine . Morbid . Mortal . Week., Rep. 31:318, 1982.
    4- Centers for Disease Control: Recommendations of the immunization Practices Advisory Committee Update on Hapetitis B Prevention . Morbid . Mortal . Week . Rep. Vol.36, no 23, 1987.
    5- Deinhart, F., Gust. I.D.: Viral Hepatitis. Bulletin of the World Heath Organization. 60(5), 1982. s.677-679.
    6- Diri, C.: Türkiye’de Sağlık Personeline Yönelik Aktif İmmünizasyonun HBV Enfeksiyonundan Korunma Yöntemleri Arasındaki yeri. Yayınlanmamış Araştırmaç, 1989.
    7- Doebbeling, B.N., Wenzel, P.P.: Nosocomial Viral Hepatitis. “Principles and practise of İnfectious Diseases” de. (Ed. Mondell, G., Douglas, R.G. Jr., Bennet, J.E.) New York, Churchill Livingstone, 1990.
    8- Fişek, N. :Bulaşıcı Hastalıklarla Savaş Esasları. Epidemoloji Ders Notları. H.Ü. Toplum Hekimliği Enstitüsü yayını. Ankara, 1970.
    9- Gestal, J.J.: Occupational Hazards in Hospitals: Risk of infection. British Journal of Industrial Medicine. 44:435-442, 1987.
    10- Gözdaşoğlu, R. Dağalp, K. Kutluay, I.: Hastane Personelinde Hepatit-B Yüzey antijen ve antikor oranı – Türkiye Klinikleri Tıp Bilimleri Araştırma Dergisi.
    Cilt 1, 1983.
    11- Martin, M.A., Wenzel, R.P.: Sterilization, Disinfection, end Disposal of Infectius Waste. “Principles and practice of Infectious Diseases” de (Ed. Mondell, G., Douglas, R.G. Jr., Bennet, J.E.) New York, Churchill Livingstone, 1990
    12- Oral, B., Diri, C. Türkyılmaz,: S.B. Ankara Hastanesi Çalışanlarında Mevcut ve Geçirilmiş Hepatit B İnfeksiyonu İmmünolojik İşaret Prevelansları. Türk Hij. Den. Biyo. Dergisi, No.46, 1989.
    13- Özgüven, Ö. Manoğlu, K., Sebik, K.: Türk Kan Donörlerinde Hepatit-B Surface Antijeni Sıklığı. Ege Üniversitesi Tp. Fak. Dergisi.17, 1978.
    14- Robinson, W.S.: Hepatitis B Virüs and Hepatitis Delta Virus.”Principles and Practice of Infectious Diseases” de. (Ed. Mondell, G., Douglas, R.G. Jr., Bennet, J.E.) New York Churchill Livingstone, 1990.
    15- Viral Hepatitis Management, Standarts for the Future. Abstracts. Cannes, 1992.
    Biyolojik etmenler veya bulaşıcı hastalık etmenleri sağlık çalışanlarına solunum, enjeksiyon, sindirim veya fiziksel temas yoluyla geçer. Bulaşmada, etken sayısı, etkenin bulaşıcılığı ve kişinin direnci belirleyicidir.
    Her sağlık kuruluşunda hastalık bulaşma olasılığını en aza indirmek üzere bir politika belirlenmeli ve bu politika bir enfeksiyon denetim yönergesinde somutlaştırılmalıdır.
    Bulaşıcı hastalıklar
    İşverenlerin sorumlulukları
    Çalışanların sorumlulukları
    Temizlik hizmetleri
    Çamaşır hizmetleri
    Standart önlemler



     
    ay_iz, hafizegönen ve raths bu yazıya teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica