Haber Danıştay'dan Karar!!!

Konu, 'İş Güvenliği Uzmanlığı İle İlgili Haberler' kısmında Serçin YAPRAK tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Serçin YAPRAK

    Serçin YAPRAK TÜİSAG Üyesi



    Danıştaydan "İş Güvenliği Uzmanı" Tanımı

    Danıştay 10. Dairesi, iş güvenliği uzmanlığının, yapılan işin niteliği gereği sadece mühendis, mimar ve teknik elemanlarca yapılabilecek bir iş olduğuna hükmetti-Daire, sadece mühendis, mimar ve teknik elemanlarca yapılabilecek bir iş olan iş güvenliği uzmanlığı tanımının, idari denetim, inceleme ve soruşturmayla görevli ve yetkili müfettişleri de kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören yönetmeliğin dayanağı Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna vararak, konuyu Anayasa Mahkemesine taşıdı-Gerekçeden:-"İş güvenliği uzmanlarının, görevlerini gereği gibi yerine getirebilmeleri için koşullarını denetleyeceği üretim alanıyla ilgili teknik bilgiye sahip, konusunun uzmanı, yapılacak işin niteliğine uygun eğitim almış kişiler arasından seçilmeleri gerekmektedir"

    Danıştay 10. Dairesi, iş güvenliği uzmanlığının, yapılan işin niteliği gereği sadece mühendis, mimar ve teknik elemanlarca yapılabilecek bir iş olduğuna hükmetti.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, 11 Ekim 2013'te yürürlüğe giren İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin, bazı hükümlerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açmıştı.

    Danıştay 10. Dairesi, dava konusu yönetmeliğin dayanağı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesindeki "iş güvenliği uzmanı" tanımının Anayasa'ya uygun olup olmadığını inceledi.

    Daire, "iş güvenliği uzmanı" tanımını, idare denetim, inceleme ve soruşturmayla görevli müfettişleri de kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören yönetmeliğin dayanağı Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna vararak, Anayasa Mahkemesine başvurdu.

    Başvuru gerekçesinden


    Dairenin başvuru gerekçesinde, Kanun'da, "İş Güvenliği Uzmanı"nın, "Usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanı ifade eder" kuralına yer verildiği belirtildi.

    Bu kanuna dayanılarak hazırlanan İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'te de iş güvenliği uzmanı tanımının bu yönde değiştirildiği hatırlatıldı.

    Anayasa'nın "kanun önünde eşitlik" ilkesine vurgu yapılan gerekçede, Anayasa'nın 49. maddesinde de "Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır" kuralına yer verildiği kaydedildi.

    Gerekçede, bu düzenlemenin, çalışma hayatına atılan kişilerin sağlığı ve güvenliklerine verilen değeri göstermesi bakımından önemli olduğu ifade edildi.

    Uluslararası sözleşmeler

    Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) İş Sağlığı, Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin 155 sayılı Sözleşmesi ile İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin Sözleşmesi'nin Türkiye'de 2004 yılında onaylandığı hatırlatılan gerekçede, sözleşmelerde, iş sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin sürekli şekilde geliştirilmesinin üstlenilmesi gerektiği konusunun vurgulandığı belirtildi.

    Anayasa'nın 90. maddesindeki, uluslararası sözleşmelerle yasaların farklı hükümler içermesi halinde, uluslararası sözleşmelerin esas alınacağı hüküm nedeniyle ILO sözleşmelerinin birer iç hukuk kuralı haline geldiği vurgulandı.

    Gerekçede, Türkiye'nin tarafı haline geldiği milletlerarası sözleşmelerle ana hatları belirlenen, iş güvenliği alanında çalışma hayatının gerekli kıldığı yasal düzenlemeleri yapma konusunda yasama organının yükümlülüğünün doğduğunun da kabulü gerektiği ifade edildi.

    Çalışma hayatında yaşanan sorunların en önemlileri
    İş kazaları ve meslek hastalıklarının, çalışma hayatında yaşanan sorunların en önemlilerinden olduğuna işaret edilen genelgede, bu nedenle, iş sağlığı ve güvenliği konusunun, sadece ekonomik bir sorun değil, toplumsal boyutları da bulunan teknik bir konu olarak kabul edilmesi gerektiği kaydedildi.

    ILO verilerinin, Türkiye'nin ölümlü iş kazaları konusunda en yüksek orana sahip ülkeler arasında bulunduğunu gösterdiği aktarılan gerekçede, 6331 sayılı Kanun'un da iş kazaları ve meslek hastalıklarının olabildiğince azaltılması amacıyla çıkarıldığı ifade edildi. Gerekçede, şu tespitler yapıldı:

    "İş sağlığının korunması ve iş güvenliğinin sağlanması ise hangi sektörde olursa olsun işçilerin bedensel, ruhsal, sosyal durumlarını mümkün olan en üst düzeye çıkarmak, işçilerin çalışma koşulları yüzünden sağlıklarının bozulmasını önlemek, işçileri çalışmaları sırasında sağlığa aykırı etkenlerden ve tehlikelerden korumak, işçilerin fizyolojik ve psikolojik durumlarına en uygun mesleki ortamlarda çalışmalarını sağlamakla mümkün olabilecektir.

    Görüldüğü üzere, iş sağlığı ve güvenliği, çalışma hayatına ilişkin teknik bilgi birikimi, teknik uzmanlık gerektiren bir konudur. İş yerlerinin çalışma koşullarının işçiler üzerindeki etkileri, meslek hastalığı veya iş kazalarının önlenmesi için alınması gereken tedbirler gibi teknik konular, faaliyette bulunulan sektöre göre değişkenlik gösterebilir. İş güvenliği uzmanlarının, görevlerini gereği gibi yerine getirebilmeleri için koşullarını denetleyeceği üretim alanıyla ilgili teknik bilgiye sahip, konusunun uzmanı, yapılacak işin niteliğine uygun eğitim almış kişiler arasından seçilmeleri gerekmektedir. İş güvenliği uzmanlığı, yapılan işin niteliği gereği teknik bilgi gerektiren bir mesleki faaliyettir."

    "Çalışma barışını da bozar"

    Gerekçede, Kanun'un "iş güvenliği uzmanlığı" tanımında, iş sağlığı ve güvenliği alanında Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, mühendis, mimar ve teknik elemanlara yer verilmişken, buna "bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler" ibaresi eklenerek, iş güvenliği uzmanlığının, sadece mühendis, mimar ve teknik elemanların yapabileceği bir iş olmaktan çıkarıldığı bildirildi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu'nda görev yapan müfettişlerin, hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, idari bilimler, işletme gibi sosyal bilimler bölümlerinden mezun oldukları hatırlatılan gerekçede, şöyle denildi:

    "Bu haliyle yapılan işin niteliği gereği sadece mühendis, mimar ve teknik elemanlarca yapılabilecek bir iş olan iş güvenliği uzmanlığı tanımının, idari denetim, inceleme ve soruşturmayla görevli ve yetkili müfettişleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi ve kavram karışıklığına yol açması nedeniyle Anayasa'nın hukuk devleti, eşitlik ilkelerine aykırı, çalışma barışını bozucu nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır."

    Kaynak: AA



     
    HAKAN UĞURLU bu yazıya teşekkür etti.
  2. krmgny

    krmgny TÜİSAG Üyesi



    Sıkıntılı bir karar! o kadar çok kişi aldı ki sertifikayı.. Klasik yurdum manzarası anlayacağınız. Plansız programsız altyapısız başlanan bir iş sonunda madur olan bir sürü insan.Sertifika alıp bu işi yapmayan sadece sertifikasını işleten çok kişi var.Sertifikasını alıp bir köşede dursun diyende çok kişi oldu.Ama asıl problem danıştay kararında beriltilen mesleklerden olmayanlardan sertifikasını alıp bu işi yapmaya başlayanlarda yani aktif olarak çalışanlarda.Bu arkadaşlarımızın allah yardımcısı olsun görünen o ki sıkıntılı bir süreç onları bekliyor..



     
  3. Gülşen ÇETİN

    Gülşen ÇETİN TÜİSAG Üyesi

    Danıştay 10. Dairesi, iş güvenliği uzmanlığının, yapılan işin özelliği gereği sadece mühendis, mimar ve teknik elemanlarca yapılabilecek bir iş olduğuna hükmetti. İş güvenliği uzmanı olabilmek için para verip eğitim alarak sertifika sahibi olan binlerce kişiye Danıştay'tan şok karar çıktı. Danıştay 10. Dairesi, iş güvenliği uzmanlığının, yapılan işin niteliği gereği sadece mühendis, mimar ve teknik elemanlarca yapılabilecek bir iş olduğuna hükmetti. Böylece sertifika alıp iş güvenliği uzmanı olarak çalışmak isteyen 250 binden fazla kişinin bu planları tehlikeye girdi.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, 11 Ekim 2013'te yürürlüğe giren İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin, bazı hükümlerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açmıştı.

    Danıştay 10. Dairesi, dava konusu yönetmeliğin dayanağı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesindeki "iş güvenliği uzmanı" tanımının Anayasa'ya uygun olup olmadığını inceledi. Daire, "iş güvenliği uzmanı" tanımını, idare denetim, inceleme ve soruşturmayla görevli müfettişleri de kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören yönetmeliğin dayanağı Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna vararak, Anayasa Mahkemesine başvurdu. Gerekçede ise, Türkiye'nin ölümlü iş kazaları konusunda en yüksek orana sahip ülkeler arasında bulunduğu hatırlatıldı. Gerekçede şu tespitler yapıldı; "Görüldüğü üzere, iş sağlığı ve güvenliği, çalışma hayatıyla ilgili teknik bilgi birikimi, teknik uzmanlık gerektiren bir konudur. İş güvenliği uzmanlarının, görevlerini gereği gibi yerine getirebilmeleri için şartlarını denetleyeceği üretim alanıyla ilgili teknik bilgiye sahip, konusunun uzmanı, yapılacak işin niteliğine uygun eğitim almış kişiler arasından seçilmeleri gerekmektedir. İş güvenliği uzmanlığı, yapılan işin niteliği gereği teknik bilgi gerektiren bir mesleki faaliyettir."

     
    Cüneyt Şahin bu yazıya teşekkür etti.
  4. Gülşen ÇETİN

    Gülşen ÇETİN TÜİSAG Üyesi

  5. Ahmet ÖZKUL

    Ahmet ÖZKUL TÜİSAG Üyesi

    Danıştay 10. Dairesi, iş güvenliği uzmanlığının, yapılan işin özelliği gereği sadece mühendis, mimar ve teknik elemanlarca yapılabilecek bir iş olduğuna hükmetti. İş güvenliği uzmanı olabilmek için para verip eğitim alarak sertifika sahibi olan binlerce kişiye Danıştay'tan şok karar çıktı. Danıştay 10. Dairesi, iş güvenliği uzmanlığının, yapılan işin niteliği gereği sadece mühendis, mimar ve teknik elemanlarca yapılabilecek bir iş olduğuna hükmetti. Böylece sertifika alıp iş güvenliği uzmanı olarak çalışmak isteyen 250 binden fazla kişinin bu planları tehlikeye girdi.
    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, 11 Ekim 2013'te yürürlüğe giren İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin, bazı hükümlerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açmıştı.
    Danıştay 10. Dairesi, dava konusu yönetmeliğin dayanağı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesindeki "iş güvenliği uzmanı" tanımının Anayasa'ya uygun olup olmadığını inceledi. Daire, "iş güvenliği uzmanı" tanımını, idare denetim, inceleme ve soruşturmayla görevli müfettişleri de kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören yönetmeliğin dayanağı Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna vararak, Anayasa Mahkemesine başvurdu. Gerekçede ise, Türkiye'nin ölümlü iş kazaları konusunda en yüksek orana sahip ülkeler arasında bulunduğu hatırlatıldı. Gerekçede şu tespitler yapıldı; "Görüldüğü üzere, iş sağlığı ve güvenliği, çalışma hayatıyla ilgili teknik bilgi birikimi, teknik uzmanlık gerektiren bir konudur. İş güvenliği uzmanlarının, görevlerini gereği gibi yerine getirebilmeleri için şartlarını denetleyeceği üretim alanıyla ilgili teknik bilgiye sahip, konusunun uzmanı, yapılacak işin niteliğine uygun eğitim almış kişiler arasından seçilmeleri gerekmektedir. İş güvenliği uzmanlığı, yapılan işin niteliği gereği teknik bilgi gerektiren bir mesleki faaliyettir."

     
  6. Ahmet ÖZKUL

    Ahmet ÖZKUL TÜİSAG Üyesi

    İşte Danıştay Kararı...
    [​IMG] [​IMG] [​IMG] [​IMG] [​IMG] [​IMG] [​IMG] [​IMG] [​IMG]



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
    Emine G. bu yazıya teşekkür etti.
  7. Ahmet ÖZKUL

    Ahmet ÖZKUL TÜİSAG Üyesi

    Bu Kararları Yorumlayacak Hukukçu Arkadaşlar Yorumlarınızı Bekliyoruz...

     
  8. imsiyat

    imsiyat TÜİSAG Üyesi

    bu kararla neler değişti ?

    anladığım kadarıyla ,
    " 6331 sayılı yasanın 3. maddesinin birinci fıkrasının F bendinin değiştirilmesi istendiğini aynı zamanda 28792 sayılı resmi gazetede yayınlanan ilgili yönetmeliğinin Geçici 2.maddesinin YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA oybirliği ile karar verilmiştir. "

    kaçırdığım yada tam anlayamadığım bir nokta kararın sonuç ve istem bölümünde yazan " bakanlık ve ilgili kuruluşların çalışma hayatını denetleyen müfettişler " 6331 sayılı yasanın 3. maddesinin F bendinde yok hatta 6331 sayılı yasada bulamadım . Yasaya baktığım yerde resmi gazete . Anlayan yada kaçırdığım şeyi bilen biri varsa memnun olurum .

    Yürütmeyi durdurma kararı çıktıysa şu an o belgeler iptal olmadı mı ?

    tam açıklayabilecek yada özetleyebilecek biri olursa çok memnun olurum .

    ANAYASA MAHKEMESİ İÇİN ÖNÜ AÇILAN İLGİLİ MADDE,


    f) İş güvenliği uzmanı: İş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, işgüvenliği uzmanlığı belgesine sahip mühendis, mimar veya teknik elemanı,

    YÜRÜTMESİ DURDURULAN İLGİLİ MADDE,

    GEÇİCİ MADDE 2 –(1) (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlardan;

    a) Başvurdukları tarihte adlarına 1500 gün prim ödenenler, (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belge sınavına,

    b) Başvurdukları tarihte adlarına 3000 gün prim ödenenler, (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belge sınavına,

    girmeye hak kazanırlar.

    (2) (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlardan;

    a) Başvurdukları tarihte adlarına 1800 gün prim ödenenler, (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belge sınavına,

    girmeye hak kazanırlar.

    (3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılanlar Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde düzenlenecek sınavlara iki defaya mahsus girme hakkı kazanırlar. Başvuruda istenecek belgeler Bakanlıkça ilan edilir.

    (4) Birinci ve ikinci fıkrada sayılanlar, yapılacak sınavda başarılı olamadıkları takdirde sahip oldukları belge ile çalışmaya devam ederler.

     
    Cüneyt Şahin bu yazıya teşekkür etti.
  9. volkan volkan

    volkan volkan TÜİSAG Üyesi

    danıştay aslında çalışacağı sektörde lisans eğitimi almış olmasınıda istiyor gibi geldi bana
    sektörel düzenlemeye vurgu yapılmış

     
    Last edited by a moderator: 7 Ekim 2014
  10. trapezuslu

    trapezuslu TÜİSAG Çalışma Birimi TÜİSAG Çalışma Birimi

    Sayın imsiyat komple yanlış anlamışsın. Bu karar sadece 6331 sayılı kanunun 3. maddesinin f fıkrasını ilgilendiriyor. O da
    " f) (Değişik: 12/7/2013-6495/101 md.) İş Güvenliği Uzmanı: Usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanı,"
    Senin elindeki kanun eski, www.mevzuat.gov.tr adresinden son revizyonu indirebilirsen farkı görürsün .
    Senin bahsettiğin yürütmesi durdurulan yönetmelik maddesi şu anki kararın konusu değil. Ayrı değerlendirilmesi daha yararlı olacaktır. Şu an için danıştayın vermiş olduğu geçici maddenin yürütmesinin durdurulması kararının reelde hiçbir yansıması olmadı. Çünkü zaten ağustosta süresi bitmişti istisnanın (durdursan ne, durdurmasan ne). Belgelerin iptaline yönelikte kamuya yansıyan herhangi bir gelişme yok. İlgililerin genel görüşü, belgelerin iptal edilemeyeceği (verilmiş hak hesabı), yok olurda böyle bir yola giderseler yeni çuvallar her zaman bir maddeyi barındırabilir:) Şaka bir yana "yönetmelik veya kanundan ufak bir değişiklikle halledilir, verilmiş sertifikaların iptali köklü kaosa yol açar, bakanlık buna girmez" diyorlar.
    Özetle, eğer önceden bakanlıkta çalışan çalışma hayatını denetleyen müfettiş olupta iş güvenliği uzmanı olmamışsanız, bu değişiklikler sizleri ilgilendirmiyor şu an için.

     
  11. blntkpz

    blntkpz TÜİSAG Üyesi

    Ah bide anlayabilsem bu hukuk iişlerinden tam olacak :S

     
    kemalx bu yazıya teşekkür etti.
  12. imsiyat

    imsiyat TÜİSAG Üyesi

    o zaman haber tırt oluyor dimi ? korkutuyorlar insanları sadece ::-((

     
  13. trapezuslu

    trapezuslu TÜİSAG Çalışma Birimi TÜİSAG Çalışma Birimi

    Haber tırt değil, sonuçta bu karar ile iş güvenliği uzmanlığı riske girmiş/hükümsüzleşmiş bir kesim var ama bu genel değil.

     
  14. okyanus

    okyanus TÜİSAG Üyesi

    yanlış hatırlıyorsam düzeltin geçmiş dönemde komple uzmanların sertifikaları iptal edildi diye hatırlıyorum. 2012'de Kanun çıktıktan sonra tekrar eğitim alıp belge aldılar. O zaman da verilmiş haktı ama iptal ettiler sertifikaları.

     
  15. tuncay

    tuncay TÜİSAG Üyesi

    Ben C den B ye prim günü ile geçtim 2 yıl tecrübem var ..Bence bu iyi oldu ..Hiç bir sey bilmeden A yada B olanlar piyasanın anasını ağlattılar..Sonuna kadar Tmmob tamamen haklı..

     
    Sevgi.isg bu yazıya teşekkür etti.
  16. Fatihulker

    Fatihulker TÜİSAG Üyesi

    İlgili karar ile bundan sonrası için Mühendis , mimar ve Teknik elemanlar dışında sınava girişlerin önü engellenmiş olacaktır.
    Plansız ,programsız bir kanun çıkarılırsa sonuçları maalesef böyle oluyor.

     
  17. glsngl

    glsngl TÜİSAG Üyesi


    Benim bildiğim kadarıyla eğitimsiz sınavsız verilmiş olan belgeler iptal edildi ve onlar eğitim alıp sınava girdiler sonra belge sahibi oldular.

     
  18. İskele18

    İskele18 TÜİSAG Üyesi

    arkadaşlar konu çok yanlış yerlere gidiyor.
    Teknik eleman olmayan işletme, siyasal gibi bölümleri bitiren sosyal müfettişlerin belge almasını istemiyorlar.bu bir ikinci durumda biyolog, kimyager, fizik gibi alanlarda sıkıntı olabilir.

    ben yinede alınmış belgelerin geçerli olmasını bekliyorum anayasa mahkemesi kararları geri doğru işlemiyor. bu da kanun olduğuna göre iptal tarihinden sonrakini kapsar

     
    Fatihulker bu yazıya teşekkür etti.
  19. typhoon216

    typhoon216 TÜİSAG Üyesi

    arkadaşlar;

    fizik,kimya ve biyoloji bölümü mezunları teknik eleman olarak geçer.Bu kararla bi alakası yok.

    (ilaç fabrikaları vb. sektörler inşaat mühendisi kökenli isg uzmanı çalıştırsın o zaman)

    karar bahsedildiği üzre iibf kökenli müfettişler için geçerli.(zamanında bilmem kaç yıl görev yapmış iş müfettişlerine A sınıfı belge vermişlerdi-onlar için)

     
    Last edited by a moderator: 8 Ekim 2014
    Sevgi.isg bu yazıya teşekkür etti.
  20. kemalx

    kemalx TÜİSAG Üyesi

    Danıştay kararından sonra Anayasa Mahkemesi nihai kararı verecek gibi görünüyor.Sınıf Yükseltme sınavlarında sınava girme hakkı bulunan adayların sigortalı olarak çalıştıkları yerlere bakılarak karar verilmesi daha uygun olacağı açıktı.Ama bu çarpık durum hakkında açıklama yapılmaması düşündürücü.Kişinin mühendis veya kendi tabirlerince teknik eleman olup olmadığı sigortalı olarak çalıştıkları yerlerden ortaya çıkan durumun dikkate alınması yerinde olurdu.Kimileri herhalde bu sınıf yükseltme sınavına tamamen karşı oldukları açıkça görülüyor.Yanlarına başka kişilerin gelmesinden rahatsız oldukları açıkça belli oluyor.Fen Fakültesi mezunları ülkemizde sürekli mağdur durumdalar.Bu mezunların öğretmen olmaları bile birçok formaliteye bağlı oluyor.Böyle zorluk çıkarılan bölümleri Yök neden açıyor ve öğrenciler neden tercih ediyor bir türlü anlamış değilim.Eğer bu konuda bilgi sahibi kişiler varsa bu durumu bana açıklamalarını talep ediyorum.

     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica