Günün Fıkrası

Konu, 'Birazda Eğlenelim' kısmında Gamze tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Gamze

    Gamze TÜİSAG Yönetim Yardımcısı Yönetim Yardımcısı



    KARISI KAYBOLAN ADAM

    Bir adam polisi aramış: “Karım alışverişe gitti. Dönmedi. 8 saat oldu. Ne olur onu bulun!” demiş.

    Görevli polis sormuş: “Karınızı tarif eder misiniz?”

    Adam anlamamış “Nasıl yani?”

    Polis: “Boyu ne kadar?”

    Adam: “Ne bileyim, bazen yüksek topuk giyer beni geçer, evde yalınayak benden kısa.”

    Polis: “Göz rengi ?”

    Adam : “Bilemem, bazen yeşil bazen mavi lens takar, aslında galiba ela…”

    Polis: “Saçı ne renk ?”

    Adam : “En zor soru. Her hafta başka bir renk desem?”

    Polis: “Üzerine ne giymiştir?”

    Adam: “Hiç dikkat etmedim valla…”

    Polis: “Peki arabayla mı gitmişti alışverişe?”

    Adam: “Evet !!! Siyah Audi R8, süperşarj 3.5 litre V6 silindirli motor, 290 beygir. İçi geyik derisi taba renginde, LED farları var, sağ kapıda görünür görünmez hafif bir çizik var.”

    Polis: “Tamam efendim, arabanızı bulacağız.!!.:)

    1.jpg




     
    Serkan Topdas, Umut Ergun, AltınOran ve 14 kişi daha buna teşekkür etti.
  2. Oğuzhan YAVUZ

    Oğuzhan YAVUZ TÜİSAG Üyesi



    :)

    Bence adam haklı



     
    keskinkilic ve Ayşe Bekoğlu bu yazıya teşekkür etti.
  3. Ayşe Bekoğlu

    Ayşe Bekoğlu TÜİSAG Çalışma Birimi TÜİSAG Çalışma Birimi

    Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar görüş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şöyle der:
    -Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım, birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı...
    Alman konuşmacı:
    Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama "ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...
    Fadime kürsüye çıkmış:
    -Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel'e "ben artık çamaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı...

     
  4. Gamze

    Gamze TÜİSAG Yönetim Yardımcısı Yönetim Yardımcısı

    Fadime'ye yazık olmuş :D



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
    uzmancan ve Ayşe Bekoğlu bu yazıya teşekkür etti.
  5. Miralay

    Miralay TÜİSAG Üyesi

    süpperr :D

     
  6. Gamze

    Gamze TÜİSAG Yönetim Yardımcısı Yönetim Yardımcısı

    Sinirli Tabirci
    Adamın biri bir rüya görmüş sonra rüya tabircisine gitmiş başlamış anlatmaya;

    -Ya hocam ben bi rüya gördüm sorma gitsin.
    Önce bi ağaç gördüm ağaç mı desem, çınar mı desem, meşe mi desem...
    Bi yeşillik gördüm yeşillik mi desem, çayır mı desem , çimen mi desem...
    Sonra bi su gördüm ırmak mı desem, nehir mi desem, okyanus mu desem...

    Adamın herşeyi 3 defa tekrarlayarak anlatmasına sinirlenen tabirci bi hışımla;
    -Allah senin belanı verecek bugün mü desem, yarın mı desem, öbür gün mü desem demiş.

    :D :D :D



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
    Murat Ali UZUN, aytekin turgutlu ve Hakan ÖZTÜRK bu yazıya teşekkür etti.
  7. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi

    Holmes, Watson’la birlikte kamp yapmaktadır. Gecenin geç bir saatinde Holmes uyanır ve Dr. Watson’ı dürter. “Watson” der, “göğe bak ve bana ne gördüğünü söyle.”

    “Milyonlarca yıldız görüyorum, Holmes” der Watson.

    “Peki, bundan ne sonuca varıyorsun, Watson?”

    Watson biraz düşünür, sonunda, “Şey” der, “astronomik açıdan milyo...nlarca galaksi ve muhtemelen milyarlarca gezegen bulunduğu sonucuna varıyorum.
    Astrolojik açıdan Satürn’ün Aslan burcuna girdiğini görüyorum. Zamansal açıdan saatin yaklaşık üçü çeyrek geçtiğini kestirebiliyorum. Meteorolojik açıdan yarının harika geçeceğini düşünüyorum. Teolojik açıdansa Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve bizim minnacık olduğumuzu çıkarabiliyorum.
    E, peki sen ne sonuca vardın, Holmes?


    Birisi çadırımızı çalmış, dostum.

     
    FUNDA3426, htuzan, Hasan TUFAN ve 1 kişi daha buna teşekkür etti.
  8. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi

    fıkra.jpg

     
    muhammed öksüzoğlu ve Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  9. Gamze

    Gamze TÜİSAG Yönetim Yardımcısı Yönetim Yardımcısı

    Çok fena :D
    Tehlikeli hareketler bunlar :kararsız::kararsız::kararsız:

     
    Hakan ÖZTÜRK bu yazıya teşekkür etti.
  10. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi

    Çok zekice bir cevap. Sonuç büyük hayal kırıklığı:)

     
  11. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi

    fıkra.jpg

     
    münza, sinanadik1983 ve Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  12. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi

  13. Gamze

    Gamze TÜİSAG Yönetim Yardımcısı Yönetim Yardımcısı

  14. hakan korkmazer

    hakan korkmazer TÜİSAG Üyesi

  15. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi

  16. Serçin YAPRAK

    Serçin YAPRAK TÜİSAG Üyesi

    HIRSIZ

    İki katlı ve garajlı bir evde oturan ailenin biri tam yatmaya hazırlanırken karısı kocasına:
    - Garajda hırsız var, der.

    Adam camdan sessizce dışarı bakar, garajın ışığını açar. İki kişi esyalardan bazılarını taşımaktadırlar.
    - Evet, der adam.
    - Dışarıda iki kişi var bizim esyalari çalıyorlar..

    Bunun üzerine hemen polise telefon eder..
    - Alo memur bey şu anda bizim bahçede iki hırsız var ve garajdaki esyalarımızı çalıyorlar. Acele araba gönderin, der.

    Bunun üzerine polis:
    - Evin içindeler mi? diye sorunca adam
    - Hayır garajdalar, der.
    - Tamam o zaman içerden kapıları iyi kilitleyin ses yapmadan evde bekleyin. Eger zamanımız ve arabamız olursa göndeririz, çünkü şu anda hepsi meşgul.

    Adam telefonu kapatır ve yüze kadar saymaya başlar.. Saydıktan sonra tekrar polise telefon eder.
    - Biraz önce size evimde hırsız var diye telefon etmiştim. İkisinide vurdum, der telefonu kapatir.

    İki dakika gecmeden bir sürü polis arabası ve bir de ambulans gelir ve hırsızları suç üstü yakalarlar. Memurun biri adama yanaşır:
    - Hani adamları vurdum demiştiniz?

    Bunun uzerine adam da:
    - Hani siz de şu anda arabamız yok demiştiniz!

     
    Mine BALCI, Hasan TUFAN, münza ve 2 kişi daha buna teşekkür etti.
  17. Gamze

    Gamze TÜİSAG Yönetim Yardımcısı Yönetim Yardımcısı

    ;)

    BS_EWrvCcAAtpu4.jpg

     
    dorbey, Hakan ÖZTÜRK ve Serçin YAPRAK bu yazıya teşekkür etti.
  18. Serçin YAPRAK

    Serçin YAPRAK TÜİSAG Üyesi

    Mustafa Abi

    Bir gün köy ahalisi köy kahvesinde bir yandan haberleri izliyor, bir yandan da pişpirik çeviriyorlarmış. İçlerinden biri (Mustafa Abi) televizyonda Ecevit'i görür ve;

    " Ulan, Başbakan oldu yüzümüze bakmıyor. Eskiden böylemiydi be! Etrafımda dolanırdı! Hey be, zaman ne çabuk geçiyor..." der.

    Kahvedekiler merakla sorarlar:

    " Mustafa Abi? Sen nereden tanıyorsun Başbakanı yahu?"

    Mustafa Abi istifini bozmadan cevap verir:

    " Ulan üniversite yıllarında abilik ettim ona! Az ekmeğimi yemedi!! Gel gör ki şimdi bizi unutmuş baksana! "

    Kahvedeki ahali inanmamış tabii ki. Mustafa Abi'de inandırmak için;

    " Gelin ulan! Meclisin önüne gidiyoruz. Çıkışta yakalayacağız Ecevit'i. O zaman anlarsınız yalan mı, değil mi?"

    Hep birlikte T.B.M.M.'nin önüne giderler ve çıkışta Ecevit'i yakalarlar. Ecevit hemen Mustafa Abi'nin elini öpmeye kalkışır ve;

    " Abim, Mustafa Abim; kusura bakma Başbakanlık bir dakika boş bırakılmıyor ki! Kusuruma bakma abi. "

    Mustafa Abi kahve ahalisine şöyle bir bakar ve ahalinin acayip şekilde etkilendiğini görür.

    Başka bir gün gene kahvede ahali ile televizon seyreden Mustafa Abi televizyonda Süleyman Demirel'i görür;

    " Bu da öyle. Cumhurbaşkanı olunca kendisini birşey zannetti. Hayırsız çıktı bu da!!"

    " Hadi canım. Ecevit'i belki şans eseri tanıyorsun ama buna inanmıyoruz!!"

    Mustafa Abi hemen ahaliyi toplar ve Çankaya'ya gider. Mustafa Abi'yi gören Demirel hemen Ecevit gibi Mustafa Abi'nin ellerine sarılır ve öpmeye kalkışır. Mustafa Abi buna izin vermez tabi. Demirel ekler;

    " Abi Vallahi billahi kusura bakma. Uzun yıllardır göremiyordum seni. Tam da seni ziyarete gelecektim. " der.

    Mustafa Abi tekrar ahaliye dönerek bir bakış atar ki artık ahalinin gözünde peygamber kadar yükselmiştir.

    Yine birgün kahvede televizyon izlerken bu sefer televizyona Clinton çıkar. Mustafa Abi söze başlar;

    " Ulan ne çabuk unuttun o sefalet dolu günleri? Tabi zengin oldun, Amerika'nında başına geçince unuttun bizi.. Hayırsız herif!!"

    Ahali bu kadarının da fazla olduğunu söyler ve diğerlerinin belki bir şans eseri olabileceğine ama Clinton'u tanımasının imkansız olduğuna imece usûlü karar verirler.

    Mustafa Abi'nin tabii ki kafası atar ve bazı köylüleri alarak Beyaz Saray'a giderler. Kapıdaki görevliye Clinton ile görüsmek istediklerini söylerler.. Görevli de sadece bir kişinin girebilecegini söyler. Köylüler düşünürler ve sadece Mustafa Abi'nin Clinton'u tanıdığını söyleyerek Mustafa Abi'nin gitmesini isterler.

    Güvenlik Mustafa Abi'yi iyice arayarak içeri sokar. Saatler geçer ama kapıdan kimse çıkmaz. Köylüler sıkılır. Penceredende bakma olanakları olamadığı için oradan geçen uzun boylu birine sorma kararı alırlar.

    Şans eseri orada o anda Michael JORDAN geçmektedir. İngilizce bilen bir köylü Michael Jordan'a döner;

    " Ya Jordan Abi. Senin boyun uzun. Camdan içeri bakıp neler oluyo, kaç kişi var bi baksana..."

    Jordan camdan bakar ve cevap verir;

    " Vallahi ne olduğunu bilmiyorum. İçeride 6 kişi var. Biri Mustafa Abi, diğerlerini tanımıyorum."

     
    keskinkilic, münza, Hakan ÖZTÜRK ve 1 kişi daha buna teşekkür etti.
  19. Serçin YAPRAK

    Serçin YAPRAK TÜİSAG Üyesi

    Adamın Biri Kahveye Girer Ve...

    Adamın biri bir kahveye girer ve
    "Millet bana bakın! Size söylüyorum! Tam 30 sene sonra ben bu kahveye gene geleceğim." der ve çıkar.
    Kahvedekiler "Adam deli herhalde." Derler ve fazla önemsemezler.
    Ve aradan 30 sene geçer.
    Aynı adam kahveye gene gelir,
    "Hatırladınız mı beni millet? Size demiştim 30 sene önce ben yine geleceğim diye. İşte geldim" der.
    Kahvedekiler tabi ki şaşırır.
    Adam devam eder;
    "30 sene sonra gene geleceğim bu kahveye." der ve gider.
    Aradan 30 sene daha geçer.
    Nesil değişmiştir 30 sene önceki insanların çocukları kahvede oturmaktadır.
    Adam kahveden içeri girer.
    "Bana Bakın Millet Ben Sizin babalarınıza söyledim, size de söylüyorum 30 sene sonra ben bu kahveye
    gene gelicem." der ve çıkar.
    Kahve milleti gene bunu takmaz.
    Aradan 30 sene geçer ve adam gene gelir.
    "Beni hatırladınız mı millet? 30 sene önce tekrar gelicem demiştim, işte geldim ve 30 sene sonra gelip sizin çocuklarınıza da aynı şeyi söyliyeceğim" der ve gider.
    Aradan 30 Sene daha geçmiştir.
    Ve adam Gene Kahveye gelir.
    "Bana Bakın Millet Ben sizin dedelerinize söyledim. Babalarınıza söyledim, şimdi size söylüyorum tam 30 sene sonra ben bu kahveye gene gelicem" der ve gider.
    İçlerinden birisi;
    "Arkadaşlar bana bu olayı dedem anlatmıştı. Gelin hocaya gidelim, bu adam niye ölmüyor? Nedir bunun hikmeti? diye soralım." der.
    Ve bir hocaya giderler. Hocaya durumu anlatırlar.
    Hoca;
    "Ben bu gece rüyaya yatayım. Azrail ile konuşayım. Bakayım niye canını almıyor bu adamın, size yarın haber veririm." der.
    Ve gece olunca hoca rüyaya yatar. Rüyasında Azrail ile konuşur.
    "Ya Azrail!. Sen bu şahısın canını niye almıyorsun."
    Azrail;
    "Zamanında bu adam bir dilek diledi ve dileği kabul oldu, onun için." der.
    Hoca; "Ne diledi Ya Azrail?" diye sorar.
    Azrail;
    "Allah'ım bana milli piyangodan büyük ikramiye çıkana kadar canımı alma diye diledi" der.
    Hoca;
    "E Allah istese buna büyük ikramiyeyi çıkartamaz mı?"
    Azrail;
    "Çıkartmasına çıkarır da; ADAM bilet almıyor ki..."



     
    Hakan ÖZTÜRK bu yazıya teşekkür etti.
  20. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi

Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Üyelerimiz bu sayfayı aşağıdaki aramalarla bulmuştur :

  1. adamın biri kahveye girer ve

    ,
  2. adamın biri karısını kaybetmiş

Yandex.Metrica