Güven Üzerine

Konu, 'Önerilen Ve Son Çıkan Kitaplar' kısmında ISG-isg tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. ISG-isg

    ISG-isg ISGfrm Çalışma Birimi



    AHMET ŞERİF İZGÖREN
    Güven

    Ekip lideri olarak kurumdaki tüm gençlerin kahraman mı, korkak mı olacağını sizin tutumunuz belirler. Güvenirseniz güvenilirsiniz, azarlayıp durursanız korkulursunuz. Korku kültürü olan yerde sadakat, sevgi ve güven olmaz.

    2001’deki krizde, İzmir’deki büyük bir gıda firması… Ceo, işçilere “Arkadaşlar, kriz nedeniyle maaşlarınıza zam yapamıyoruz. Burası bizim ekmek teknemiz, ne yapalım, ayakta kalmak ve çocuklarımızın geleceği için buna mecburuz” diyor. İşçiler “Tamam” diyorlar, aynı şevkle çalışmaya devam. Bir süre sonra bu Ceo’ya 600.000 TL’lik zırhlı bir Mercedes makam aracı alınıyor. Şirket patronunun oğlu da, orada burada “Adamın maaşı 70.000 TL kardeşim, bırakın o çalışsın” diye konuşunca, orta kademe de dâhil, o sene kimse içten çaba göstermiyor. Kurum yöneticileri o seneki verim düşüşünü sürüyle faktörde arayıp durdular, “krizden oldu” dediler. Krizden olmadı, makam aracından oldu.
    Dışarıda kriz var, sen iyisin, korkma.
    Dışarısı mükemmel, kurumun içinde yönetim krizi var, batarsın.
    O Ceo’nun İK gazetelerinde röportajlarını gülümseyerek okudum; Batılı liderlik gurularından, yönetim teorilerinden, kendi yelkencilik deneyimlerinden bahsediyordu. Yeni yetme gazeteci de ağzı açık dinliyordu.
    İskoçlar der ki “Çocuklar dudaklarınızı değil, ayaklarınızı takip ederler”.
    Sistem Lideri, içeride güven ortamı oluşturur.
    Kurum kültürünüzü oluştururken iki tercihten birini yaparsınız; ya sevgi, sorumluluk, iletişim üzerine ya da korku, disiplin, gizlilik üzerine kültür oluşturursunuz.
    Kurum kültürünüzü yaratan; davranışlarınızdır, ekibe anlattığınız teoriler değil.
    Geçmişte, Hyundai’de staj yapan bir öğrencim anlatmıştı: Bir işçinin getirdiği yenilik nedeniyle, o dönemki yaşlıca genel müdür (çok mütevazı bir adam; hiç öyle ciks, havalı giyinen, jöleli bir tip değil) iniyor üretim bantlarına, işçiyi buluyor, sarılıp teşekkür ediyor. Yönetici gidince orta yaşlı işçi ağlamaya başlıyor. Stajyer yanına gidip niye ağladığını sorunca, işçi “Bu hayatımda aldığım en büyük hediyeydi” diyor.
    Size hep karizma anlattılar değil mi? İmaj yapın falan... Anadolu’da derler ki “Tavuğum güzel olsun, yumurta vermesin”, tam o hesap. Karizma, kitap kapağı gibidir. Kapağa bakarsın, süper. İçini açarsın, boş. Atarsın bir kenara.
    Siz kâra falan odaklanmayın; çalışan mutluluğuna, onların gelecek garantisine, performanslarının önündeki engellere odaklanın, gerisi gelir. Burada; hiç veri yönetmeyin, teknik düşünmeyin, finansı kenara koyun demiyorum. Önceliği neye vereceğinize karar verin.
    Güveni yönetme konusunda iki kurumsal örnek önemli. 2001’deki global krizde, Türkiye’de iki firma gazetelere ilan verdi: Yeşim Tekstil ve Unilever. İK gazetelerinde işçilerinin bir bölümünün isim listesini yayınladılar: “Listedeki işçiler iyi çalışanlarımızdır, kriz nedeniyle işten çıkarmak zorundayız fakat hiçbirine iş bulmadan işten çıkarma yapmayacağız”. Hepsine iş buldular, tazminatlarını ödeyip öyle çıkardılar. Geride kalanlar “Bu kurum bizi satmaz” diye düşündüler ve inandılar.
    Siz ekibinize güvenin ve onların güvenini kazanın. Eğer liderlik yapacaksanız ve iş hayatında başarı bekliyorsanız kilit formüllerden biridir bu. Kurum kültürünüzü oluştururken kuracağınız üçlü saç ayağının bir tanesi güven kültürü olmalı. Kuruma ve kültüre güven.

    * Bu yazı, yazarın MOKS (Elma Yayınevi, Kasım 2008) adlı kitabından alınmıştır.



     
    metinaky, kazım, btepebag ve 1 kişi daha buna teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica