Soru Güvenlik Görevlisi

Konu, 'Yasalar, Tüzükler, Yönetmelikler Hakkında' kısmında Şahin IRMAK tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Şahin IRMAK

    Şahin IRMAK TÜİSAG Üyesi



    Merhaba arkadaşlar sorumun biraz aciliyeti var ama umarım yardımcı olursunuz .. şimdiden teşekkürler
    İş yeri içerisinde iş veren Güvenlik görevlisi çalıştırma ve ya çalıştırmama gibi bi zorunluluğu yok fakat
    iş yeri içerisinde güvenlik önlemlerini almak zorunda bildiğim kadarıyla
    bu güvenlik önlemlerini almasına yönelik yasal dayanağımız nedir teşekkürler ..
    sabotajlara karşı koruma yönetmeliğinden bi kaç bişeye ulaştım ama pek yararlı olmadı siz yardımcı olursanız teşekkürler saygılar ..

    http://www.saglik.gov.tr/SaglikTurizmi/belge/1-487/sabotajlara-karsi-koruma-yonetmeligi.html



     
  2. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi



    Eğer yanlış anlamadıysam aşağıdaki linki inceleyebilir misiniz?


    http://webcache.googleusercontent.c...=0&sourceXmlSearch=+&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr



     
    Last edited: 8 Nisan 2014
    Şahin IRMAK bu yazıya teşekkür etti.
  3. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi

    Bu yazının size faydalı olacağını düşünüyorum

    İŞVERENİN ÖNLEM ALMA BORCU
    İş kazaları ve meslek hastalıkları işyerlerinde meydana gelmektedir. Başka bir ifade ile iş kazası ve meslek hastalıklarının nedeni işyeri koşullarıdır.
    İşyerlerindeki kuralları işverenler koymakta, kararları işverenler almaktadır. Dolayısı ile sağlıklı ve güvenli işyerleri oluşturulması görevi öncelikle işverenlerindir.
    Önlem Alma Borcuna İlişkin Yasal Zorunluluklar
    Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normları, Avrupa Birliği Direktifleri, 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanununda işverenin görev ve sorumluluğu çok açık biçimde belirtilmiştir.
    İşyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması zorunluluğu hem hizmet akdinin varlığından doğan ve özel hukuka dayanan işçiyi gözetme borcunun niteliğinden, hem de kamu hukuku niteliği taşıyan iş güvenliği kurallarından doğmaktadır.
    İşverene işçiyi gözetme borcu getiren ve bu konudaki sorumluluğun kapsamını belirleyen özel hukuk kuralı 6098 sayılı Borçlar Kanununun 417. maddesinde yer almaktadır. Bu maddede; "İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir." denilmektedir. Borçlar Kanunu özel hukuk kuralı koyduğu için bu kurala uyulmaması halinde özel hukuk yaptırımı uygulanır dolayısıyla; bu maddede sözü edilen önlemlerin alınmaması nedeniyle işçinin zarara uğraması halinde tazminat isteme hakkı doğmaktadır.
    İşverenin kamu hukukuna dayanan işçiyi gözetme borcunu düzenleyen ana kural 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanununda yer almaktadır. 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunun 4. maddesinde:
    "MADDE 4- (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
    a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
    b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
    c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
    d) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.
    e) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.
    (2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
    (3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.
    (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz. " hükmü yer almaktadır.
    Önlem Alma Borcunun Yerine Getirilmesinde İşyerindeki Çalışan Sayısının Önemi Var mı?
    İşverenlerin iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması konusundaki yükümlülüklerinden bir kısmı işyerindeki çalışan sayısı ile ilintili olmakla birlikte bir kısmı çalışan sayısına bağlı olmaksızın yerine getirilmesi gereken yükümlülüktür. Örneğin işyerinde kaç çalışan bulunursa bulunsun iş güvenliği önlemlerinin alınması zorunluluktur. Çalışanlara iş sağlığı güvenliği eğitimi verilmesi zorunluluktur. İşyerlerinde Risk Değerlendirmesi yapılması, işyerinin özelliğine göre patlamadan korunma dokümanı hazırlanması, sağlık güvenlik planı hazırlanması da çalışan sayısına bağlı olmayan, işyerinde kaç kişi çalışırsa çalışsın işverenlerin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerdendir.
    İşyerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli çalıştırılması yükümlülüğü de çalışan sayısına bağlı olmayan yükümlülüklerdendir. 6331 sayılı Yasa kapsamında bulunan tüm işyerlerinde, çalışan sayısı ne olursa olsun iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli çalıştırılması zorunlu. Ancak; 50’den daha az çalışanı bulunan işyerlerinde, uzman çalıştırma zorunluluğunun yerine getirilmesinde geçiş süreci uygulanacak, buna göre;
    a. 50’den daha az çalışanı bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli çalıştırılması zorunluluğu Kanunun yürürlüğe girmesinden 1 yıl sonra (1 Temmuz 2013 tarihinden itibaren) başlayacak.
    b. 50’den daha az çalışanı bulunan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli çalıştırılması zorunluluğu Kanunun yürürlüğe girmesinden 2 yıl sonra (1 Temmuz 2014 tarihinden itibaren) başlayacak.
    Tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen işyerlerinde, diğer sağlık personeli görevlendirilmesi zorunlu değildir.
    İşyerinde iş sağlığı güvenliği kurulu oluşturulması yükümlülüğü işyerinde 50 veya daha fazla çalışan bulunduğunda yerine getirilmesi gereken yükümlülüktür.
    Önlemler Alınırken Teknik Gelişmelerin İzlenmesi
    İşverenlerin birinci görevi işyerlerinde iş kazası ve meslek hastalığının meydana gelmemesi için her türlü önlemin alınması zorunluluğudur. Önlem alma, statik bir durum değildir, alınan önlemlerin sürekli olarak gözden geçirilmesi, teknik gelişmelerin izlenmesi de gerekmektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanununda, işveren yükümlülükleri sayılırken; “sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.” Denilmekte. Risklerden Korunma İlkeleri başlıklı 5. Maddesinde “Teknik gelişmelere uyum sağlamak.” İlkesine yer verilmektedir. İşçi Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğünün 4. maddesi bu konuda açık hüküm içermektedir ; "İşverenin, işyerinde, teknik ilerlemelerin getirdiği daha uygun sağlık şartlarını sağlaması; kullanılan makinalarla alet ve edevattan herhangi bir şekilde tehlike gösterenleri veya hammaddelerden zehirli
    veya zararlı olanları, yapılan işin özelliğine ve fennin gereklerine göre bu tehlike ve zararları azaltan alet ve edevatla değiştirmesi iş kazalarını önlemek üzere işyerinde alınması ve bulundurulması gerekli tedbir ve araçları ve alınacak diğer iş güvenliği tedbirlerini devamlı surette izlemesi esastır."
    Önlem alma konusunda mevzuatın öngördüğü yöntem işyerlerinde Tehlike Tanımlama risk değerlendirme (risk analizi) çalışmasının yapılmasıdır. Risk değerlendirmesi, işle ilgili faaliyetlerden kaynaklanan ve çalışanlara ve çevreye olabilecek olası zararların en aza indirilmesine yardım eder. Risk değerlendirmesi proaktif yaklaşımdır, yani, kaza, hastalık meydana gelmeden, kaza, hastalık ortaya çıkaracak kaynak, durum ya da davranışa karşı önlemler gerçekleştirme çalışmasıdır, Risk değerlendirmesi yapılarak işyerindeki tehlike ve risklerle alınacak önlemler belirlenir. Mevzuat gereği kaç işçi çalıştırılırsa çalıştırılsın tüm işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılması gerekmektedir.
    Önlemlere Uyulup Uyulmadığının Denetlenmesi
    Önlem alma borcu, önlem almakla sınırlı değildir, önlem alma aynı zamanda önlemlere uyulup uyulmadığını denetlemeyi de kapsamaktadır. 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanununda, işverenlerin yükümlülükleri sayılırken, “İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.” Denilmektedir. Yargıtay da önlem almakla yetinilemeyeceği görüşündedir;
    Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin E.1978/2077,K.1978/7689,T.31.10.1978 sayılı kararında "Her işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün sadece önlem almakla yetinilebileceği anlamı taşımadığı, alınan önlemlere uyulup uyulmadığını denetleme ve giderek önlemlere uyulmasını temin anlamında bulunduğu da kuşkusuzdur. Başka bir deyişle, işveren işyerinde, geniş anlamda doğmuş ve doğabilecek tüm tehlikeleri önlemek zorundadır. Bu zorunluluk sonucu olarak iş yerinde işveren tarafından tam anlamı ile geniş bir kontrol mekanizması kurulmalıdır." Denilmektedir.
    İşçinin tecrübeli olduğu, dikkatli çalışacağı varsayımı ile önlem alma borcundan vazgeçilemez, nitekim Yargıtay 2007/6065 sayılı kararında bu noktaya vurgu yapmıştır; " İşverenin önlem alma yükümlülüğü, anılan madde ile (77. madde) işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, İşçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez."
    Çalışanların Eğitimi
    Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimi de işverenin önlem alma yükümlülüğünün bir parçasıdır;
    6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunun “Çalışanların eğitimi” başlıklı 17. Maddesinde;
    “MADDE 17- (1) İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.
    (2) Çalışan temsilcileri özel olarak eğitilir.
    (3) Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz.
    (4) İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe başlamadan önce, söz konusu kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilir. Ayrıca, herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi verilir.
    (5) Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; yapılacak işlerde karşılaşılacak sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar işe başlatılamaz.
    (6) Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, iş sağlığı ve güvenliği risklerine karşı çalışana gerekli eğitimin verilmesini sağlar.
    (7) Bu madde kapsamında verilecek eğitimin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılır. Eğitim sürelerinin haftalık çalışma süresinin üzerinde olması hâlinde, bu süreler fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma olarak değerlendirilir. " denilmektedir.
    Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" de de çalışanların eğitimlerine ilişkin hususlara yer verilmiştir, Buna göre;
    İşverenler, işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamının tesis edilmesi için, çalışanları, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek, onların karşı karşıya bulundukları mesleki riskler ve bunlarla ilgili alınması gerekli tedbirler konusunda işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitim programlarını hazırlamak, eğitimlerin düzenlenmesini, çalışanların bu programlara katılmasını sağlamak ve verilecek eğitim için uygun yer, araç ve gereç temin etmekle yükümlüdürler. Asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulan işyerlerinde, alt işverene ait çalışanların eğitimlerinden, asıl işveren, alt işverenle birlikte sorumludur.
    İşverenler, çalışanların yaptığı veya yapacağı işle ilgili bilgisinin olmaması, eksik olması ya da mevcut bilgisinin yetersiz kalması gibi hususları dikkate alarak işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanlarının değişmesi halinde ve yeni teknoloji uygulamalarında, çalışanların aşağıda belirtilen eğitim programlarından geçmelerini sağlayacaktır.
    Yargıtay'ın kararlarında da eğitimin önemine vurgu yapılmaktadır, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.03.1982 gün ve E1498 ve K1701 sayılı kararında; "İşçiyi eğitmeden çalıştırmaya başlayan işveren, meydana gelen iş kazasından sorumludur." Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 16.6.2004 Tarih ve 2004/21-365 Esas, 2004/369 Karar sayılı kararında "İş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim, bir kısım mevzuat ve hükümlerini içeren belgelerin verilmesiyle değil, eylemli olarak bu bilgilerin aktarılması ve öneminin kavratılması ile sağlanabilir." Denilmektedir.
    Sonuç olarak diyebiliriz ki;
    İşyerlerinde önlem alınması, işçilerin önlemlere uyup uymadıklarının denetlenmesi ve çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi için en önemli gerekliliklerdendir ve bunların yerine getirilmesi işverenin görevidir.
    Çalışanların Yükümlülükleri
    6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanununda, çalışanların yükümlülüklerine de yer verilmiştir, buna göre;
    “ (1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.
    (2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır:
    a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek.
    b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak.
    c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek.
    ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak.
    d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak.”

     
    Şahin IRMAK bu yazıya teşekkür etti.
  4. osman.koyuncu

    osman.koyuncu TÜİSAG Üyesi

    16.10.1988 tarihli Sabotajlara Karşı Korunma Yönetmeliği (Madde 11 - Korunma için alınması gereken aktif-pasif tedbirler) içerisinde alınması gereken tedbirlerden birbirini tamamlayan tesis ve kişi güvenliğine yönelik olanları sıralayıp hangilerinin işyerinde var olduğu ve 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile İşverenin tüm çalışanların sağlık ve güvenlik tedbirlerini alma zorunluluğunu dayanak olarak gösterebilirsiniz. Netice de ''çalışanların güvenliği'' sadece ayağına cisim düşmesi veya elini-kolunu makineye kaptırması değil , dış ve iç kaynaklı saldırı - sabotaj tehdide çalışanların güvenliği için tedbirler alınmasını gerektirir. Sizin işyeri sahibi gibi ısrarla buna da karşı çıkan olursa risk değerlendirme raporunuzda sabotaj ve saldırı tehlikelerine karşı önlem olmamasını belirtir ve koruma-güvenlik ekibi kurulmasını düzeltici faaliyet kısmına eklersiniz. Bu durumda size bu ekip için görevli ismi bildireceği için dolaylı da olsa siz bu konuda gerekli tedbirleri almış olursunuz. Bu durumda işveren herhangi bir çalışanı bu ekipte görevlendirme yolunu seçerse o çalışanın görev tanımını tesise giriş-çıkışları kontrol altında tutmak , olası saldırı-sabotaj durumunda yetkisi dahilinde müdahale de bulunmak , kıymetli evrağın korunması gibi konularla donatırsınız. Herhangi bir çalışan bu faaliyetleri farklı görevler ile birlikte yerine getiremeyeceği için işvereni bu konuda önlem almaya zorlamış olursunuz.Gerisi işverenin aksi bir durum ile karşılaşmaması için dua etmesine bağlı olur. Bir de işvereninize denetleme sırasında dışarıdan gelecek tehditlere karşı güvenlik önlemleri eksikliği nedeni ile müfettişlerin de bu konuya dikkat edeceğini ve yaptırım uygulama yolunu tercih edeceğini belirtin. Belki bunun da faydası olur.



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
    Şahin IRMAK bu yazıya teşekkür etti.
  5. Şahin IRMAK

    Şahin IRMAK TÜİSAG Üyesi

    herkese cok teşekkür ederim geç oldu ama güç olmadı :)

     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica