Günün Konusu ..................... Için Artık Çok Geç (28.03.2014)

Konu, 'Günün Konusu' kısmında Gamze tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Gamze

    Gamze TÜİSAG Yönetim Yardımcısı Yönetim Yardımcısı



    Günaydın arkadaşlar byee
    Bugün de aşağıda yer alan cümledeki boşluğu tamamlayalım birlikte...

    ............................ için artık çok geç.




     
    uzmancan, Hakan ÖZTÜRK ve Gülşen ÇETİN bu yazıya teşekkür etti.
  2. JKAHRAMAN

    JKAHRAMAN TÜİSAG Üyesi



    20 li yaşlarda evlenip erken yaşta çocuk sahibi olmak için artık çok geç :(



     
    Hakan ÖZTÜRK ve Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  3. Gülşen ÇETİN

    Gülşen ÇETİN Site Moderatörü TÜİSAG Çalışma Birimi

    Dost olmak icin artik cok geç

     
    Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  4. Gülşen ÇETİN

    Gülşen ÇETİN Site Moderatörü TÜİSAG Çalışma Birimi

    Suana kadar begendigim en guzel konu gamze hanim teşekkürler. Ben baya yazarim artık :))



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
    Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  5. celal kılınç

    celal kılınç TÜİSAG Üyesi

    özelde belki ,ama genelde biraz karamsar değil mi?

     
  6. Gülşen ÇETİN

    Gülşen ÇETİN Site Moderatörü TÜİSAG Çalışma Birimi

    Bu böyle...dediğiniz anda bana göre gerisi teferruattır.



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
  7. asistoli

    asistoli TÜİSAG Üyesi

    Hayat akıp giderken avuçlarımdan, eğilip yerden toplayamıyorum parçalarımı ve artık herşey için çok geç demek için belki de çok geç....

     
    Hakan ÖZTÜRK ve Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  8. Hakan ÖZTÜRK

    Hakan ÖZTÜRK TÜİSAG Üyesi

    23 Şubat 2014 sınavı için artık çok geç:(
    24 Mayıs 2014 sınavı için hala umudum var:)

     
    Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  9. celal kılınç

    celal kılınç TÜİSAG Üyesi

    kaybedilenler için artık çok geç

     
    keskinkilic ve Hakan ÖZTÜRK bu yazıya teşekkür etti.
  10. hulya.cimen

    hulya.cimen TÜİSAG Üyesi

    memur olmak için artık çok geç ( Çarpım tablosunu bile unuttum : ))) )

     
    Hakan ÖZTÜRK, JKAHRAMAN ve Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  11. AllisWell

    AllisWell TÜİSAG Üyesi

    hiç bir şey için geç değil arkadaşlar .ya sayfayı açtığıma pişman oldum içime bi karamsarlık çöktü 'bu ne ya' dedim kendimi hiç okumamış farzediyorum.

     
  12. Gülşen ÇETİN

    Gülşen ÇETİN Site Moderatörü TÜİSAG Çalışma Birimi

  13. İş Güvenlik Uzmanı

    İş Güvenlik Uzmanı TÜİSAG Üyesi

    Artık çok demeyi kabullenmeyen biri için her zaman umut vardır ama kabullenmişseniz işte o zaman herşey için artık çok geç.

     
  14. alilevent

    alilevent TÜİSAG Üyesi

    Genç çıtır bir sevgili bulmak için.artık çok geç..:)))

     
    Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  15. uzmancan

    uzmancan TÜİSAG Üyesi



    *Çocukluğumuzda yediğimiz domateslerin,karpuzların,salatalıkların mis gibi kokusunu duyabilmek için,

    *İlk okulda ,resim çizmek,piknik ve kır gezilerimizin güzelliklerini hissedebilmek için,

    *1 Mayıs bahar bayramlarını mahallece büyük çaplı mesire(piknik) yerlerinde, ip atlayarak,yakan topu oynayarak,çiçek toplayarak,saklanbaç ,körebe,istop oynayarak kutlayabilmemiz için,

    *Yerli mallarımızın ve Kumbaralarımızın ,okullarımızdaki kooperatiflerin bir anlamının olması için,

    *Hatıra defterlerilerimize uzaktan uzağa sevdiklerimize birkaç cümle yazdırabilmek için,

    *Enstantane fotoğraf makinelerimizle avuç dolusu film parası verip,36 pozun hiçbirini ziyan etmeden çekebilmek için,

    *Kalın kalın Fotoğraf Albümlerimize, arkadaş ve aile toplantılarında büyük bir keyif ve gururla en büyük değeri vererek bakabilmemiz bilmemiz için,

    *Karne hediyesi olarak ,bir şişe -OCA –OLA ısmarlayan büyüklerimizin ellerini büyük bir gururla öpebilmek için,

    *Okulda derece aldığımızda bizzat yaşadığımız şehrin VALİSİ tarfından imzalanmış, içinde bizi ve bizleri yetiştiren ailemizi kutlayan bir not olan “fermuarlu okul çantalarımızı”alabilmek için,

    *Cumartesi günü,Sokak köftecisinden aldığımız ekmek arası köftelerimizle şehrimizin takımının futbol maçını tüm fanatikliğimizle izlememiz için.

    *Arkası Yarınları ve Radyo Tiyatrolarını cızırtılı radyonun başında,tüm kardeşler bir arada çıt çıkarmadan dinleyebilmek için,

    *Apollo 11 in uzaya fırlatılışının,Aya ayak basan Asronotların ilk adımlarının radyodan naklen anlatılışı için,

    *Muhammed Ali Clay’ in Foreman ile yaptığı maçı sabahIın saat 04.00 'ünde dinlemek için,

    *2+1 evde 9 kişi yaşandığında,en sessiz ve müsait olan mutfakta veya yaz ayı ise balkonda ders çalışmak için,

    *Üniversite sınavına ,lise hayatı boyunca tek bir soru dahi test çözmeden girmek durumunda kalmak için,

    *Kurslara sadece okul dersleri zayıf olanların gittiğini görebilmek için,

    *Arabamızın lastiklerini bizzat kendimizin tamir ettiği günler için,

    *Tüfeğin icad olmadığı ve mertliğin bozulmadığı günler için,

    *Küresel ısınmanın anlaşılamadığı dünyamızda,bizimde artık suyumuzun ısındığının farkına varabilmemiz için,……………..artık çok geç.

     
    Hüseyin Sönmez ve Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  16. Hüseyin Sönmez

    Hüseyin Sönmez TÜİSAG Üyesi

    Niçin artık çok geç?

     
    Gamze bu yazıya teşekkür etti.
  17. uzmancan

    uzmancan TÜİSAG Üyesi


    CEVAP:Sayın Hüseyin Sönmez,

    Katıldığım birçok seminer ve aşağıda bir örneğini okuyabileceğiniz türde bir çok bilimsel yazı;
    özellikle,Çevre ile ilgili kapsamda;
    ......artık çok geç dememe neden olmuştur.
    Kyoto protokolü benzeri uluslar arası sözleşmeler,protokoller ülkelerce imzalanıyor,ancak gereğince müeyyidelere riayet edilmiyor.Hatta imzalamayan ülkelere bir göz atarsanız,bunların ekonomik anlamda çok gelişmiş ülkeler olduklarını görürsünüz.
    (Keşke, karbon salınımı açısından her ülke üstüne düşeni yapsa da ,bu kirlilik ve sera etkisi ile dünyamızın ikliminin küresel ısınmasına yol açılmasa.)
    Buradan hareketle, İSG Kültürünün de,hangi ülkelerde ne kadar kabul gördüğünü ve uygulandığını ,OHSAS 180001 kapsamında gelinen nokta itibarı ile incelenirse,bazı benzerliklerin olduğunu görebiliriz.cihlere bağlı olarak karşımızda duruyor.
    Bu aşamada,aynı havayı teneffüs eden bizlere de bir çok görev düşmektedir.
    Gördüğünüz gibi,suyumuzun ısındığı ironisi, küresel ısınma kapsamında maalesef ,çok acı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.
    Küresel ısınmanın yavaşlatılması-durdurulması tamamen dünya ekonomisine ve insancıl tercihlere bağlıdır.
    İSG kültürü de,proaktif ve insan sağlığı öncelikli olmaktan da ileri bir şey olmalı bizler için.
    Doğa ile ilgili şu iki tanımı ,alıntı yapmak sureti ile paylaşarak sözlerimi bitirmek istiyorum.
    Habitat: Bir canlının doğal olarak hayatını sürdürdüğü en uygun yere (yaşam alanı) veya doğada arandığı zaman bulunduğu yaşam adresine habitat denir.
    Ekosistem: Canlıların yaşamını sürdürebilmesi için hava, su, toprak gibi cansız varlıklara ve güneş ışığına ihtiyacı vardır. Belli bir habitattaki hayvan ve bitki topluluğu ile bu topluluğun içinde yaşadığı çevrede oluşan, aralarında madde alışverişi olan sisteme ekosistem denir.
    Dilerim ki,Sağlıklı ve Mutlu bir çevre bizlerle olsun....

    Saygılarımla.





    Alıntı yazı:

    Dr. Damla Ayhan
    21 Haziran 2012
    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Kyoto Protokolü çerçevesinde 2012 sonrası gelişmeler

    16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe giren Kyoto Protokolü’nün birinci dönemi 2012 yılının sonunda tamamlanıyor.

    Biraz hatırlayalım...

    Kyoto Protokolü, Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin, sözleşmenin amaç ve ilkelerinin uygulanıp geliştirilmesi amacıyla her yıl düzenlediği “Taraflar Konferansı”nın üçüncüsünde imzaya açılan bir protokol... İklim değişikliğiyle mücadele bağlamında hazırlanan en kapsamlı anlaşma... Ana amacı; “atmosferdeki sera gazı birikimlerini iklim sistemi üzerindeki tehlikeli insan kaynaklı etkiyi önleyecek bir düzeyde durdurmayı başarmak”.

    Protokol, ülkeleri farklı yükümlülüklere göre; Ek-I ülkeleri, Ek-II ülkeleri ve Ek-I dışı ülkeler olmak üzere üç ana gruba ayırıyor. Ek-I ülkeleri, OECD üyesi gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler... Bu ülkelerin temel sorumluluğu, küresel ısınmayı önlemek amacıyla sera gazı emisyonlarını azaltıcı politikalar uygulamak ve 2008-2012 yılları arasındaki dönemde toplam sera gazı emisyonlarını 1990 yılı seviyesinin %5 altına indirmek. Ek-II’de ise gelişmekte olan ülkeler dışında kalan OECD üyesi EK-I ülkeleri bulunuyor. Bu ülkelerin de sorumluluğu, EK-I ülkeleri için belirtilen yükümlülüklere ilave olarak iklim değişikliğinin önlenmesi konusunda gelişmekte olan ülkelere finansal ve teknolojik destek sağlamak. Ek-I dışı ülkeler, gelişmekte olan ve iklim değişikliğinin etkilerine özellikle açık olan ülkeler. Bu ülkelerin herhangi bir emisyon (salım) azaltma hedefi yok.

    Aynı zamanda Protokol’de üç adet esneklik mekanizması var. Kısaca belirtmek gerekirse ülkeler, bu esneklik mekanizmalarını kullanarak birbirlerine teknolojik destek sağlamaları halinde bu destek kadar kazandıkları kredileri, kendi emisyon hedeflerinden düşebiliyorlar. Yani bir anlamda emisyon ticareti yapmış oluyorlar. Bu sistemin küresel iklim değişikliğini önlemede ne kadar etkili ve yaratıcı olduğu tartışmaya açık bir konu.

    Buraya kadar bir sorun yok gibi gözüküyor. Hedefler belirlenmiş, ülkeler belirlenmiş... Ancak, bu konferanslarda pek çok çatışma yaşanıyor. Özellikle son yıllarda konferanslara çok büyük umutlarla hazırlanılıyor, çok büyük beklentiler yaşanıyor ancak bunlardan hiçbir sonuç alınamıyor ve hala somut bir adım atılabilmiş değil. Bu çatışmalar özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yaşanıyor.

    Tartışma konularından biri, salımlardan en fazla sorumlu olan gelişmiş ülkelerin Protokolü hala imzalamamış olmaları ve sorumluluk alma konusunda direnmeleri… İmzalamış olan gelişmiş ülkelerin ise emisyon azaltmak yerine, sadece esneklik mekanizmalarını kullanarak yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışmaları... Ayrıca gelişmiş ülkelerin esneklik mekanizmalarını kullanarak gelişmekte olan ülkelerin haklarını satın almaları sonucunda, bu ülkelerin gelişmelerini dolaylı olarak engellemeleri de bir diğer problem…

    Bir başka tartışma konusu, gelişmekte olan ülkelere hala herhangi bir emisyon azaltma hedefi getirilmemiş olması. Çin ve Hindistan gibi çok hızlı gelişen ülkelerin sera gazı salımları, gelişmiş ülkelerin sera gazı salımlarına yetişmiş, hatta onları aşmış durumda. Dolayısıyla gelişmiş ülkeler, artık gelişmekte olan ülkeler için de sera gazı salım hedefi getirilmesi gerektiğini savunuyorlar. Örnek vermek gerekirse, Altıncı Taraflar Konferansı’nda ABD, emisyon azaltma hedefine ulaşmak için esneklik mekanizmalarını sınırsız kullanmayı talep etmiş, ancak bu talebine karşı çıkılması üzerine dönem başkanı George Bush, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede yükümlülüklerin sadece gelişmiş ülkelere verildiğini, başta Çin ve Hindistan olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin gelecekte sera gazı salımlarının gelişmiş ülkeleri geçeceğini ve bu nedenle bu ülkelerin de yükümlülüklere ortak edilmesi gerektiğini savunarak, Kyoto Protokolü’nden çekilmişti.

    En önemli ve bundan sonraki sürece yön verecek olan tartışma konusu ise 2012 sonrasında izlenecek politikalar...

    Konferansların 17.’si 26 Kasım-7 Aralık 2011 tarihleri arasında Güney Afrika, Durban’da yapıldı. Bu konferansın önceki konferanslardan farkı, özellikle 2012 sonrası dönemin konuşulacak olmasıydı. Dolayısıyla konferans sonucunda ikinci dönem başlangıcı olarak 1 Ocak 2013 tarihi belirlendi, “Durban Platformu Çalışma Grubu” oluşturuldu ve bu bağlamda hükümetler, 2015 yılını geçmemek üzere, iklim değişikliğiyle savaşta küresel bir yasal anlaşmayı kabul etmeyi kararlaştırdı. 2015 yılına kadar hazırlanacak olan anlaşmanın yükümlülükleri 2020 yılında devreye girecek. Görüldüğü üzere sürekli ileri atılan tarihler söz konusu...

    Türkiye, İDÇS’nin yürürlüğe girmesinden 2001 yılına kadar hem EK-I hem de EK-II ülkeleri içinde yer alıyordu. Ancak yoğun itirazları ve ısrarları çerçevesinde 2001 yılında gerçekleştirilen Yedinci Taraflar Konferansı’nda alınan bir kararla Ek-II listesinden çıkarıldı, hala Ek-I listesinde yer alıyor. 2004 yılında İDÇS’ne, 2009 yılında ise güç bela Kyoto Protokolü’ne taraf oldu. 2012 yılına kadar herhangi bir sera gazı emisyon azaltım hedefi yoktu. Durban Konferansı’nda da 2020 yılına kadar azaltım yükümlülüğü almadı. Aksine salımları büyük bir hızla artıyor. Hala gerek azatlım, gerekse yenilenebilir enerji konularında doğru dürüst bir politikası yok.

    Sera gazı salımları oldukça yüksek olan ABD, Kanada, Japonya, Avustralya gibi gelişmiş ülkelerle, ekonomileri ve salımları hızla artan Çin, Hindistan, Güney Kore, Rusya Federasyonu, Meksika, Güney Afrika ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin 2020’ye kadar azaltım yükümlülüğü almadıkları ve 2020’den sonra da çatışmalar çözülmediği takdirde yükümlülük almayacakları düşünülürse Protokol’ün başarısı ciddi olarak tartışılabilir.

    2020 yılına kadar geçecek süreç bilim adamlarını ciddi şekilde endişelendiriyor. Ülkeler çözümsüz bir şekilde çatışırken dünya bizi beklemiyor. Dünyamız ve çevre geri dönülemez bir hızla elimizden kayıp giderken, bize de maalesef önümüzdeki konferansları bekleyip görmek kalıyor...





     
    Hüseyin Sönmez bu yazıya teşekkür etti.
  18. HaTiCe EYÜBOĞLU

    HaTiCe EYÜBOĞLU TÜİSAG Üyesi

    hiçbir şey için "artık çok geç" demek istemiyorum çünkü bunu dersem kendime ve yarınlara olan inancım yerle bir olacak.o nedenle her yeni gün için, yine bir umut vardır.

     
    uzmancan bu yazıya teşekkür etti.
Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica