İnsanlar “denizde çeken akıntı ve ölüm tehlikesi “uyarısına neden aldırmaz?lığı...

Konu, 'İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkında Makaleleriniz' kısmında sukru_ozgur tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. sukru_ozgur

    sukru_ozgur TÜİSAG Üyesi



    [​IMG]

    İstanbul Eyüp’te Göktürk Ağaçlı köyü mevkiinden yasak olmasına rağmen denize giren 3 kız kardeş boğuldu.
    ALLAH rahmet eylesin.
    Umarım bu son olur diyeceğim.
    Ne yazık ki devamı gelecek.
    İnsanlar beynin çalışma sistematiği nedeniyle yasaklara aldırmıyorlar.
    İnsan beyni tıpkı bir elektrik akımı gibi çalışır.
    Daima en kısa yoldan gitmeyi tercih eder.
    Rastgele 10 kişiyi alarak bir deney yapılmış.
    Hepsine teker teker beyaz ve kırmızı kartlar gösterilmiş.
    Doğal olarak tüm denekler beyaza beyaz kırmızıya kırmızı demişler.
    Sonrasında 9 kişiyi ayrı bir odaya alarak deneyi değiştirmişler.
    Onlardan beyaz karta kırmızı, kırmızı karta beyaz demeleri istenmiş.
    Yalnız son kişiye hiçbir şey söylenmemiş.
    10 kişi tekrar aynı odaya alınmış. Cevapları
    Anlaştıkları gibi 9 kişiden teker teker beyaz karta kırmızı, kırmızı karta beyaz alınmış.
    Sıra sonuncu kişiye gelmiş.
    Çok şaşıracağınız gibi sonuncu kişide beyaz kartı kırmızı, kırmızı kartı beyaz diye cevaplamış.
    Çünkü insan beyin karar verirken gördüğü ve duyduğu görüntü ve sesleri referans alır.
    Bu olayda da beyin 9 kişinin kararını doğru olarak algılamış.
    Geliyorum yukardaki boğulma olayına.
    Deniz kenarında çok ciddi ölüm tehlikesi uyarısına beyin aldırmıyor.
    Beynin o andaki referansı o bölgede denize giren diğer insanlar.
    Beyin şöyle karar veriyor.
    Eğer bu bölgede ufacık bir tehlike olsaydı bu kadar insan denize girmezdi.
    Beynin bu çalışma sistematiği günlük hayatımıza şöyle örneklerlerle yansıyor.
    İş yerlerinde baret ve emniyet kemeri dahil koruyucu ekipmanlar takılmasına gerek yok çünkü çoğunluk takmıyor.
    Araçlarda emniyet kemeri takılmıyor.
    Gençler anne, babaları karşı çıkmalarına rağmen içki sigara içmeye devam ediyor.
    Çünkü sigara kanser yapsaydı, anne, babaları içmezdi.
    Beynin bu karar verme sistematiğini değiştirmek mümkündür.
    Bunun için her organizasyonda rol modeli olabilecek kişiler seçilerek onlara davranışları değiştirmeleri konusunda koçluk yapılabilir.
    Sonrasında organizasyonlar içinde insanların rol modeli önderler etrafında davranışlarını değiştirmeleri için uzun vadeli eğitim çalışmalarına başlamak gerekiyor.
    Bu yöntem özellikle özellikle işletmelerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda “değerler” oluşturmak için çok önemli.
    Çalışanlar arasında bu kurallara öncelikler olarak bakılıyor.
    Öncelikler ise sürekli değişebilir olduğundan bir gün emniyet kemeri takan sonraki gün işi acil diye takmayabiliyor.
    Oysa emniyet kemeri takmak çalışanlar için bir değer olsa, onsuz asla çalışmayacaklardır.
    Açıktır ki insanlar değerleri için canlarını bile verirler.
    Tarihteki onlarca örnek arasından futbol dan dan bir örnek vereceğim.
    Ünlü dinamo Kiev takımı2. Dünya savaşında işgal altında iken Nazi futbol takımıyla bir maç yapmaya zorlanmışlar.
    Maçtan evvel bütün futbolculardan maç başlamadan evvel kollarıyla Nazi selamı vermeleri ve maçı kaybetmemeleri istenmiş.
    Aksi durumda kendileri için çok kötü olacağımda ilave edilmiş.
    Maçın sonucunda ise almanlar hayal kırıklığına uğramışlar.
    Oyuncular Nazi selamı bir yana maçı da 3–1 kazanmışlar.
    Tahmin edebileceğiniz gibi futbolcuların bazıları öldürülmüş, bazılarıda hapse atılmış
    Yıllar sonra öldürülenlerin anısına anıt mezar yapılmış.
    Burada futbolcuların değerleri uğruna ölümü göze alabildiklerini anlıyoruz.
    Başta sağlık ve güvenlik olmak üzere her konuda toplumsal etik, ahlak, kültür değerlerinin oluşturulması için eli kalem tutan herkesin çabasına ihtiyaç bulunuyor.
    Aksi durumda yasaklar ve yasalaranaların gözyaşlarına engel olacak gibi gözükmüyor
    [​IMG]



     
    kazım, izmir, Nurdan DAHİ ve 3 kişi daha buna teşekkür etti.
  2. Nurdan DAHİ

    Nurdan DAHİ Banned



    yasak delmeye, kanun çiğnemeye öyle alışmışız ki bişey yasaksa inadına yapar olmuşuz... şükrü bey çok güzel izah etmiş durumu... umarım böyle gelmiş böyle gitmez !



     
  3. izmir

    izmir Guest

    Günümüz toplumunda etik, ahlaki ve kültürel yapıdaki çöküş etkisini hissettiriyor....
    Hayat mücadelesinin giderek zorlaştığı günümüzde bizim gibi "mış gibi yaparak" gelişmeye çalışan ülkelerde tabii durum daha da kötü...
    Sağlık ve güvenlik evlerimize, okullarımıza gerçek anlamda girmeden ben bu yapınında tam olarak oturabileceğine inanmıyorum....

    Yukarda anlatımış olan acı örnek buna en güzel göstergedir....
    Araçlarda takılmayan emniyet kemerleri buna göstergedir.....
    Evinde süt kaynattığı kazana çocuğunu düşüren ana-baba buna göstergedir...
    Sokakta yürüken evladını korumak yerine, trafiğin aktığı tarafta elinden tutarak yürütmek buna göstergedir.....

    Örnekler çok basit, ancak bu ve bunlar gibi nicesini normal hayatlarımızda yaşanırken, iş alanında o koca inşaat alanlarında, koca makineler arasında, hergün birçok tehlikenin oluşabileceği alanlarda çalışanların da riskleri gözardı etmeleri çok normal....
    Çünkü o kültürün içinden gelmiş.... Anası-babası öyle yapmış... Okulda ona bunlar öğretilmemiş....

    Ne bekliyoruz ki.....
    Bizim iş güvenliği uzmanı olarak iş başı yaptığımız günde tüm bunların sihirli bir değnek etkisi ile düzelebileceğini mi???
    Yaptırımlarda koysak, cezalarda versek, yasak levhaları da assak nafile.... Bugün yapmasa yarın gene yapacak.....
    Evet insan faktörünün olduğu her yerde hatanında olması çok normal....
    Ancak aklı başında kaç kişi canını hiçe sayarak tehlikeyi göze alır???
    Tehlikeyi göze alarak ne elde eder??? "AFERİN Mİ?"
    Bu bir cesaret oyunu değil.....
    Hayat bir oyun değil....
    Şakaya gelmez......

    İş Sağlığı ve Güvenliği kültürünün yerleştirilebilmesi için evet Şükrü beyinde belirttiği gibi eli kalem tutan, aklı çalışan insanların çabasına,bilgisine ihtiyaç var... İş güvenliği uzmanlarının son dönemde sayılarının arttırılması, okullarda ders olarak okutulması aslında sevindirici bir durum... Gelecek için ümit vaad ediyor...

    Ancak yasalar ve yaptırımlarında tam anlamıyla elimizde olması, gücün bize teslim edilmesi de şart....
    Yoksa yapacaklarımız, yapmak istediklerimiz işverenin iki dudağı arasında olmaya devam ettiği müddetçe, ses bizim sesimiz değilde onların sesi olmaya devam ettiği müddetçe evet bu gözyaşları ne yazık ki dinmez....

    Dilerim, uzman arkadaşlarım hizmet verdikleri kurum ve kuruluşlarda işlerini layığı ve hakkıyla yapabilirler......

     
    EROL41 ve Nurdan DAHİ bu yazıya teşekkür etti.
  4. HüseyinK

    HüseyinK TÜİSAG Üyesi

    Yasaklar delinmek çiğnenmek içindir derler ya acaba bizler mi yanlış yol seçiyoruz?

    Ne bileyim kuru kuruya levhalar asmak doğru bir yol mu acaba?

    Baretini giy,kulaklığını tak,burada sigara içmeyiniz vs vs..

    Dikkatlerini çekebilecek,durup bir düşündürecek hale getirmemiz mi gerekiyor yoksa?

    Hani ne bileyim " Baretini Kullan " tarzı bir levha yerine küçük bir kız çocuğunun resmi üzerinde " Baba Benim İçin Baretini Takmayı Unutma " tarzı bir levha daha çok dikkat çekmez,işçilerin bir durup düşünmesini sağlamaz mı?

    İşçiler kadar İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları'da suçlu bana göre..

    Bizleri baretci olarak görmemelerini sağladığımız gün başarıya ulaştığımız gündür...



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
    Nurdan DAHİ bu yazıya teşekkür etti.
  5. izmir

    izmir Guest

    Değişik kurumlarda yapılan basit örnekler var tabii...
    Mesela Baret üzerine tuttuğu takım rengi yada amblemi yapıp çözüm sağlayanını duydum... Yemekhane de bile çıkarmayanını.....
    Anlatılan acıklı öykülerden etkileneni gördüm....
    İş arkadaşının başına gelen üzüntü verici olayın resmini duvarda gördükçe bundan etkilenini....
    Bir yerlerden başlamak önemli, onlara hangi yoldan ulaşabiliyorsak artık....

     
    Nurdan DAHİ ve Hüseyin KOÇ bu yazıya teşekkür etti.
  6. Okan67

    Okan67 TÜİSAG Üyesi

    Şükrü Bey mükemmel özetlemiş. Bu işlerin çözümü sonuçta kültürel alışkanlıkları değiştirmekle ilgili. Teşekkürler.



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
  7. kazım akkaya

    kazım akkaya TÜİSAG Üyesi

    Selamlar,
    Daha öncede başka bir konuda paylaşmıştım. Bence üniversite öğrencileri için mezun olmadan seminerler ve eğitimler düzenlenmelidir. Üniversite mezun olup işe başladıklarında önce iş güvenlği diye bilecek hale gelmelidir. Bu organizasyonları herkes kendi üniversitesinden başlayabilir diye düşünüyorum. Mezun olduğum fakültenin hocalarıyla konuşup son sınıf öğrencileri için derslerinden 3 saatlerini bana vermelerini istesem ve temel İSG, iş kazaları, yazal yükümlülüklerden bahsetsem bir başlangıç olur diye düşünüyorum.

    Saygılarımla,

     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica