Haber Iş Değil Işçi Güvenliği

Konu, 'Diğer İş Sağlığı Ve Güvenliği Haberleri' kısmında Serçin YAPRAK tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Serçin YAPRAK

    Serçin YAPRAK TÜİSAG Üyesi



    İş Değil İşçi Güvenliği

    Sakarya küçük Millet Meclisi, 2013-2014 döneminin kapanış oturumunu geçen akşam gerçekleştirdi.

    Son oturumun gündem maddesi Soma sonrası tartışılan ve halen TBMM'de yeni bir düzenlemenin de konusu olan iş güvenliğiydi... Toplantıya katılanlar, meselenin farklı boyutlarına dikkat çektiler; hem çalışanın hem de işverenin bulunabildiği bir meclis ortamında böyle olması da şaşırtıcı değildi. Herkesin hem fikir olduğu konu ise ülkedeki çalışma şartlarının güvensizliğiydi. Benim konuyla ilgili değerlendirmelerim ise İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi adındaki çalışma grubuna referans vererek başladı. Bilmeyenler için anlatayım, bu meclis medyayı takip ediyor, meslek örgütlerinden gelen bilgilerle, işçiler ve işçi yakınları tarafından yapılan bildirimleri kayıt altına alıyor ve aylık bazda raporluyor. Geçtiğimiz yıla ilişkin hazırladıkları raporda, 2014't en az 1235 işçinin hayatını kaybettiği yazıyordu. Son aylık raporunda ise 2014 yılının sadece ilk beş ayında en az 810 emekçinin iş cinayetlerine kurban gittiği belirtilmişti. Meclis'in raporlarında öne çıkan birkaç temel vurgusu var.

    Birincisi, iş kazalarının aslında önlenebilir ya da en aza indirgenebilir olduğu. Bu sebeple de "iş kazası" değil "iş cinayeti" tanımını kullanıyor.

    İkincisi ise yasalardaki "iş sağlığı" kavramının işçinin değil işin sağlığını, başka bir açıdan işletmenin verimliliğini, kârlılığını hedefleyen bir anlayışı ifade ettiği.. Bu sebeple de "iş sağlığı" yerine "işçi sağlığı"na dikkat çekmeyi önemsiyorlar.

    İş Değil İşçi Güvenliği Bir diğeri de "iş güvenliği" konusunu iş süreçlerinin bütünüyle ilgili olarak değerlendiriyorlar... Açıkçası bu bakış açısına ben de katılıyorum. Aslında bu kavramsal yaklaşımlar, bizim meseleyi kavrayışımızı, dolayısıyla çözüm için geliştireceğimiz teklifleri de doğrudan ilgilendiriyor. Örneğin meseleyi "kaza" diye tanımlamak ve hatta bunu, en son Soma örneğinde gördüğümüz gibi "kader, fıtrat" gibi dini referanslarla izah edip, geçiştirmeye kalkışmak, aslında mevcut düzenin devamını sağlamaktan başka bir sonuç vermez. Dahası bu "kaza'yı. bir kriz anı gibi görüp, bunu da fırsata çevirmeye kalkışmak tam bir ahlaksızlık örneğidir.

    Demek istediğim şu: Hükümet, yer altı madenlerinde çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesini görüntüsü altında bir torba yasa tasarısını Meclise getirdi. Bunu da her zaman kullandığı bir taktikle yaptı. Görüntüde çoğu kimsenin kabul edebileceği düzenlemeleri öne çıkardı, bunun ardına ise herkesin tepkisini çekebilecek maddeleri sıraladı. Yani, bir yandan madenlerdeki insanlık dışı çalışma koşullarını gündeme getirdi ve bunda eksik de kalsa yerinde olan bazı iyileştirmeler teklif etti. Diğer yandan da aynı torbaya yasaya, her yıl binlerce insanın ölümünde çok önemli bir sistem sorununa işaret eden taşeronluğu, kalıcı hale getiren değişikliklere gitti. Şahsen tüm hedefi daha çok büyüme, sürekli kalkınma ve küresel rekabet olan bir anlayışın, böylesine bir siyaset izlemesi şaşırtıcı gelmiyor.

    Sonuçta karşımızda sonuçları belli bir denklem var. Türkiye'deki iş gücünü, sermaye için ucuzluk cennetine çevirecekseniz, bu emekçi için ister istemez cehenneme dönüşecektir. Kapitalizmin "kitab"ı da "fıtrat"ı da bunu gerektiriyor! "Cehennem" demişken bir şeyi söylemeden geçmeyeyim. Hatırlarsanız, iki yıl önce Esenyurt'ta, taşeronun da taşeronu olan şirketin yaptığı AVM inşaatında çalışan ve naylon çadırlarda kalan 11 işçi yanarak hayatını kaybetmişti. Davadaki son duruma bakarsak, ölen 11 işçi sünger yatakları şeflerinden aldıkları talimatla ranzaya dizerek can güvenliklerini tehlikeye attıkları için tali kusurlu bulunmuş... İşte şimdi bu düzen, yeni yasalarla daha da kalıcı hale getirilmek isteniyorsa, Meclis'in çıkaracağı yasaların yeni cinayetlere sebebiyet vermekten başka bir sonuç üretmeyeceğini anlamamız gerekiyor... Bu sebeple meselemizin "iş güvenliği" değil, "emeğin hakkını, değerini bilecek ve koruyacak" bir sistemin inşası olması daha doğru bir yaklaşımdır... O zaman öne çıkaracağımız çözümler, daha çok kâr değil, daha insanca çalışma hakkı olacaktır. Olması gereken de budur.

    Kaynak: http://www.gazetea24.com/yerel-basin-haber/is-degil-isci-guvenligi_12339215.html



     
  2. şen

    şen TÜİSAG Üyesi



    "İşçi Sağlığı ve Güvenliği" ile "İş Sağlığı ve Güvenliği" arasındaki anlamı yorumlayacak kişileri okumak isterim.Bu konudaki yorumlar farklılık gösteriyor.Önceden "İşçi Sağlığı" idi.Sonra "İş Sağlığı" oldu.Niye oldu?



     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica