Haber Iş Kazaları Denetiminde Karmaşa Giderilmeli

Konu, 'Diğer İş Sağlığı Ve Güvenliği Haberleri' kısmında arzu_91 tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. arzu_91

    arzu_91 TÜİSAG Üyesi



    Çalışma yaşamının denetiminde yetkili ve etkin iki kurum var. Birincisi Sosyal Güvenlik Kurumu ikincisi ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. Her iki kurum çalışma yaşamını gerek sosyal güvenlik hukuku gerekse de iş hukuku yönünden inceliyor, usulsüzlükleri tespit ediyor, istihdamı düzenliyor, iş piyasasını regüle ediyor.

    İş kazaları ve meslek hastalıkları da ülkemiz çalışma yaşamının temel iki konusu olarak bu iki kurum tarafından teftiş ediliyor. Hem iş kazaları olmadan önceki iş sağlığı ve güvenliği denetimleri hem de iş kazaları olduktan sonraki denetimler bir bütünlük arz etmekte. Ancak iş kazalarında dünya liderlerinden biri olmamızdan görülebileceği gibi denetimin yeterli yapılmadığı, eksiklerin ve etkin olmayan bir yapının olduğu aşikâr.

    Ne yazık ki iş kazası geçirmeden yani testi kırılmadan denetim yapılmadığı gibi iş kazaları olduktan sonra yani testi kırıldıktan sonra da işçiler yıllar boyunca haklarını almayı bekliyor. İş kazası mucipleri bürokrasinin tozlu raflarında yıllanıyor. Vatandaş çalışırken hakkını alamadığı için o kadar çok İş Mahkemelerine gidiyor ki, Yargıtay geçtiğimiz yıllarda iş ve sosyal güvenlik hukukuna bakan daire sayısını arttırdı.

    SGK tarafından geçtiğimiz günlerde iş kazalarının denetimi ile ilgili önemli değişiklikler yapıldı. Bu yazımızı iş kazalarının denetimindeki son gelişmelere ayırdık.



    Şimdiye Kadar İş Kazaları Nasıl Soruşturuluyordu?

    İş kazaları olmadan önce denetim 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre yapılıyor. Bunda yetkili olanlar Çalışma Bakanlığı’nın İş Müfettişleri. Ancak hem yetersiz müfettiş sayısından hem de ağır işleyen bürokrasiden yeterli denetim yapılamıyor.

    İş kazaları olduktan sonraki denetim ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre yapılmakta. Bu Kanunun "İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 13 üncü maddesinde "Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir." denilmekte. Yine ayni Kanunun “Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 14 üncü maddesinde ise "Meslek hastalığı ile ilgili bildirimler üzerine gerekli soruşturmalar, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla yaptırılabilir." denilmektedir.

    Görüldüğü üzere Kanun iş kazası ve meslek hastalığı denetimini yapma yetkisini İş Müfettişlerine ve SGK’nın "denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları"na vermiş. 5502 sayılı Kanuna göre Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları ise belli.

    SGK daha evvel çıkartmış olduğu 2011/50 ve 2011/57 sayılı Genelgeler ile iş kazaları ve meslek hastalıklarının denetiminde İş Müfettişlerini devreden çıkartmış iş kazaları ile meslek hastalıklarının soruşturulmasını meydana gelen sigorta olayının uzuv kaybı ya da ölümle sonuçlanması durumunda Müfettişlerce, diğer durumlarda ise Sosyal Güvenlik Denetmenlerince sonuçlandırılmasını talimatlandırmış idi.



    İş Kazalarının Denetim Usulleri Değişti

    SGK geçtiğimiz günlerde yayınladığı 2013/31 sayılı genelge ile iş kazaları ve meslek hastalıkları soruşturmalarının yöntemlerini tekrardan değiştirdi.

    Buna göre iş kazası incelemelerinin Ünitelerde kurulacak Sosyal Güvenlik İl Müdür Yardımcısı yada Sosyal Güvenlik Merkez Müdürü, varsa Kurum Avukatı, Kısa Vadeli Sigortalar Servis Şefi yada Servis sorumlusundan oluşan bir komisyonca incelmesinin yapılması ve iş kazası olup olmadığına karar verilemeyen işler ile %10 ve üzerinde meslekte kazanma gücü kayıp oranı olan işlerin Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının ilgili Grup Başkanlığına aktarılması gerektiği talimatlandırılmış bulunmakta.

    Bu ise iş kazaları ve meslek hastalıklarının soruşturulmasında son üç yılda dördüncü kez değişiklik yapılması demek.

    Yani son üç yılda dördüncü kez herşey yeni baştan düzenlenecek, evraklar oradan oraya aylarca taşınacak, yazışmalar yapılacak, işler gecikecek.



    Yasal Olarak Yetkili Olanlar Denetim Elemanları

    2013/31 Genelge ile yapılan son düzenlemenin çalışma yaşamının denetiminde “iş kazası komisyonu” diye yeni bir birim oluşturduğu görülüyor. Bu düzenleme ise Kanuna aykırı.

    Zira yukarıda belirttiğimiz üzere 5510 sayılı Kanun iş kazaları ve meslek hastalıkları denetiminde yalnızca yetkili denetim elemanlarının görevlendirebileceğini amir hüküm olarak belirtiyor.

    5502 sayılı Kanunla da SGK’nın denetim elemanlarının kimler olduğu belirlenmiş. Kanun açıkça Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurları; Sosyal Güvenlik Müfettişleri ve Sosyal Güvenlik Denetmenleridir demekte.

    İdarenin kanunla verilmemiş bir yetkiyi memurlarına kullandırması hukukun temel prensiplerine aykırı. İdare her türlü eylem ve işleminde hukuka ve kanunlara dayanmakla mükelleftir.

    Denetim ve teftiş özel mesleki itina gerektiren, öğrenilmesi zaman alan, en az üç yıl yardımcılık süresinden sonra uzmanlaşılan meslekler. Oysa yeni genelge SGK’daki denetim mekanizmasını altüst ediyor, kanunla kurulmuş sistemi bozuyor, denetim elemanı olmayanlara teftiş yaptırıyor.

    İnsanın oldu olacak denetim işlerini odacıya yaptıralım diyesi geliyor…



    İş Kazası Soruşturması Masa Başında Yapılamaz

    Kurulacak komisyon üyeleri her ne kadar SGK’da görevli ve bazıları deneyimli personel olsalar da denetim usul ve esaslarını bilmeyen, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri konusunda eğitilmemiş, sahada denetim yapmamış, evrak incelemesine aşina olmayan, resmi kayıtların incelemesini bilmeyen, bir kez bile bir işyerinin kapısından adımını atıp inceleme yapmamış memurlar.

    Dahası dediğimiz gibi iş kazaları ve meslek hastalıklarının denetimi konusunda Kanunen yetkili ve sorumlu değiller.

    Oysa iş sağlığı ve güvenliği alanında denetim ince eleyip sık dokumayı gerektiriyor. Örneğin bir makinenin bakımının yapılmamış olması yada işyeri ortamında aydınlatmanın yeterli olup olmadığı gibi işinin ehli olmayan, dahası denetim elemanı olmayan kişilerin göremeyeceği bir ufak ayrıntı işveren yada SGK açısından trilyonluk sonuçlar doğurabiliyor. Başka bir örnek olarak iş kazası sonucu parmağı kopan birinin meslekte kazanma gücü kaybı bir piyanist ise farklı, bir sekreter ise farklı; bunun tespiti ise mesleki uzmanlık gerektiriyor. Bir ufak ayrıntıyı atlamak kamuyu yüksek oranda zarara sokmak yada bir vatandaşı mağdur etmek demek.

    Kaldı ki iş kazalarının denetimi masa başında komisyon ile yapılabilecek bir iş değil. İşyerine gitmeyi, kaza mahallini ayrıntılı incelemeyi, kazayı gerektiğinde krokilendirmeyi, ayrıntılı çevresel soruşturma yapmayı, işyerinde evrak-ı müspiteyi toplamayı, şahitleri denetim usulleri ile sorgulamayı, iş yaşamının çeşitli taraflarının delillerini çapraz karşılaştırma ile incelemeyi gerektiriyor.

    Komisyon halinde kaza mahalline incelemeye mi gidilecek? Komik doğrusu…



    Son Düzenleme Çalışma Yaşamının Denetimini Karmaşıklaştırıyor

    Yapılan düzenleme yalnızca kanuna ve yönetmeliklere aykırı değil.

    Ayni zamanda son düzenleme çalışma yaşamının denetimini daha da karmaşıklaştırıyor. Çalışma hayatının denetiminde SGK Müfettişleri/Denetmenleri ve İş Müfettişleri yanında bir de komisyon üyeleri (şef, avukat, müdür) görevlendiriliyor. Vatandaşın neyi nereye şikâyet edeceği, hakkını nerede arayacağı konusunda kafası iyice karıştırılıyor.

    Dahası halen iş kazaları incelemelerinin yüzde doksanının mucibi ellerinde bulunan SGK Denetmenleri denetim konusunda by-pass ediliyor. Bu ise muciplerin oradan oraya tekrardan aylarca gidip gelmesi, denetimlerin gecikmesi demek. Ne kadar çok birim varsa işçi hakkını o kadar zor alacak demek. Ne kadar çok birim varsa o kadar evrak, bürokrasi, yazışma demek.

    Zaten yetersiz denetim elemanı varken ve sonuçlanmayı bekleyen onbinlerce iş kazası mucibi varken denetim elemanları arasında farklılaşma yapmak iş kazalarında mağdur olan garip gurebanın daha fazla beklemesi, daha fazla mağdur olması demek.


    İş Kazası Geçiren Oradan Oraya Gidecek

    Son düzenleme İş Kazaları ve meslek hastalıklarının incelenmesi süresini de uzatıyor. Zira %10 ve üzerinde meslekte kazanma gücü kaybı olan iş kazası ve meslek hastalığı incelemeleri önce Sağlık Kuruluna ardından Müfettiş incelemesine gidecek. Bu ise süreci oldukça uzatacak. Sağlık Kurullarında aylarca bazen yıllarca bekleyenler kamuoyunda bilinmekte.

    On binlerce iş kazası soruşturulmayı beklerken sen yaptın ben yaptım davası niye, kime hizmet ediyor? Mağdur olan vatandaşa hizmet etmediği açık.

    Nasıl ki 6331 sayılı Kanun ile, çalışma yaşamının denetiminde bir uzmanlık Kurumu olan SGK’nın denetim birimleri by-pass etmiş ise son genelge uygulaması da SGK Denetmenlerini ve İş Müfettişlerini by-pass ediyor.

    Oysa testi kırılmadan da ayni testi, kırıldıktan sonra da. Ayırmanın ne anlamı var?


    Sorun Çok Başlılık ve Denetimde Hantal Yapı

    Defalarca bu köşeden dile getirdik. Çalışma yaşamı bir bütün, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku etle tırnak gibi birbirinden ayrılamaz alanlar.

    Çalışma yaşamının denetimi de buna uygun olarak tek elden, bütünlüklü ve etkin olmalı. Bölünmüşlük ancak vatandaşın mağduriyeti arttırıyor, çağdaş kamu yönetişimi gereği kurulması gereken etkin kamu mekanizmasını engelliyor.

    Sorun birden çok denetim birimi olması, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili şikayetlerini nereye yapacaklarını, iş kazası geçirirlerse haklarını nerede arayacaklarını bilmemeleri. Sorun iş kazasında mağdur olan garip gureba fakir fukaranın bürokrasinin tozlu raflarında bir oraya bir buraya savrulması. Sorun iş kazası geçirip hakkını arayanın önce komisyona, sonra sağlık kuruluna, sonra müfettişe gitmesinin gerekmesi, bir oraya bir buraya koşturmasının gerekmesi.

    Son düzenleme de iş kazası geçirmiş garip gurebanın sorununa çözüm getirmiyor.

    Bürokrasi çözüm üretmek yerine, köşe kapmaca oynuyor. Anlayacağınız benim oğlum iyi okur döner döner bina okur durumu.


    Çalışma Yaşamının Denetimi Tek Elden Olmalı

    Oysa çözüm basit.

    SGK’nın şuanda 600 civarında Müfettişi ve Yardımcısı var. SGK Denetmenleri ve Yardımcılarının sayısı ise 1200 civarında. Çalışma Bakanlığı’nın ise 2012 yılı sonu itibariyle 924 İş Müfettişi ve Yardımcısı var.

    Aslında çalışma hayatını denetleyen epey denetim elemanı var. Ancak bu birimler ayrı ayrı olduğundan hem etkin işlemiyorlar hem de çalışma yaşamında mağdur olan vatandaş hakkını nerede arayacağını bilemiyor.

    Çalışma yaşamında yetkili tüm denetim/teftiş birimlerinin tek çatı altında toplanması gerek. Böyle olursa ortaya 3000 kişilik yakın dev bir denetim ordusu çıkıyor.

    Bu ordu hem testi kırılmadan önce, yani iş sağlığı ve güvenliği alanında, hem de testi kırıldıktan sonra, yani iş kazalarının incelenmesinde, yeni bir dinamizm ile yekvücut olarak hareket edecek. 3000 kişilik bir denetim ordusu hem bekleyen onbinlerce iş kazası incelemesini bir ay içerisinde çözer, hem de iş sağlığı ve güvenliğinde tüm ülkede kapsamlı ve planlı denetime başlar.

    Maliye Bakanlığı’nın geçtiğimiz yıllarda attığı bu adımın ne kadar başarılı olduğu, vergi denetimini güçlendirdiği, devasa bir müfettiş ordusu oluşturduğu ortada. Kamu başarılı uygulamalardan örnek almalı.

    Görevde bulunduğu süre boyunca çalışma ve sosyal güvenlik hayatının sorunlarını çözmek için devrim niteliğinde adımlar atan ve bu çabaları ile hem işveren hem de işçi kesimlerinin takdirini toplayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik’in çalışma yaşamındaki denetim sorununu çözmesi bu ülkeye büyük bir katkı olacaktır.

    Böylesi bir adım, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın belirttiği “bürokratik oligarşileri” ortadan kaldırmak ve garip gurebaya hizmet götürmeye odaklı önleyici bir denetim mekanizmasının kurulması noktasında da tarihi bir adım olacaktır.


    Çalışma Yaşamında Denetim Sorunu Artık Çözülmeli

    Kamuoyu bu yönde adımlar atılmasını, çalışma yaşamında denetim birimlerinin ayni çatı altında birleştirilmesini, aynen Maliye Bakanlığı’nda olduğu gibi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndaki denetim mekanizmalarının yeniden örgütlenerek, yeni bir dinamizm ile iş kazaları ve meslek hastalıklarının kapsamlı bir denetime tabi tutulmasını, iş sağlığı ve güvenliği denetiminiN güçlendirmesini bekliyor.

    Atılacak bu adım aklın, mantığın olduğu kadar AB uyum sürecinin de gereği. Zira AB Müzakere fasıllarından 19 uncu müzakere faslı olan “Sosyal Politika ve İstihdam”daki sorunlardan biri de çalışma yaşamının denetiminin çok başlı, etkinlikten uzak ve bölünmüş olmasıdır.

    Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar niteliğinde olan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri de çalışma yaşamında etkin, bütüncül, tek elden denetimi zorunlu koşmaktadır.

    Türkiye şuan iş kazalarında Bangladeş ve Meksika ligindedir, layık olduğu G-20 dünya liginde değil. İş kazalarının ülkemize yıllık maliyeti 4 Milyar TL. Son on yılda 11 bin insanımız iş kazalarında can vermiş. Bu bir iş kazası terörü…

    Ülkemiz her yıl 60 bin küsür iş kazası yapan bir ülke, her yıl en az iki bin canını güvenliksiz çalışmaya feda eden bir ülke olmaktan çıkacak ise, dahası 2023 hedefine ulaşıp dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olacak isek çalışma yaşamında denetim reformunun geciktirilmeden uygulanması gerek. Meslek taassupları değil ama bu ülkenin çıkarı bunu gerektiriyor.


    Kıssadan Hisse

    “Dostu da severim düşmanı da. Çünkü dost gücümü, düşman ise ödevimi gösterir.”

    — Friedrich Schiller



     
    Last edited by a moderator: 1 Mayıs 2014
  2. arzu_91

    arzu_91 TÜİSAG Üyesi

Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica