Bilgilendirme Madencilik Sektöründe İş Sağlığı Ve Güvenliği

Konu, 'Madencilik Sektöründe İSG Uygulamaları' kısmında helbir tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. helbir

    helbir TÜİSAG Üyesi



    1. Madencilik Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

    I-GENEL PROFİL


    Yer altındaki mineraller, madenler ve taşlar pek çok endüstride ham madde veya ara madde olarak kullanılmaktadır. Madencilik, bugün gelişmekte olan pekçok ülke için en büyük gelir ve döviz kaynağıdır. Ne var ki, bir taraftan da madenlerin değerli olması ülkelerin ve toplumların üzerinde değişik oyunların oynanmasına neden olmaktadır. Afrika, Asya ve Güney Amerika’da yer alan birçok ülke zengin madenleri bulunduğu için gelişmiş ülkelerin sömürü hedefi olmuştur. Bu amaca kolayca ulaşmak ve çok daha ucuza bu kaynakları temin etmek için ülkelerde dikta rejimleri desteklenmiş, yapılan ticaretten daha fazla pay almak isteyen yerli halklar bastırılmıştır.

    Dünya’da yaklaşık 30 milyon kişinin madenlerde çalıştığı düşünülmektedir. Bunların yaklaşık 1/3’ü kömür ocaklarında çalışmaktadır. Belki 30 milyon çok büyük bir rakam değildir, ancak herbir maden işçisinin farklı sektörlerde bir başka işçiye iş yarattığı düşünülür ve bir de bu işçilerin geçindirdikleri aile fertleri düşünülürse, madencilik yaklaşık 300 milyon insanı yakından ilgilendiren dev bir sektördür.

    Küçük ölçekli madenlerde çalışanların sayısı da hiç azımsanmayacak kadar çoktur. Küçük ölçekli madenlerde yaklaşık 6 milyon insan çalışmaktadır. Genellikle bu madenlerde çalışanların çoğu, güvenlik önlemlerinden ve iş sağlığı kriterlerinden çok uzakta çalışmaktadır. Bunlar çok düşük ücretlerle kölelik koşullarında işlerini yapmaktadırlar.

    Madencilik kaza ve ölüm risklerinin en yüksek olduğu sektörlerden biridir. Dünya’da çalışanların sadece %1’i madenlerde iken, meydana gelen ciddi kazaların %8’i madencilik sektöründe olmaktadır. Bu gerçekten çok yüksek bir orandır. Bunun için madencilik sektörünü ilgilendiren 1931 tarihli 31 no’lu, Kömür Madenlerinde Çalışma Saatlerini konu alan ILO sözleşmesi kabul edilmiştir. 176 no’lu Madenlerde Sağlık ve Güvenlik konulu sözleşme ise 1995 yılında kabul edilmiştir. Bunu tamamlayıcı nitelikteki ILO Tavsiye Kararı’nın numarası ise 183’tür.

    II- MADENCİLİK SEKTÖRÜNDE KAZALAR, HASTALIKLAR VE TEHLİKELER

    II.1. Kazalar

    Herkes tarafından bilindiği gibi madenlerde yaşanan patlamalar, yangınlar ve göçükler gibi büyük kazalar, felaketlerle sonuçlanmakta ve onlarca insanın ölümüne neden olmaktadır. Her ne kadar günümüzde kullanılan teknolojiler bu tip kazaları önleme konusunda oldukça büyük yol almış olsa bile madencilik, kaza ve ölüm riskinin en yüksek olduğu sektörlerin başında gelmektedir.

    Madenlerde kullanılan gezgin makinalar, dizel benzin ve hidrolik sıvılar içermekte olup; bunlar patlayıcı ve yanıcıdır. Elektrikli aletler ve dizel motorlar ise ateşleme ve yanma için birer kaynaktır. Yanabilme ve patlayabilme özelliğine sahip bu maddelerle, bunları ateşleyecek olan ekipmanların birlikte bulunması oldukça risklidir. Bunlarla birlikte bu yanıcı maddelerin yanında sigara içilmemeli, ateş yakılmamalı ve makinaların aşırı ısınarak kısa devre yapması engellenmelidir. Tersi durumda, patlamalar ve yangınlar kaçınılmaz olacaktır.

    Kömür madenlerinde ise yukarıda anlatılan risklerin hepsi vardır ve bir de metan ve kömür tozu gibi alev alan ve patlayabilen tozlar ve gazlar ortamda bulunur. Metan diğer madenlerde de bulunmakla birlikte yerel cebri çekişli havalandırma ile seyreltilebilir ve yoğunluğu azaltılmak yoluyla tehlikesi sınırlandırılabilir. Kömür madenlerinde, kömür tozunun oluşmasını engellemek için, her türlü önlemler alınmasına karşın yine de patlama kaçınılmaz olabilir. Yerde 0.012mm kalınlığında bile oluşacak kömür tozu havada asılı kalırsa patlamaya neden olur. Bu gerçekten çok büyük bir risktir. Ancak dolomit, alçıtaşı ve kireçtaşı gibi alevlenmeyen maddeler toz haline getirilerek yere serpilirse patlama riski azaltılmış olur.

    Bütün bu yanma ve patlama risklerini azaltmak konusunda alınabilecek yukarıda sayılan önlemlerle birlikte sızıntı olduğu zaman uyarı veren cihazlar, alevlenme olduğu zaman yangını anında haber veren ve müdahale eden otomatik yangın söndürücü sistemlerin kullanılması hem kazaları önleme hem de can kurtarma konusunda büyük bir öneme sahiptir.

    II.2. Hastalıklar

    II.2.1. Kimyasal Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar

    Kristal kuvars (silis tanecikleri) madenlerde ve taş ocaklarında çalışanların en çok karşı karşıya kaldıkları tozdur. İçinde silis bulunan taşlar kırıldığında, parçalandığında ve ufalandığında solunabilir silis tozları ortaya çıkar. Bu işlemler yapılırken dibe doğru derin çukurlar açılır ve bunun için ister elle olsun ister büyük makinalar yardımıyla olsun toprak kazılır. Bu sırada ortaya bol miktarda silis tozu çıkar. Bunun solunması gerçekten çok tehlikelidir. Belirli bir süre(miktarına bağlı olarak aylar yada yıllar) boyunca bu toza sunuk kalınırsa silikoz* adı verilen bir tip pnömokonyoz* gelişir. Tüberküloz*, akciğer kanseri* ile artrit* gibi otoimmün* hastalıklara da neden olmaktadır. Silis tozu, toprak yeni kazıldığında çok daha tehlikelidir. Daha önce ortaya çıkmış ve bir yerde kalmış silis tozunun yeniden solunması yeni kazılarak taşlardan ortaya çıkan taze tozun solunması kadar tehlikeli değildir.

    Solunabilir kömür madeni tozları da son derece tehlikelidir. Bu tozların içinde silika, kireç ve kil de bulunur. Madencilik operayonları sırasında kullanılan makinalar ve teknikler ortamda sürekli olarak tozun bulunmasına neden olmaktadır. Ayrıca madenlerin yerin altında olması ve çalışılan alanın dar olması bu tozlarla teması arttırmaktadır. Bu tozlara sunuk kalmanın sonucunda kömür madencileri pnömokonyozu* oluşur. Bu tozları yoğun olarak solumak kronik bronşit* ve amfizem* hastalıklarına neden olabilir.

    Kömür ocaklarında bulunan gazlar ve neden oldukları hastalıklar aşağıdaki tabloda açıklandığı gibidir. Metan, kömür ocaklarında patlamalara en çok neden olan gazdır. Bu riski azaltmak için, kömür ocağının duvarlarının yüzeyine yanıcı ve patlayıcı olmayan kireçtaşı tozu serpmek etkili olmaktadır. Aşağıdaki tabloda bazı gazlar ve yarattığı tehlikeler listelenmiştir.

    Gazlar: Tehlikeler:
    Metan : Patlama, yanma ve asfiksi*
    Karbon monoksit : Asfiksi*
    Hidrojen Sülfür : Göz ve solunum yollarının tahriş olması
    Oksijen kıtlığı : Anoksi
    Dizel motor dumanı : Solunum yollarının tahriş olması, akciğer kanseri*

    Azot oksitler ise madenleri kazmak konusunda patlayıcı olarak kullanılır. Bu nedenle patlatılan alan öncelikle hava almayan bir yer ise havalandırılmalıdır. Aksi takdirde solunum yollarını tahriş eder.

    Cıva buharına sunuk kalmak cıva zehirlenmesine neden olur ve bu risk altın ve cıva madencileri için oldukça yüksektir.

    Altın ve kurşun madencilerinin arseniğe sunuk kalmaları ise akciğer kanseri* olma riskini beraberinde getirmektedir.

    Poliüretan köpükler ve formaldehit gibi bazı plastikler madenlerde kullanılmaktadır. Bu maddelere sunuk kalma sonucunda bazen, madenlerde çalışan işçilerin allerjik reaksiyon göstermeleri nedeniyle işe devam etme mümkün olmaktan çıkmaktadır. Ayrıca bu maddeler kanserojendir.

    II.2.2.Fiziksel Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar
    Madencilik sektöründe birçok makine kullanılmaktadır. Bu makinalar yaptıkları iş gereği oldukça yüksek seviyede gürültü çıkartmaktadırlar. Ayrıca madenlerin yerin altında, derinlerde olma durumunda ise kapalı ortam, gürültünün açık havada olduğu gibi yayılmasını engellemekte ve kulaklar için ciddi tehditler oluşturabilmektedir.

    İyonize radyasyon da madencilik sektöründe var olan önemli tehlikelerden biridir. Radon, madenlerde sert kayalıkları kazmak için kullanılan patlatıcıların, taşları eritmesiyle ortaya çıkabilir. Ayrıca madenlerin derinliklerine sızmış da olabilir. Radon, bir gaz olduğu için solunulması ve uzun süreler sunuk kalınılması durumunda akciğer kanserine* neden olabilir çünkü radon kanserojendir.

    Isı da madencilik sektörü için önemli risklerden biridir. Madenlerde her 100 metrede ortam ısısı 1 derece yükselmektedir. Dolayısıyla bazı derin madenlerde duvarların sıcaklığı 40 dereceye kadar yükselmektedir. Buna ek olarak, kullanılan makinaların yaydığı ısı da ortamın sıcaklığını arttırmaktadır. Havalandırma koşullarının kötü olması ve nemli ortamın hissedilen ısıyı arttırması bir de işçilerin dar alanda çalışırken terlemeleri durumu iyice kötüleştirmektedir.

    Aynı zamanda bazı madenlerde 4000-5000 metre gibi çok yükseklerdedir. Buralarda çalışan madencilerde ise düşük hava basıncına bağlı yükseklik hastalığı* görülür.

    III- MADEN İŞÇİLERİ İÇİN SAĞLIK VE GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

    Tozlar(silika, kireç ve kil), daha önceki bölümlerde de anlatıldığı gibi solunulması durumunda ciddi hastalıklara neden olmaktadır. Toprak ve taşlar kazılırken ortaya çıkan tozlardan kurtulmak veya azaltmak için toprağı delen makinalar bir taraftan da içinde bir parça deterjan bulunan su püskürtebilirler ki bu tozların toplanarak dinmesine yardım eder. Ayrıca yerel cebri çekişli havalandırma aygıtları ve vantilatörler kullanılabilir.

    Metan gazı da patlamalara neden olmaktadır. Bu gaz, yerel cebri çekişli havalandırma cihazları ile seyreltilebilir ve yoğunluğu azaltılmak yoluyla tehlikesi sınırlandırılabilir. Kömür madenlerinde, kömür tozunun oluşmasını engellemek için, her türlü önlemler alınmasına karşın yine de patlama kaçınılmaz olabilir. Yerde 0,012mm kalınlığında bile oluşacak kömür tozu havada asılı kalırsa patlamaya neden olur. Bu gerçekten çok büyük bir risktir. Ancak dolomit, alçıtaşı ve kireçtaşı gibi alevlenmeyen maddeler toz haline getirilerek yere serpilirse patlama riski azaltılmış olur.

    Bütün bu yanma ve patlama risklerini azaltmak konusunda alınabilecek yukarıda sayılan önlemlerle birlikte gaz sızıntısı olduğu zaman uyarı veren sızıntı uyarı aygıtlarının, alevlenme olduğu zaman yangını anında haber veren ve müdahele eden otomatik yangın söndürücü sistemlerin kullanılması hem kazaları önleme hem de can kurtarma konusunda büyük bir öneme sahiptir.

    Madencilik sektörü doğası gereği sayısız risk unsurunu içinde barındıran insan yaşamı açısından son derece tehlikeli bir sektördür. Sektörde çalışmanın yarattığı tehlikelerin en aza indirilebilmesi için Kişisel Koruyucu Donanımlar mutlaka kullanılmalıdır.

    Madenlerde dar yerde çalışılmakta, göçük ve taşların düşmesi gibi riskler her zaman bulunmaktadır. İnsan kafası, insan vücudunun en hassas bölgelerinden biridir ve çok dikkatle korunması gerekir. Çarpmalar sonucunda yarılmalar, kanamalar ve hatta ciddi travmalar söz konusu olabilir. Bu nedenle kafa koruyucu donanımlar olan baretler, kasketler ve başlıkların takılması zorunludur. Elbette bu başlıkların sağlam maddelerden yapılması gerekmektedir. Ayrıca çarpmanın ötesinde nemli ortamlarda çalışırken başlığın yanlarının akan suyu durdurabilmesi için yukarı bükük olması da önemlidir.

    Madenler karanlık olduğu için işçiler, başlıklarının üstünde lamba taşırlar. Bu lambalar ortamı aydınlatır ve rahat çalışmaya yardımcı olurlar. Lambaların kullanışlı olması için; istenilen sürede gereksinim duyulan aydınlığı sağlaması, rahatça başlığa takılabilir olması, olabildiğince hafif olması ve sağlam olması gerekmektedir. Son zamanlarda tungsten filament lambaların yerini halojen olanlar almıştır. Bu yeni lambalar, aydınlatma kanusunda 3-4 kat iyileşme sağlamış ve öyle ki planlanandan uzun süren işler için bile yasanın öngördüğü aydınlatma düzeyleri, işin sonuna kadar sağlanabilmektedir. Pil teknolojisinin de kullanılan aydınlatma aygıtının verimliliği açısından büyük önemi vardır. Kurşun asit piller hala sektöre egemen olsa da son zamanlarda aynı performansı gösteren daha hafif olan nikel-kadmiyum piller de kullanılmaya başlanmıştır.

    Ayrıca son zamanlarda pillere entegre edilen radyo alıcıları sayesinde Çok Düşük Freakans ile yapılan yayınlar sayesinde haberleşmek, lambaların yanıp sönmesi sağlanabilmektedir.

    Dünyanın pek çok yerinde yapılan madencilik işlerinde, göz ve yüz koruyucu maskeler, gözlükler ya da yüzü tamamen koruyan siperlikler (maskeler) kullanılmaktadır ve bunları kullanmak pekçok ülkede İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatlarınca zorunlu kılınmıştır.

    Genellikle madenlerde çalışan işçiler koruyucu gözlükler takmaktadırlar. Yapılan iş için bu yeterli olarak görünmektedir. Ancak çalışılan ortamda bulunan toz ve taşlar plastik yüzeyi tahrip etmekte ve çiziklerden ötürü görüntü bozulmaktadır. Bir süre sonra daha iyi koruma sağladığı için kullanılan, özel polycarbonlardan geliştirilmiş ‘plastik gözlükler’ yerine, ‘cam gözlükler’ tercih edilebilmektedir. Eğer kimyasal bir maddenin sıçraması gibi bir tehlike varsa tam bir koruma için ‘goggle tipi’(göze hava ve diğer maddelerin temasını tamamen engelleyen her yanı korumalı gözlük) gözlük kullanılmalıdır.

    Madencilik sektöründe kullanılan makinaların çıkardığı tozlar ve dumanlar, kömür madenlerinde bulunan kömür tozları, patlayıcıların arkalarında bıraktıkları dumanlar ve buharlar, kaynak yapılırken ortaya çıkan dumanlar, asit gazları ve kullanılan kimyasal maddelerin kokuları solunum yolları açısından tehlikeli olabilmektedir. Bu nedenle işler yapılırken solunum koruyucu donanımlar kullanılmalıdır. Genellikle sıradan solunum maskeleri yapılan işler için yeterli olmaktadır. Ancak bu toz maskeleri, havayı ve tozları süzmek konusunda yeterli değil ise, o zaman havayı süzen solunum aygıtları ve hatta gerekirse tüplü solunum aygıtları bile kullanılabilir.

    Ortamda bulunan ve tehlikeli olduğu bilinen gazların,dumanların ve tozların miktarını ölçen cihazlar kullanılabilir ve böylece tehlikeli olan seviyenin altına düşünceye kadar koruyucular takılabilir.

    Uranyum madenlerinde bulunan radyonüklit partiküller ve asbest madenlerinde bulunan asbest liflerini süzmek için özel maskeler ya da havayı temizleyen solunum cihazları kullanılmalıdır.

    Madenlerde çalışırken kayma olasılığı olduğu için giyilen ayak koruyucu botların lastik-kauçuk olması gerekmektedir. Ayrıca botların ayak parmaklarını koruyabilmesi için çelik burunla ön kısmı kaplanmış olmalıdır. Isı ve suya karşı da gereken korumayı sağlaması önemlidir.

    Cildi korumak için giyilen koruyucu giysilerin soğuk ve sıcak ortamlara uygun olarak seçilmesi terlemeyi ve üşümeyi engeller. Eller sürekli kullanıldığı için işe uygun el koruyucu donanımlar olan eldivenler takılmalı eğer eldiven kullanılamıyorsa o zaman da koruyucu kremler kullanılmalıdır.

    Madencilik gürültünün çok olduğu bir sektördür. Buna karşı kulakların işitme kaybına uğramaması için kulaklıklar(manşonlu) veya kulak tıkaçları kullanılmalıdır.

    Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin gereksinim ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür; daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir.

    Amfizem, akciğerlerin en ufak birimi olan hava keseciklerinin (alveoller) harap olduğunda ortaya çıkar. Amfizem akciğerlerdeki alveollerin genişlemesi ve yapılarının bozulmasıdır. Klasik belirtisi nefes darlığıdır.

    Artrit, eklemlerin iç yüzlerini etkileyen iltihabi bir hastalıktır. Uzun süreli ve tekrarlayıcı bir hastalık olan romatoid artrit zamanla ilerleyerek kötüleşme gösterebilir. Artrit yalnız eklemleri değil bütün vücudu da etkileyebilir. Şekil bozukluğuna neden olabildiği için çeşitli sakatlıklara yol açabilir. Hastalık bütün eklemleri etkileyebilir, ancak en çok el ve ayak bileklerinin küçük eklemlerinde gözlenmektedir. Artrit tek bir hastalık değildir, 100’den fazla farklı hastalık artrit ile ilişkilidir. Dirsek ekleminde zorlanmaya bağlı kas liflerinde yırtık (tenisçi dirseği= lateral epikondilit) gibi basit romatizmal hastalıklardan, romatoid artrit (RA) gibi tüm vucudu etkileyen ağır hastalıklara kadar farklı hastalık formları bu grupta yer almaktadır. Sistemik lupus eritematozus gibi artritle ilişkili ancak vücudun akciğer, kalp ve böbrekler gibi hayati organlarını etkileyebilen romatizmal hastalıklar da artritle olan ilişkileri nedeniyle bu grupta yer almaktadır. Hastalar arasında bilinen adıyla kireçlenme(artroz) bu grubun en bilinen hastalığıdır ve pek çok hasta tarafından romatizma denince akla yanlızca bu hastalık gelmektedir. Bu hastalıkların temel ve ortak belirtisi kas eklem ağrıları olduğundan artrit ya da romatizmal hastalıklar olarak adlandırılmaktadırlar. Genellikle eklem ağrısının nedeni eklem yüzlerini kaplayan zarların (sinovya) mikrobik olmayan iltihabıdır(inflamasyon).

    Normal solunum ile akciğer keseciklerinden kan geçmekte ve kandaki karbondioksitte akciğer keseciklerine geçmektedir. Eğer çeşitli nedenlerle bu işlemler yapılamaz ise, kandaki karbondioksit düzeyi yükselir.Buna asfiksi (boğulma) denir.

    Bronşit, akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.

    1- Akut Bronşit: Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür.

    2- Kronik Bronşit: Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur.

    Cıva; hava, su ve toprakta bulunabilen bir elementtir. Cıva; ayna sırlamasında, altın ve gümüş üretiminde, ilaç yapımında, pestisit, pigment ve pil üretiminde, termometrelerde, barometrelerde, vakum tulumbalarında, florasan lambalarda ve redresörlerde kullanılır. Cıva saçıldığı zaman yüzeye güçlü bir şekilde bağlanır ve oda sıcaklığında yavaş yavaş görünmeyen kokusuz ve zehirli bir buhar halinde ortam atmosferine karışır. Cıva buharlarının solunması son derece tehlikelidir ve cıva zehirlenmesine neden olur. Cıva döküldüğünde hemen toplanması ve dökülen zeminin mutlaka temizlenmesi gerekir. Cıvanın dağıldığı zemin, kükürt tozu serpilerek özenle silinmelidir. Zehirlenme son derece tehlikeli olduğu için mutlaka sağlık yardımı alınmalıdır.

    Kömür madencileri pnökonyozu, büyük miktarda kömür tozunun akciğerde depolandığı amfizem ile karakterize edilen bir pnömokonyozdur.

    Otoimmün hastalıklarda, bağışıklık sistemi vücudun kendine ait olan bazı dokuları yabancı gibi algılayarak bunlara karşı antikor üretir ve bu, dokulara zarar verir.

    Pnömokonyoz, genellikle bazı özel iş koşullarında çalışan kişilerde inorganik toz yada zerrecikli maddenin akciğerlerde depolanması ve buna bağlı olarak gelişen doku reaksiyonu ile ilgili durumdur. Asbestos ve silikoz bu gruba giren hastalıklardandır.

    Silikoz, serbest silis taneciklerinin (Kristal kuvars) solunum yoluyla alınması sonucu meydana çıkan, sanayi parçacıklarının yol açtığı ağır bir hastalıktır. Madencilik, taş kesme, taşocağı çalışmaları (özellikle granit), yol ve bina inşaatı, dinamitle kayaları patlatma ve çiftçilik, serbest silise sunuk bırakan mesleklerdir. Belirtilerin meydana gelmesi için genellikle 15-20 yıl bu parçacıklara sunuk kalmak gerekir. Fakat silise yoğun şekilde sunuk kalınan kapalı alanlarda patlatma, yüksek kuvars içeren kayaları delerek tünel açmak ve temizleme tozu imalatı gibi işlerde çalışan korumasız işçiler bir yıldan kısa bir sürede silikoza tutulabilirler.

    Verem, (Tüberküloz) olarak da adlandırılan verem hastalığı insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen en eski hastalıklardan birisidir. Verem esas olarak akciğerleri tutan ve bunun yanı sıra diğer birçok organda da yerleşebilen Mycobacterium Tuberculosis (Koch basili) mikrobunun oluşturduğu bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi hücreleri savaşmalarına karşın mikropların tamamını genellikle öldüremez. Basiller akciğerlerde yuvalar oluşturmasına neden olur. Verem en çok omurga, kalça kemikleri, lenf bezleri, böbrekleri etkiler. Hastalığı, yalnızca akciğer veremi olan kişiler yayabilir. Bu kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu mikroplar damlacık şeklinde havaya atılırlar. Ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu mikropları soluk alırken akciğerlerine alırlar. Kaşık, çatal, bardak gibi eşyalardan hastalık bulaşmaz. Verem mikrobu vücuda girdikten sonra uzun süre hastalık yapmadan kalabilirler. Bu dönemde vücut tarafından oluşturulan verem mikrobu bulaştığını genellikle bilmez.

    Yükseklere çıkıldıkça atmosfer basıncı azalır. Bununla birlikte oksijen basınıcının da azalması dokulara az oksijen gitmesine neden olur. 3.500 metre yükseklikten sonra dokulara giden oksijen gittikçe azalır ve yükseklik hastalığına neden olur. Bulantı, baş ağrısı, yorgunluk, uyuyamama ve iştahsızlık görülür. Bazen akciğer ve beyinde ödem oluştuğu için ölümler bile görülebilir.


    Kaynak : http://www.isguvenligi.net



     
    esat1903, Levkav ve nilay bu yazıya teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica