Mardin Mardin " Taşın Ve Inancın Şehri "

Konu, 'Güneydoğu Anadolu Bölgesi Gezi Rehberi' kısmında Halit_Yüceay tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Halit_Yüceay

    Halit_Yüceay TÜİSAG Üyesi



    MARDİN İLİ TANITIMI

    MARDİN Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya bölgesinde, tarih boyunca pek çok medeniyet yerleşmiştir. Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biridir.

    [​IMG]

    MARDİN İLİ TARİH yerleşim gören Mardin, Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı Dönemi’ne ilişkin birçok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.

    Mardin, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınır şehri olmuştur. 1990 yılında 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı kanunla bu İle bağlı Cizre, İdil ve Silopi ilçeleri Mardin ilinden ayrılarak aynı tarih ve sayılı kanunla kurulan Şırnak iline, Gercüş ilçesi ise Batman iline bağlanmıştır.


    MARDİN İLİ İDARİ SOSYO VE EKONOMİ

    İdari ve Sosyo - Ekonomik Durumu Mardin ilinin nüfusu, 1927 Yılında 183.471 iken 1935 yılında 229.921, 1940 yılında 252.505, 1945 yılında 234.457, 1950 yılında 269.498, 1955 yılında 305.520, 1960 yılında 353.411, 1965 yılında 397.880,1970 yılında 453.092. 1975 yılında 519.687, 1980 yılında 564.967, 1985 yılında 652.069, 1990 yılında 557.727, 2000 yılında 705.098,

    Şehirde yaşayanların oranı % 57, köyde yaşayanların oranı % 43'tür. Yine aynı nüfus sayımı sonucuna göre, il merkezi nüfus yoğunluğu ise km² başına 84 kişidir. Nüfus bakımından en büyük ilçeleri sırasıyla Kızıltepe, Merkez, Nusaybin ve Midyat’tır. Yüzölçümü bakımından en büyük ilçesi ise Kızıltepe’dir.

    Nüfus bakımından en küçük ilçesi Ömerli, yüzölçümü bakımından en küçük ilçesi ise Yeşillidir.Mardin’in ilçe sayısı 10, belediye sayısı 31 ve köy sayısı ise 588’dir.

    Mardin Artuklu Üniversitesi 2007 yıllında kurulmuştur. Mardin ili yıllık nüfus artış hızı, kişi başına gayrisafi yurtiçi hâsıla ve sanayi iş kolunda çalışanların toplam istihdama oranı bakımından Türkiye ortalamalarının altındadır. Tarım kolunda çalışanların toplam istihdama oranı ise Türkiye ortalamalarının üstündedir.

    [​IMG]

    Mardin ilinin geleneksel ekonomik yapısı tarım, ticaret ve son zamanlarda artış gösteren imalat sanayi ile küçük çaplı sanayi ve el sanatlarına dayalıdır. Mardin, diğer illere ve özellikle yurtdışına, Ortadoğu’ya yakın sınır illerinden birisi olması yeni üretim imkânlarının oluşmasıyla olumlu bir seyir izlemektedir.

    Mardin’de gıda, tarım ve toprağa dayalı inşaat, tarımsal makineler, üretim makineleri, kimyasal ürünler, dokuma - giyim sanayileri gibi sosyo - ekonomik etki potansiyeli ve rekabet gücü yüksek sektörler bulunmaktadır. Ekonomik faaliyetlerin geliştirilmesi ve ekonomik yapının sanayileşme yönünde gerçeklemesi ildeki eksiklikleri ve işsizliği ortadan kaldırabilecektir.

    Mardin ilinin, dünyanın yaşanır SİT kentlerinden biri olması, bünyesinde çok sayıda tarihi ve turistik değerlerin mevcudiyeti turizm potansiyelini oluşturmuştur. Suriye ile sınır il olması sebebiyle sınır ticareti yapılmaktadır.


    MARDİN İLİ COĞRAFYA

    Coğrafi Durumu Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Mezopotamya havzasında bulunan Mardin, güneyinde Suriye, doğusunda Şırnak ve Siirt, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman, batısında Şanlıurfa ile çevrilidir.Mardin topraklarının yaklaşık % 4,8’ini kaplayan dağlar doğu - batı istikametinde uzanır ve ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur. Mardin ilinin yüzölçümü 8 806 km2 dir.

    Yükselti bazı kesimlerde 1 000 m üzerine çıkar. Dağlar genellikle çıplaktır. Büyük bölümü kalkerli olduğundan çatlaklar ve yarıklar oluşmuştur. Yüzey suları çatlaklardan dibe çekilmekte ve ovalara yakın platolarda yüzeye çıkmaktadır. Killi ve kireçli yapı topraklarda Mardin, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin'in yükseklerinde meşe ağaçlarına rastlanır. Dağların kalkerli kesimleri hızla aşınarak platolara dönüşmüştür. Bu platolar yer yer yüzeye çıkan lavlarla kaplıdır. Mardin'de

    Gümüş Çayı, Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin Ovaları mevcuttur.


    COĞRAFYASIMARDİN İLİNİN METEOROLOJİK DURUMU

    [​IMG]

    A-Mardin İlinin Jeolojik Yapısı:Mardin 8891 km², yüzölçümü ile 36 55 – 38 51 Kuzey Enlemleri ve 39 56 – 42 54 Doğu Boylamları arasında yer alır. Mardin İl topraklarının % 4.8 ini kaplayan dağlar doğu-batı istikametinde uzanır ve ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur. Yükselti bazı kesimlerde 1000 metre üzerine çıkar. Mardin’in yüzölçümü 8.891 km², yüksekliği ise 1.082 metredir Dağlar genellikle çıplaktır.

    Büyük bölümü kalkerli olduğundan çatlaklar ve yarıklar oluşmuştur. Yüzey suları çatlaklardan dibe çekilmekte ve ovalara yakın platolarda yüzeye çıkmaktadır. Killi ve kireçli yapılı topraklarda Mardin, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin'in yükseklerinde meşe ağaçlarına rastlanır. Dağların kalkerli kesimleri Hızla aşınarak platolara dönüşmüştür.

    [​IMG]

    Bu platolar yer yer yüzeye çıkan lavlarla kaplıdır. Mardin'de Gümüş Çayı. Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin Ovaları mevcuttur.


    MARDİN İLİ İKLİMİ

    Mardin İlinin İklim Yapısı:Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kara/akdeniz iklim türü hâkimdir; doğusu kara ikliminin, batısı ise daha çok akdeniz ikliminin etkisindedir. Yıllık yağış miktarı kuzeyden güneye doğru azalmaktadır. Toros Dağları dış eteklerinde ve yüksek yerlerde yıllık ortalama yağış 1200–1300 mm. iken, alçak bölgelerde 300 mm.ye kadar düşmektedir. Bölgede ortalama buharlaşma 1500–2500 mm. arasında, yıllık ortalama sıcaklık 12º-18º arasında değişmektedir.


    Nem oranı yaz ve kış ayları arasında büyük farklılık göstermektedir; yıllık ortalama nem oranı % 42’den (Şırnak) % 65’e (Savur) kadar değişmektedir. Yaz ayları ile sınırlı olmayan uzun ve kurak bir dönem vardır, hatta çok nadir de olsa bu süre 10 aya kadar çıkmaktadır. Bölgede en sıcak ay ağustos, en soğuk ay ocak ayıdır.


    Mardin’in iklimi üzerinde kuzeydeki yüksek dağlar etkili olmaktadır, kış döneminde oluşan yüksek basınç alanı kış aylarının soğuk geçmesine yol açmaktadır. Bir yanda güneydeki çöl ikliminin etkisi altında olması diğer yandan kuzeyindeki yüksek dağların serin hava kütlelerinin bölgeye girişini engellemesi nedeniyle Mardin’in kuzeyinde yazlar çok sıcak geçerken karasal iklimin tipik özellikleri görülür.

    [​IMG]

    Ancak Derik, Nusaybin ve Savur ilçelerinde pamuk fındık ve zeytin gibi ürünlerin yetişmesi yörede mikro iklim özelliklerinin hüküm sürdüğünü göstermektedir.

    [​IMG]

    Meteorolojik verilere göre Mardin’de yağışlar en fazla mart ayında düşmektedir; en yüksek sıcaklık ortalama 42,5 ºC ile temmuz ayında, en düşük sıcaklığın ortalama-14,0ºC ile şubat ayında olduğu tespit edilmiştir. En yüksek nem oranı % 76,1 ile ocak ayında ölçülmüştür. Mardin’de yıllık ortalama güneşlenme süresi 3000 saatten fazla olup 3250 saate yaklaşan alanlar bulunmaktadır;

    [​IMG]

    yıl boyunca günde 8-9 saat güneşlenme süresi devam etmektedir. Fotosentez için gerekli olan (en az +5 ºC) sıcaklık Mardin’de 294-332 gün arasında değişmektedir; bu durum yılda 2–3 ürün almayı mümkün kılmaktadır.


    MARDİN İLİ TURİZM TURİZM POTANSİYELİ

    Mardin’de kültür, çağlar boyu yerleşik olan uygarlığın izlerini taşır. Mardin ili önemli tarihsel ve kültürel mimari zenginliklere sahiptir. Bu zenginliğin turizm alanında en iyi şekilde değerlendirilmesi halinde ilin kalkınmasına ve ülke turizmine büyük katkı sağlayacağı kuşkusuzdur.

    Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski Hıristiyan topluluğu Süryanilerin köklü kültürü ve çeşitli uygarlıkların izleriyle bezenen Mardin’de engin hoşgörü şehrin ötesine ulaşmaktadır. Ezanların Çanlarla kardeşçe ve birlikte yankılandığı bu medeniyetler şehrini görmek istemez misiniz?

    Son yıllarda sadece ülkemizin değil tüm dünyanın ilgisini çekmeye başlayan Mardin, tarihi ve kültür yapısı ile Unesco’nun “Dünya Mirası Kenti Listesine” girmeye adaydır. Kültür Varlıklarının belgelenmesi korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması önem arz etmektedir. İlimiz merkez ve İlçelerinde Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğünce tescil edilmiş 665 adet binamız mevcuttur.

    İl genelindeki toplam 37 tesisin; 1022 oda ve 2.207 adet yatak kapasitesi vardır.2007 yılında 400.000 yerli ve 60.000 yabancı turist ilimizi ziyaret etmiştir.2008 yılı Aralık sonu itibariyle 612.000 yerli ve 72.436 yabancı turist ilimizi ziyaret etmiştir.Haziran 2009 sonu itibariyle ilimizi 434.830 yerli; 50.264 yabancı turist ziyaret etmiştir.

    [​IMG]

    İl genelindeki tescilli taşınmaz kültür varlığı sayısı 1005’tir.

    MARDİN İLİ EKONOMİ
    MARDİN SANAYİSİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

    Mardin’in ekonomik yapısı içerisindeki sanayisinin geçmişe dayanan uzunca bir geçmişi bulunmaktadır. Esasen şehrin ekonomisine ilişkin ilk bilgiler İslam uygarlıkları dönemine netleşmeye başlar. Halife Ömer döneminde İyaz b. Ganm tarafından fethedilen (640) şehrin sanayisine ilişkin olarak Ergani Bakır ocaklarından çıkarılan madenin o dönemin sanayi şehri olan Mardin, Diyarbakır ve Siirt’teki bakır atölyelerine gönderildiği kaynaklardan anlaşılmaktadır. Selçuklular döneminde (1084) dokuma sanayisi hayli gelişmiş olan Mardin’de kaliteli pamuk üretilerek, bu pamuktan üretilen dokumaların iç ve dış ticarette pazar buldukları bilinmektedir.

    Tarımsal üretimde de iyi bir konumda olan şehrin “buhari ” türü kumaş üretiminde uzmanlaştığı ve İlhanlılara verilen vergiler arasında yıllık 3000 kıta sof, 1000 kıta murabba ve 1000 kıta adiye ödemek zorunda olduğu anlaşılmaktadır. İbn Batuta da Mardin, Muş, Musul ve Bağdat, brokar (Altın ya da gümüş işlemeli, çiçekler yapraklar ve diğer süslerle bezenmiş ipek kumaş) ve pamuklu kumaşlarının her yerde tanındığını ve meşhur olduklarını belirtir.

    [​IMG]

    Başta Artuklu (1108–1406) olmak üzere beylikler döneminde de sof (yün yapağı) ve pamuklu dokumaları ile Mardin bir önceki durumunu korumuştur. Özellikle, Kalat ül-İmra Köyü’nde dokunan sof çok ünlüydü. 14. yüzyılın ikinci yarısında sofun ticari önemi azaldığından, Kalat ül-İmra Köyü halkı bu kumaşı dokumaktan vazgeçerek “börg” (Kadife, çuha ve hayvan postundan yapılan, başlık, külah gibi baş giyeceklerine verilen genel ad)işlemeye başladı.

    1471 yılında Akkoyunlu Hükümdarı (1453–1478) Uzun Hasan’ı ziyarete gelen bu arada Mardin’e de uğrayan Venedik Elçisi Josaphat Barbaro, şehirdeki ipek dokumacılığından ve ayrıca madenden küçük kulplu bardakların da yapıldığını ifade eder. 16. yüzyıl tapu defterlerinden elde edinilen bilgilere göre, şehirde darphane, tabakhane(debbağhane), başhane, mumhane, buzhane, dokuma tezgahları gibi işyerlerinin olduğu bunların içinde de dokuma sanayine bağlı olarak, iş hacmi en geniş olarak boyahanelerin yer aldığı görülür.

    Mardin ve Karadere Köyü’nde birer boyahane, Mardin’de darphane, debbağhane, mumhane, buzhane, bozahane, susamyağı imalathanesi ve dokuma tezgahları vardı. Bunlar içinde en yoğun iş hacmi olanlar boyahanelerdi. Mardin’deki boyahanenin yıllık geliri 1518’de 85.000, 1526’da 60.000, 1540’da Karadere Köyü’ndeki boyahane ile birlikte 113.000 akçeydi.

    [​IMG]


    Boyahanenin iş gücünün böyle yüksek olması, yerel dokuma sanayinin çok gelişmiş olması ile ilgilidir. Debbağhanenin aynı tarihlerdeki geliri ise 8.000, 6.000 ve 13.000 akçe olarak görülmektedir. Mardin’deki darphanenin 1526’daki geliri 50.000 akçeydi. Meyhanenin 1540’daki geliri ise 52.000 akçeyi buluyordu.1540’da kentte bir de silahhane vardı.

    Ekonomik çöküntünün başladığı daha sonraki yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu, bir gerileyişin içine girmiştir.Bu çöküşün bütün alanlarda etkisi ortaya çıkmaya başlar.18. yüzyılda, artık ihraç edilen sanayi malı olmayan Osmanlı Anadolu’sunda, ancak bazı ham ve yarı mamul maddeler ile dokumaların dış ticarette yer aldığı görülür. Bu sıralarda Mardin’de, ülkenin genel ekonomisinde yerini almakla beraber dokumacılık, cam üretimi gibi bazı iş kolları devam etmektedir.18. yüzyılın ortalarında Mardin’e gelen Niebuhr, şehirde yünün öneminden ve iyi bir cam üretiminin varlığından söz eder. 19. yüzyıl başlarında bir başka gezgin Dupré az sayıda nüfus ve zengin için yapılan dış alımın yeterli olduğunu, buna karşılık özellikle pamuğa dayalı dış satımın bir hayli önemli olduğunu belirtir.

    Mardin, ağırlıklı olarak dokuma sanayisinin yanında 19 yüzyılda meslek grupları açısından zengin bir yapı sergilemektedir. Bu meslek gruplarından bazıları şunlardır: Bezzazan(Bezci-Kumaşçı), gönciyan(derici) haffafan (ayakkabıcı), sipahiyan, helvacıyan, dekkak, kasaban, tütünciyan, katırcı, abacıyan, basmacı, terziyan, çulfacıyan(çulha), lüleciyan, mutafan-muytaban, pine-duzen(dikici-eskici), attaran, kevkebciyan(ayakkabı çivicisi), mimaran, çirkçiyan-çeyrekçiyan(muhtemelen sakatatçı), kazancıyan, kılıççıyan, serracan(eyerci), iplikçiyan, neccar (marangoz) ve çubukçu, boğça gezduran (bohçacı), hamamcı ve berber ve hekim, palancıyan, kahveciyan, debbağan, kazzazan (ipekçi), nalband, baş bakkalan, demirci ve çilingir, etmekçi-ekmekçi, keçeciyan, dingciyan (değirmenci), kürekçiyan, kavvaf (ayakkabıcı). Abdulgani Efendi bu mesleklere eklenebilecek birçok meslek sayar.

    Dava vekili, dellal, düğmeci (veya dökümcü), hancı, kuyumcu, nasırcı, saatçi, tenekeci, testi yapanlar gibi. Bu mesleklerin bazılarının kendilerine ait çarşıları bulunmaktaydı. Kazancılar, saraçlar, atarlar, neccarlar, yemeniciler çarşıları Mardin’de Ulu Cami çevresinde yer alan çarşılardı.
    Cuinet, 19. yüzyıl sonlarında Mardin Sancağı’nın başlıca sanayi dallarının dokumacılık, deri işleme, çorap yapımı ve sabunculuk olduğunu belirtmektedir. Ayrıca 1890 başlarında toplam 280.000 çubuk lülesi, 22.000 kıyye işlenmiş manda derisi ve 80.000 çift kundura üretildiğini, Yörenin bu dönemdeki toplam 2.200 kıyyeyi bulan sabun üretiminin 600 kıyyesi dışarı satıldığını ve kırmızı iplik
    (6.000 kıyye), beyaz iplik (8.000 kıyye), şal (10.000 top), mendil (10.000 adet), kırmızı bez (80.000 top), beyaz bez (16.000 top) ve ipekli kumaş (20.000 top) üretilmekte olduğunu ifade etmektedir.
    1869-1905 yılları Diyarbakır Vilayet Salnamelerine göre Mardin sancağının işlenmiş sanayi malları sıralanmakta olup bunların başlıcaları şunlardır: kılkıytan, işlenmiş camus derisi, işlenmiş demir, işlenmiş gümüş, iplik, demir tel, sabun, keçe, döşeme, işlenmiş boyalı deri, kundura, şal, keçe, külah, ipekli kumaş.

    [​IMG]

    1.Dünya Savaşı öncesi sayıları 3.000’e ulaşan dokuma tezgâhlarının ürünleri kaliteli olarak bilinmektedir. Bu tezgâhlar Midyat ve Hasankeyf’te yoğunlaşmışlardır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında “Milli Sanayi” kurmayı hedefleyen “Teşvik’i Sanayi Kanunu” sayesinde teşviklerden yararlananlar 3 un fabrikası ve 1 elektrik santrali kurmuştur.

    Mardin İlinde 1927 yılı sanayi sayımına göre 881 sanayi işletmesi bulunmaktadır.1968’de kalkınmada birinci derecede öncelikli iller arasına alınan Mardin’de 1970’lere kadar ilin altyapı hizmetlerinin yetersizliği sebebiyle sanayi yeterince gelişememiştir. 1980 yılı sanayi ve işyeri sayımında 885 sanayi kuruluşu bulunmakta olup, 1927 sanayi ve işyeri sonuçları ile karşılaştırıldığında gelişme olmadığı ve benzer olduğu anlaşılmaktadır. GAP yatırımları kapsamında Küçük Sanayi Sitesi (1984) Organize Sanayi bölgesi(1992),

    [​IMG]

    Serbest Bölge(1994) faaliyete girmiştir. 1999 yılında yapılan GAP İlleri Sanayi Envanterine göre Mardin GAP kapsamına giren iller arasında yapılan genel değerlendirmede l999 yılı itibariyle 224 adet olan imalat firmalarının faaliyet alanlarının sırası ile motorlu taşıt onarımı, gıda ürünleri, makine teçhizat hariç diğer imalat sanayi, tekstil ve mobilya hariç ağaç ürünleri olduğu ve tespit edilmiştir.
    Bununla birlikte istenen düzeyde olmasa da sanayinin gelişmesine başlangıçta İl Özel İdaresi, Kalkınma Bankası ve Kamu İktisadi Kuruluşlarının önderliğinde kurulan sanayi tesisleri öncülük etmişlerdir. Bu tesislerden en önemlileri: Mardin Çimento Fabrikası, KİDAŞ İplik Fabrikası, Güneydoğu Anadolu Fosfat İşletmeleri, Yem Fabrikası, Boru ve Kireç Fabrikasıdır.


    MARDİN İLİ SANAYİGÜNÜMÜZDE MARDİN SANAYİ

    Mardin, ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma dayalı olup, sanayileşmemiş bir ildir. İlde büyük, orta ve küçük ölçekli sanayi işletmeleri bulunmaktadır.Mardin ilinin geleneksel ekonomik yapısı tarım ve ticarete dayalı olduğundan sermaye sahibi insanlar daha çok batıda sanayinin yoğun olduğu illerde yatırım yapmayı tercih etmişlerdir. İlde sanayileşme faaliyetleri öncelikle İl Özel İdaresi, Türkiye Kalkınma Bankası ve Kamu İktisadi Kuruluşlarının önderliğinde kurulan sanayi tesisleri ile başlamıştır. Bu tesislerin en önemlileri Mardin Çimento Fabrikası, Güneydoğu Anadolu Fosfatları Mazıdağı İşletmeleri, Kızıltepe Yem Fabrikası, Mardin Boru Fabrikası ve Mardin Kireç Fabrikasıdır.
    MARDİN BORU SANAYİ ve TİC.A.Ş.Üretimden İhracataİlin sanayisinin gelişmesine katkı sağlamak ve düzenli bir yapılaşma sağlamak amacıyla 1976 yılında inşaatına başlanan Mardin Organize Sanayi Bölgesi (M-OSB) 1992 yılında hizmete girmiştir. Üç yüz hektar alan üzerinde kurulu bulunan OSB 142 sanayi parselinden oluşmaktadır.

    1976 yılında inşaat faaliyetlerine başlanan Organize Sanayi Bölgesi, 1992 yılında 3 milyon m²’lik alan üzerinde hizmete sunulmuştur. Bölgenin 160 sanayi parselinin 92 adedi tahsislidir. Bugün Organize Sanayi Bölgesinde üretimde 51 adet, üretimi durdurulan 24 adet tesis vardır. Ayrıca inşaatı devam eden 4, proje safhasında ise 5 tesis bulunmaktadır.
    17 parsel (kayalık parseller) halen boş bulunmaktadır. Üretime geçen tesislerde çalışan kişi sayısı 3500 olup, yarım kalan tesislerin faaliyete geçmesi halinde çalışacak kişi sayısı 5.000 olacaktır. OSB’nin kurulması, teşvik ve tedbirlerinin getirdiği olanaklar, özelleştirme programı ve ilde kalıp riski göze alan yatırımcılar Mardin’de sanayinin gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Ayrıca GAP’taki gelişmeler, Mardin ilindeki genç yatırımcıların faaliyetleri, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki tek serbest bölgenin Mardin’de kurulmuş olması yöre dışı yatırımcıların da Mardin’e yönelmesini sağlamıştır. İldeki sanayi tesisleri daha çok Mardin-Kızıltepe yolu üzerindeki OSB’de yoğunlaşmıştır. Çimento, boru, gaz beton, makarna, bisküvi, gofret, çikolata, boya, tarım alet ve makineleri, kablo, un, bulgur, temizlik mamulleri (deterjan, labse vb.), boya, makarna, plastik eşya, otomotiv yan sanayi ürünleri, tekstil ürünleri ilde belli başlı imalat sanayi üretim konularıdır.

    [​IMG]

    İlde çeşitli iş kollarında faaliyet gösteren küçük sanayicilerin girişimiyle, ilk Küçük Sanayi Sitesi (KSS) olan Mardin Merkez Sanayi Sitesi 1984 yılında tamamlanarak 190 işyeri ile faaliyete geçmiştir. Ayrıca ilde Kızıltepe ve Nusaybin KSS’lerinin inşaatları tamamlanmıştır. İlde bulunan KSS’leri ve işyerleri sayıları şöyledir:Mardin KSS’ de 190, Kızıltepe KSS’ de 200 işyeri faal durumda ve Nusaybin KSS’ de 154 işyeri inşaatı bitirilmiş ve kısmen faaliyete geçmiştir.

    [​IMG]

    Mardin ili 15. yüzyıldan başlayan ve uzun yüzyıllar ticaret güzergâhında olması sebebiyle ticaret merkezliği yapmış, son yüzyılda ise bu giderek azalmıştır. Ancak, ildeki ticarete yatkınlığın kullanılması, mevcut ticaret potansiyelin değerlendirilmesi amacıyla 1995 yılında 515.000 m²’lik bir alan üzerinde Mardin Serbest Bölgesi kurulmuştur. Serbest bölge 178 adet parselden oluşmaktadır. Bu parsellerin 60 adedi tahsis edilmiştir.


    Tahsis edilen parsellerden şu anda üretime geçen tesis bulunmamakta, biri üretime hazır halde ve 4 adedi ise inşaat aşamasındadır. Halen serbest bölgede 6 kişi istihdam edilmektedir. Mardin Serbest Bölgesinde gıda maddeleri, tavuk yemi, tekstil ürünleri ve kimyasal ürünlerin Irak, Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Hong Kong, İtalya, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerle; gıda maddeleri, tekstil ürünleri, kimyasal ürünler, hırdavat malzemeleri (labsa) ticareti yapılmaktadır.

    [​IMG]

    MARDİN İLİ TARIM VE HAYVANCILIKTARIM-HAYVANCILIK ve ORMANCILIK

    Tarım, Mardin ekonomisinde ilk sırayı almaktadır. Yaklaşık toplam 8.891.000 dekarlık arazinin 3.854.790 dekarı tarımda kullanılmaktadır. Tarım alanlarının hemen hemen tamamına yakın bir bölümü tarla tarımında kullanılmaktadır. Sebze ve çiçek bahçeleri ile meyve tarımında kullanılan alanlar ise, tarla tarım alanlarına göre daha küçüktür.

    İlin güneyindeki Mezopotamya Ovası geniş fakat susuz bir yapıya sahiptir. Bölgedeki en verimli toprakları Şanlıurfa’da (%38,1) bulunmakta olup onu sırasıyla Diyarbakır ve Mardin illeri izlemektedir. 889.100 hektar olan il arazisinin %43’ü (385.479 ha) tarım arazisi, %13’ü (113.341 ha) orman ve fundalık, %13’ü (115.447 ha.) çayır ve mera, %31’i ise (274.833 ha) yerleşim alanı ve kullanılmayan alanlardan oluşmaktadır. Toplam tarım alanlarının %76,10 gibi çok büyük bir bölümü tarla alanı, %5.46‘sı bağ-bahçe, %2.17’si sebzelik, %1.43’ü kavaklık, % 0,50’si zeytinlik ve geriye kalan %14,34’lik kısmı da nadas olarak kullanılmaktadır.

    [​IMG]

    Mardin il arazisinden en fazla pay alan ilçeler Derik (%16.2), Savur (%16) ve Kızıltepe’dir (%15.8). İl toplam tarım alanı içinde en büyük payı alan ilçe ise Kızıltepe (%34,22) olup, toplam arazinin %94.11’i tarım alanı olarak kullanılabilmektedir. İl ormanlık alanında en büyük payı alan ilçe ise Savur (%28.8)dur.

    [​IMG]

    Genel olarak tüm ilçelerde tarım alanlarının çok büyük bir bölümü tarla alanı olarak kullanılmaktadır. Tarla alanı açısından Kızıltepe (120.211 ha), sebze alanı açısından merkez ilçe (2.414 ha), meyvelik alan açısından Dargeçit (440 ha) ve bağlık alan açısından da Savur ilçesi (3.490 ha) il genelinde ilk sırada yer almaktadır.İl toplam tarım arazisinin (385.479 Ha.) % 36,09’u (139.156 ha.) sulanmaya elverişli olup, bunun da yaklaşık olarak % 46,9 ‘u (toplam tarım arazisinin ise % 16,93’ü, yani 65.266 ha) sulanabilmektedir. Tarım arazisi sulamalarının küçük bir kısmı devlet sulaması, geriye kalan ise halk sulaması şeklinde gerçekleşmektedir. GAP kapsamındaki sulama projelerinin tamamlanmasından sonra il genelinde sulama yapılan tarım arazisinin yaklaşık olarak 204.000 hektara ulaşması beklenmektedir.
    İl genelinde yaklaşık olarak ekilen toplam 293.359 hektarlık tarla alanının %75,33 gibi büyük bir kısmında (221,000 ha) tahıl üretimi, % 14,52’lik kısmında (42,585 ha) baklagil üretimi, % 7,19’luk kısmında endüstriyel bitkiler ve geri kalan alanda da yağlı tohumlar ve yem bitkileri üretimi yapılmaktadır.Mardin ili tahıl ürünlerinde ekilen alan itibariyle en önemli ürünler buğday ve arpadır. Yaklaşık olarak tahıl ekilen alanların % 73,51’i buğdaya, % 26,49’u arpaya aittir. Diğer tahıl ürünlerinin ekim alanları ise önemsenmeyecek kadar azdır. Ekilen alan itibariyle baklagillerden kırmızı mercimek (% 91,91), endüstriyel bitkilerden kütlü pamuk ( % 99,22) önemli paylar almaktadır. Mısır II. Ürün olarak yaklaşık 40.430 ha alanda ekilmekte ve 444.730 ton ürün elde edilmektedir. Söz konusu ürünler üretim açısından da önde gelen ürünlerdir.


    MARDİN İLİ EL SANATLARI EL SANATLARI

    Mardin, tarihin kasırgalı yıllarının kenti.... Evvel zamanda başlamış bir hikaye, bir egemenlik efsanesi ya da görkemin somutlanmış biçimi...Mardin, öyküler içinde öykülerin, zamanlar içinde zamanların birbirine karıştığı diyarda el sanatlarının beşiği olmuştur.

    [​IMG]

    Eski çağlardan beri Testi-Çanak-Çömlek, Demircilik, Bakırcılık, Kalaycılık, Kuyumculuk, Gümüşçülük (Telkari), İğne Oyası, Midyat El Nakışı, Tohum İğnesi, Yorgancılık, Oyacılık, Boyacılık(Sibbeğ), Dericilik(Dabbağ), Sabunculuk, Dokumacılık,

    [​IMG]

    Şal ü Şapik(özel bir kumaş dokumasıdır), Kilimcilik, Halıcılık(Yün ve İpek), Semercilik, Keçecilik, Tahta Oymacılığı(Kakmacılık), Sedef işlemeciliği, Halburculuk(Gürgen ağacı kullanılırdı), Taş Oymacılığı geçmişten günümüze kadar yapılan el sanatlarıdır. Bunların bir kısmı ne yazık ki kaybolmak üzeredir.


    MARDİN İLİ AHŞAP OYMACILIĞI AHŞAP OYMACILIĞI
    Tahta yontma sanatı Mardin'de taş oymacılığı kadar meşhurdur. Kapı, mimber, divan, takunya, tarak, kanepe, konsol, gelin sandığı gibi alanlarda kendini göstermektedir.


    MARDİN TELKARİ TELKARİ
    Kısaca gümüş tel işleme sanatı anlamına gelen “telkari”, ince tel haline dökülen gümüşün bükülmesiyle oluşturulan küçük motiflerin bir araya getirilmesi olarak tanınır. Tümüyle el işçiliğine dayalı bir sanattır. Telkari sanatı ile yaygın olarak kolyeler, yüzükler, bileklikler, tütün kutusu, sigara ağızlıkları, aynalar, tepsiler, kemerler, küpeler, anahtarlıklar, isimlikler, düğmeler ve vazolar yapılabiliyor.

    Özellikle Mardin ve Midyat ilçesinde telkari sanatı oldukça gelişmiştir. Hatta Mardin ve Midyat ilçesi, telkarinin doğup büyüdüğü yer olarak hafızalarda yerini çoktan kazımış durumda. Sayıları bugün bir elin parmakları kadar azalan ustalar, sanatı yaşatmak ve geleceğe taşımak için çalışmalarını sürdürüyor. Her el sanatı gibi gün geçtikçe kan kaybeden Telkari Sanatı'na Mardin Valiliği destek veriyor.

    Sanatın sürekliliğinin sağlanması için ilde genç ustalar tarafından işlenen telkariler, Avrupa'daki moda evlerine kadar götürülecek. Böylece geleneksel el sanatı, broşür dağıtımından uluslararası fuarlara kadar birçok hizmetten faydalanmış olacak. Bugün el kalemi ile parlatma işlemi Mardinli ustaların bir geleneği olarak devam etmektedir.

    [​IMG]

    MARDİN İLİ BAKIRCILIK VE KALAYCILIK BAKIRCILIK-KALAYCILIK

    Bakırcılık ve Kalaycılık, Mardin merkezinde, önemli diğer sanat dalları gibi ayrı bir ihtimamla şehrin özel dokusunda yer bulan kendi adıyla anılan çarşısında yüzyıllardan beri varlığını sürdürmektedir.

    Bakırcılıkta ürünlerin ortaya çıkması son derece ağır şartlarda gerçekleşmekte ve işin tamamı el gücüne dayanmaktadır. Burada bir çok sofra takımı, çanaklar, kaşık, kepçe, kevgir, sini, leğen, yemek tencereleri, kazanlar, güğümlü ibrik denilen ibrikler, su güğümü vb. mutfak eşyaları üretilmektedir.

    Bakır eşyalar yılda en az bir kez kalaylanırdı. Günümüzde bu sanatı sürdürenlerin sayısı oldukça azdır.

    [​IMG]

    MARDİN İLİ ÇÖMLEK TESTİCİLİK-ÇÖMLEKÇİLİK

    Testicilik, Çanak ve Çömlekçilik(bardak, çömlek, küp, saksı vb. ürünler) Merkez ve Midyat ilçelerinde çok eski yıllardan beri devam eden bir sanat dalıdır. Yörenin kırmızı toprağı, küp yapımcılığına uygun olduğu için bu sanat dalı bu ilçelerde gelişme göstermiştir. Testiler aynı zamanda evlerin kubbeli tavanlarında da kullanılmıştır.

    MARDİN İLİ SEMERCİLİK SEMERCİLİK-NALBURCULUK

    Atı evcilleştiren Mezopotamya medeniyetinin, İpek Yol güzergahında sürekli değerini artırarak sürdüren Mardin’in doğal dokusu gereği binek hayvanlarına ihtiyacı hep olmuştur. Nice kervanların gelip geçtiği, konakladığı bu topraklarda binek hayvanları ile ilgili gelişkin bir sektör oluşmuştur. İşte semercilik de bu sektörlerden biridir. Değişen zaman şartları bu sanatı günümüzde neredeyse atıl duruma sokmuştur.


    MARDİN EVLERİ

    Mardin, Güneydoğu Anadolu'nun değişik bir yapılaşma gösteren ilginç yerleşmelerindendir. Kent, Mazı Dağları'nın (Masius) güney yamaçlarında, doğudan batıya 2.500 m uzunluğunda, 500 m genişliğinde bir alana kurulmuştur. Kaleden ve karşıdan bakıldığında, Mardin evleri bir-biri üstüne yığılmış gibidir.

    [​IMG]

    Doğal konumdan doğan bu üst üstelik ve sıkışık yapılaşma, kente özgün bir görünüm kazandırmaktadır. Çevrenin ağaçlıklı görünümüyle kale eteğinden başlayarak ovaya doğru teraslar biçiminde inene ak evler, ilginç bir çelişki yaratmaktadır.

    Ortaçağ mimarisinin günümüzde de sürdüren bu yapılaşma "Kuzey Suriye mimarisine sıkı sıkıya bağlı olan Şanlıurfa ve kuzey etkileriyle karışık Diyarbakır'ın şehircilik strüktüründen (yapısından) tamamıyla farklı olarak, bir kapalı bölge karakteri göstermektedir.

    Mardin, Anadolu ev mimarisinde, Orta Anadolu’nun Niğde, Kayseri şehirlerde daha yaygın olarak da Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde örneklenen, “Kuzey Suriye ile benzeşen” diye tanımlanan taş mimarinin görüldüğü önemli şehirlerden biridir. Gerçekten de bölgede çok sayıda ocağı olan sarı kalker taşı, yapı üretimine egemen olmuş, ahşaba, kapı, pencere, asma kat gibi zorunlu kullanımları dışında yer verilmemiştir.

    Böylece taş, süslemeden, taşıyıcı sisteme kadar her yapı elemanını belirlemiştir. Bu mimarinin biçimlenmesindeki etkenlerden bir diğeri bölgenin iklimidir. Ayrıca mimaride önemli bir yere sahip eyvan, revak gibi yarı açık mekanlar, özellikle batı güneşine karşı gölgede kalabilecek biçimde yönlendirilmiştir.

    Tarihsel geleneğin günümüze dek sürdürülmesinin bir sonucu olarak özgün mimari karaktere sahip bir yapılaşmayla birlikte anılan Mardin’in, kentle özdeşleşen kagir evleri, gerek plansal özellikleri gerekse malzeme ve bezemeleriyle Anadolu konut mimarisinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptir.


    MARDİN EVLERİNDE KULLANILAN MALZEME
    Mardin, Güneydoğu Anadolu’nun değişik bir yapılaşma gösteren yerleşmelerindendir. Kent, Mazı Dağları’nın (Masius) güney eteklerinde doğudan batıya 2.500 m uzunluğunda, 500 m. genişliğinde bir alanda kurulmuştur.

    Kaleden ve karşıdan bakıldığında, Mardin evleri birbiri üstüne yığılmış gibidir. Doğal konumdan doğan bu üst üste yapılaşma, kente özgün bir görünüm kazandırmakta ve ağaçlıklı görünümüyle kale eteğinden başlayarak ovaya basamak biçiminde inen ak evler, ilginç bir çelişki yaratmaktadır.Ortaçağ mimarisini günümüzde sürdüren bu yapılaşma “Kuzey Suriye mimarisine sınır olan Urfa ve Kuzey etkileriyle karışık Diyarbakır’ın şehircilik strüktüründen (yapısında farklı olarak, bir kapalı bölge karakteri göstermektedir”).

    [​IMG]

    Mardin evlerinde kullanılan malzeme taştır. Ancak kullanılan bu taş normal taştan farklı olarak adlandırılan açık renkli sarımsı yapıdadır. Bu taşların en büyük özelliği kesilebilmesinden dolayı rahat bir şekilde işlenebilir özellikte olması zengin süsleme elde edilmesini sağlamıştır. Kolay işlenen ve ocaktan çıkartılan bir süre sonra sertleşen bu kireçli oluşum Mardin yapılarının her devrinde aynı rahatlıkla halen kullanılmaktadır. Bu evlerde herhangi bir sıva malzemesi kullanılmaz. Belirli zamanda taşların temizlenmesi amacıyla, taş kırıntıları kum haline getirilerek ve bu kum ile duvar temizlenir. Duvarların örülme işleminde ise kireç ile karıştırılan bu kumdan harç elde edilir. Bu harç ile duvar örülür. Mardin’de ahşap malzemenin kullanılmamış olması ağzından değil, Mardinlilerin taşçı geleneğine sıkı sıkıya bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. O kadar yerleşmiştir ki bugün bile beton yapılar yadırganmaktadır .


    MARDİN EVLERİNİN MİMARİ PLAN AÇISINDAN İNCELENMESİ
    Mardin evleri kalenin eteklerinden ovaya doğru birbiri üzerine yükselen teraslar halinde, tepenin güney yamacına yerleşmişlerdir. Yeri volkanik bir bölgedir. Tarihsel geleneği günümüzde sürdüren yapılaşma özgün bir mimari gelişmiştir. Mardin’deki tüm yapıların ön avlu cepheye bakmaktadır. Mezopotamya ovasına açılan kapılar tepenin eğimi üzerinde kuruldukları için en az iki katlıdır. Hiçbir evin gölgesi birbirinin üzerine düşmemektedir.

    [​IMG]

    Güneş ışınlarının aksine düzenlenen daracık sokaklar iklim şartlarına göre yazın kavuruculuğunda gölgede kalıp insanları sıcaktan korur. Bu evlerde kullanılan taşlar sıcak ve soğukta daha da sertleşir. Taşların özelliklerinden dolayı yazları serin kışları sıcak olur. Kat tavanının meydana getirilişinde çapraz tonozlar kullanılır. Tavanlar iki veya dört tonozlu şekilde olur. Daha önce en az iki katlı olduğunu söylemiştik, alt kattan üst kat genellikle günümüzde kullanılmamakla beraber; ahır, alt kiler vb. amaçlarla kullanılmıştır. Giriş kapısından alt katın avlusuna girilir. Alt kattan üst taştan yapılan bir merdiven ile çıkılır.

    [​IMG]

    Eski Mardin evleri harem ve selamlık denilen iki bölümden oluşur. Erkeğin konuklarını ağırladığı oda vardır. Taş işçiliği açısından bu oda genelde evin özen gösterilmiş odasıdır. Bu bölümde kahve ocağı vardır. Ayrıca ev sakinlerinin ikamet ettikleri yer vardır. Büyük evler genelde olup L tipi olanlar da vardır. Harem bölümünün odalarında işlevsel bir ayrım gözetilmemiştir odalarda yemek yenilip, yatılıp ve oturulabilir durumdadır.

    Günümüzde odalardan biri konuk odası düzenlenmiştir. Odalar avluya bakan revaklı yanlarında sıralanmıştır. Yazları kesme taş döşemeli eyvanda oturulur, geceleri yatılır. İklim nedeniyle kapı ve pencereler küçük tutulmuştur. Mardin evlerinde mimariye uygun olarak trabzanlar taşından yapılmaktadır.

    [​IMG]

    Medrese Mahallesi’nin kuzeyinde yer almaktadır. 1385 yılında Melik Necmeddin İsa tarafından yaptırılmıştır. “Sultan İsa Medresesi” adı ile de tanınır. Timur ve ordusuyla mücadele etmiş olan Melik İsa bir süre bu medresede hapsedilmiştir.

    [​IMG]

    Girişindeki taş işlemeler ve dilimli kubbeleriyle dikkat çeken medrese iki avlulu ve iki katlı olup, avluların dışında kalan mekanlar iyice yayılmıştır. Medresede Sultan İsa Türbesi ve birçok eski kitabe mevcuttur. Medrese aynı zamanda rasathane olarak kullanılması dolayısıyla yüksekte kurulmuştur. Bu yapı, geçmişte müze olarak da kullanılmıştır.


    DARA ANTİK KENTİ

    [​IMG]



    Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi

    [​IMG]

    5. yüzyılda yapılmıştır. Şar Mahallesi’ndedir. Kilise üç giriş kapısı, ince taş işçiliğine sahip mihrapları, dört yüz yıllık ahşap mihrap kapıları,

    [​IMG]

    1500 yıllık kök boyası baskılı perdeleri, geniş avlusu içinde çan kulesi evi ve adeta dantel gibi işlenmiş taş oymacılığı örneklerinin yer aldığı divan ile dikkat çekmektedir. 1170 yılında kırk şehitlere ait kemikler bu kiliseye getirilmiştir. Bugün Mardin Metropolitlik Kilisesi’dir.

    Mardin ilinin 3 km. doğusunda bulunmaktadır. Yukarı Mezopotamya’nın tarihi yapıtlarından ve en tanınmış olanlarından biridir. Süryani Kadim cemaatinin dini merkezidir. Manastır, 4. yüzyılda kurulmuştur. O dönemden kalma mozaikler bugün de görülebilmektedir. Çeşitli devirlere ait üç ibadethane mevcuttur. Canlı bir tarih görünümünde olan manastırın en büyük özelliklerinden biri de içinde 52 Süryani Patriğinin mezarlarının bulunmasıdır.


    [​IMG]

    Kasımiye Medresesi

    [​IMG]


    Mardin kentinin güneybatısındaki tepelerin altında yer alan yapının inşasında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Yapının mimari tarzından, Artuklu devrinde yapımına başlandığı ve Akkoyunlular döneminde tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır.

    Plan özellikleri, taş işçiliği ve süsleme motifleri, devir özelliklerine uygun olmasa da, bu anıtsal yapının Mardin’deki Artuklu devrinin son eserlerinden birisi olduğunu söylemek mümkündür. İki teras üzerine iki katlı olarak inşa edilmiş medrese, cami ve türbe ile birlikte külliye şeklindedir.

    [​IMG]



     
    Last edited by a moderator: 12 Mart 2014
    Gülşen ÇETİN, Halit Çiçek, Gamze ve 1 kişi daha buna teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica