Bilgilendirme Otomobil İmalat Sektöründe İş Sağlığı Ve Güvenliği

Konu, 'Otomotiv Sanayi Sektöründe İSG Uygulamaları' kısmında Hüseyin KORKMAZ tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Hüseyin KORKMAZ

    Hüseyin KORKMAZ TÜİSAG Üyesi



    I- GENEL PROFİL
    Otomotiv sektörünün geçmişi çok eski değildir. İnsanoğlu’nun teknoloji geliştirme konusunda attığı önemli adımlar sonucunda otomobil üretilebilmiştir. Bunun için hem metale dayanıklılık ve şekil verebilmek hem de hareket edebilmesini sağlamak gerekmiştir. Binek araçlarının hareket edebilmesi için güç gerekmektedir. Bunun için daha önceleri buharlı ve gazlı motorlar kullanılmıştır. Daha sonra bir devrim sayılan içten yanmalı ve benzinle çalışan motoru Carl Benz icat etmiştir. Otomobil sektöründe bir başka devrimi ise Henry Ford gerçekleştirmiştir. İlk kez seri olarak araba üretmiştir. Üretim bandı fikrini hayata geçirmiştir. Böylece iş bölümü gerçekleştirilmiş ve otomobiller seri olarak büyük miktarlarda üretilebilir hale gelmiştir.
    İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar otomotiv sektöründe Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya başat olmuştur. Ancak daha sonra Japonya, Kore gibi ülkeler de yavaş yavaş söz sahibi olmaya başlamışlardır. Önce taklitle başlayan otomobil üretimi, yerini giderek yeni buluşlara bırakmıştır. Japonlar, Fordist üretim biçimini değiştirmişler, daha esnek bir çalışma yöntemi ile robotları devreye sokmuşlardır. Malzeme teknolojisindeki ilerleme ile birlikte daha dayanıklı, daha hafif ve daha ucuz otomobil üretmeye başlamışlardır. Parçaları ürettikten sonra ihraç edilen ülkeye giden dev gemilerde montaj hattı kurmuşlar ve üretimi bu şekilde gerçekleştirmişlerdir.
    Bugün hem batılı hem de Asyalı ülkeler, maliyetleri düşürmek ve rekabet edebilmek için vergi avantajları olan, işçiliğin ucuz olduğu, istihdam piyasalarının esnek olduğu, sendikalı olmanın önünün kapatıldığı 3 dünya ülklelerine üretimlerini kaydırmışlardır. Bazı fabrikalar hala bütün üretimi kendileri yapmaktadırlar. Ancak bunların sayısı giderek azalmıştır. Onun yerine bugün birçok farklı parça başka ülkelerde başka fabrikalarda üretilmekte, daha sonra bu parçalar sadece montaj hattının bulunduğu fabrikalarda birleştirilmekte ve daha sonra piyasaya sürülmektedir.
    Otomobil sektörü giderek otomasyona gitmekte ve eskiden insan eliyle yapılan işleri artık akıllı makinalar ve robotlar yapmaktadır. Bu gelişmeler, sektörün niteliksiz işgücüne olan bağımlılığını azaltmıştır. Ancak yine de otomobil fabrikaları önemli miktarda insanın istihdam edilidiği büyük sektörlerden biri olmayı devam ettirmektedir. Sektörün doğası gereği çalışanların %80’inden fazlası erkektir. Otomobil, üretim endüstrisinin ağır kollarından biridir ve bunun için özellikle üretimin yapıldığı fabrikalarda kadın işçi neredeyse hiç yoktur.
    II- ÜRETİM SÜRECİ, TEHLİKELER ve HASTALIKLAR
    Otomobil üretimi metal sanayiine dayanmaktadır. Motor ve motora ait parçalar, karoser, egzoz hattı, miller, akslar, ve diğer parçaların çoğu metallerden imal edilmektedir. Bu nedenle ocaklarda ısıtılan metaller dökümhanelerde kalıplara dökülür, birçok parçaya hidrolik baskı yoluyla ısı ve basınç altında istenilen şekil verilir, metaller eğilir, bükülür,düzeltilir ve yüzeyleri işleme tabi tutulur, parçalar biraraya getirilirken kaynak metodu kullanılır. Arabaların gövdeleri bu şekilde imal edilir ve montaj hattında bir araya getirilir.
    Bunlarla birlikte arabalarda kullanılan elektronik aksamlar, plastik gövde panelleri ve diğer parçalar da yine montaj hattında sırayla yerleştirilir.
    II.1. Hastalıklar
    II.1.1.Kimyasal Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar
    Tozlardan kaynaklanan hastalıklara oldukça çok rastlanır. Silika kumu ile sıkça çalışıldığından silikoz* hastalığına yakalanma riski oldukça yüksektir. İyi bir havalandırma olsa dahi bazen çıplak gözle farkedilmeyen silika tozları ortamda bulunmaktadır. Siliko-tüberküloz hastalığı da yaygın olarak görülen hastalıklardan biridir.
    Ayrıca pnömokonyoz* hastalığından yakınan pekçok işçide kronik bronşit* de vardır. Akciğer kanseri*, lober pnömoni*, bronkopnömoni* de pnömokonyoz* ile birlikte anılan diğer hastalıklardır. Özellikle temizlik işçilerinde akciğer kanserinin görülme sıklığının daha fazla olması ortamda bulunan silikadan kaynaklanmaktadır.
    Polisiklik aromatik hidrokarbonların termal parçalanma sırasında oluşmasının da önemli kansorejen etkileri olduğu bilinmektedir. Krom, nikel gibi metallerin ve ayrıca asbest, silika gibi tozların da ölüme yol açtığı düşünülmektedir.
    Bunlarla birlikte dökümhanelerde bulunan bazı kimyasallar (formaldehit, dimetiletialmin, trietilamin) ve tozlar çalışanlar da gözlerin sulanması, kaşınması ve buğulu görme gibi rahatsızlıklara neden olur ki bu da mavi-gri görüş olarak bilinmektedir.
    II.1.2.Fiziksel Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar
    Elle kullanılan ve sürekli sarsıntı yapan aletlerle yapılan çalışmalarda Raynaud Sendromunun* görülmesine neden olur. Ayrıca Karpal Tünel Sendromuna* ve eklemlerde bazı fonksiyonel bozulmalara da sıkça rastlanır.
    Kaynak işleri sırasında ortaya çıkan metal dumanlar da toksik olabilirler ve metal ateşine neden olabilirler. Demirdöküm materyallere kaynak yapılırken nikel çubuk kullanılır ve bu da nikel dumanlara neden olur. Plazma alev makinası da oldukça fazla miktarda metal duman, ozon, nitrojen oksit ve UV radyasyonu oluşturur ve çok ses çıkartır.
    II.2.Kazalar
    Ocaklar, yapılan işin büyüklüğüne, eritilecek metalin miktarına ve yapılan işin şekline göre değişiklik gösterir. En çok kullanılan Kupola denen ocaklardır. Ocakların içinde metaller erititilirken genellikle çok yüksek sıcaklıklar kullanılır. Eriyik haldeki metalin kalıplara dökülmesi sırasında çok ciddi hayati riskler vardır. Kazanlardan dökülen 100’lerce derece sıcaklıktaki eriyik yakınlarda bulunan işçilerin üstüne dökülebilir ve bu yanarak ölümlere ya da çok ciddi bölgesel yanıklara neden olabilir.
    Kalıpların temizlenmesi ve kalıplardan çıkan dökümlerin çapaklarının alınması sırasında kullanılan taşlama aletleri (zımpara edici elektrikli diskler) de çok tehlikeli olabilmektedir. Bu makinaların kullanımı sırasında hızla dönen diske el ve kolu kaptırmak kesilmelere ve kopmalara(amputasyon*) neden olmaktadır.
    ABD Çalışma Bakanlığının İstatistik Bürosu’nun kayıtlarına göre kaza riskinin en yüksek olduğu sektörlerden biri otomobil üretim sektörüdür. Her yıl otomobil sektöründe çalışan 3 kişiden biri iş kazası geçirmektedir. Her 10 kişiden birinin geçirdiği iş kazası ise çalışanın geçici olarak iş görmesini engelleyecek ağırlıkta gerçekleşmektedir. Geçirilen kaza sonucu bir travma* nedeni ölme riski ise 1/2,000’dir.
    Otomobilin gövdesi birleştirilirken montaj hattı üzerinde bazı kesici, düzeltici makinalar kullanılmaktadır. Karöserin birleştirilmesi sırasında yapılan kaynaklar sonrasında oluşan çapaklar ve diğer düzeltilmesi gereken yerler için kesici diskler kullanılmaktadır. Bunlar ise kesilmelere, derin yırtıklara hatta kopmalara neden olabilmektedir.
    Otomobilin bütün metal aksamı yapılırken eritme, kalıplama, baskılama ve aşındırma yöntemleri kullanılır. Bu sırada özellikle ocaklarda erimiş olan ve ısısı 100’lerce derece olan metaller döküldüğünde ya da temas ettiğinde ciddi yanıklara ve ölümlere neden olmaktadır.
    III- OTOMOBİL ÜRETİM SEKTÖRÜ İŞÇİLERİ İÇİN SAĞLIK VE GÜVENLİK ÖNLEMLERİ
    Tozlardan özellikle de silika ve asbestten kaynaklanan hastalıklar araştırmalardan da görüldüğü gibi çok tehlikeli olmakta hatta kanser ve ölümle sonuçlanmaktadır. Bunun için bu tozların bulunduğu ortamlarda çalışan işçi sayısı makinalaşmanın artması yoluyla azaltılmalı, yerel cebri çekişli havalandırma sistemleri yoluyla iyi bir ventilasyonm sistemi sağlanmalı ve bu alanlarda çalışan işçiler ise solunum koruyucu donanımlar olan solunum cihazları ve maskeler kullanmak yoluyla bu tehlikeli tozlarla olan temaslarını en aza indirmek zorundadırlar. Tersi durumda çok ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalma olasılığı oldukça yüksektir. Kişisel Koruyucu Donanımların uygun kullanımı bu alanda gerçekten çok önemlidir.
    Üretim sırasında kesici ve aşındırıcı birçok makina kullanılmaktadır. Kesilmelere karşı elleri ve vücudu korumak için koruyucu eldivenlerin ve koruyucu giysilerin içine koruyucu tabanlar ve yastığa benzer pedler (ayakkabı tabanlığına benzer) yerleştirilmektedir. Birkaç kat ‘dayanıklı liflerden’ oluşmuş bu elyaf, giysilerin içine yerleştirildikten sonra, elektrikli diskler bu bölgeye dokunduğunda, dayanıklı lifler dışarı çıkar ve gerilimden ötürü makine durur ve böylecek kesilme riski azalmış olur. Ancak unutulmamalıdır ki, kesilmeye karşı vücudu tamamen koruyabilecek materyal çok kalındır ve genellikle uzun çalışmalar açısından kullanım rahatlığı hemen hiç yoktur. Onun için testereler kullanılırken son derece dikkat edilmelidir
    Kaynak işleri sırasında kıvılcımlar, çapaklar ve UV radyasyon gözler için son derece tehlikelidir. Bu nedenle kaynak işleri yapılırken göz koruyucu donanımlar olan gözlükler ve kalkanlar kullanılmalıdır.
    *
    Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin gereksinim ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür; daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir.
    Bir uzvun (kol veya bacağın) bir kısmını veya tamamını, tıbbi nedenlerden dolayı kesilmesine veya kopmasına amputasyon denir. Damar hastalıkları, trafik kazaları, iş kazaları, tümörler, mikrobik hastalıklar, doğumsal anomaliler, yanıklar ve şeker hastalığına bağlı, daralmış olan damarlarda kan dolaşımı azalır. Beslenemeyen, oksijenlenemeyen doku giderek solar, soğur; şiddetli ağrılara neden olur. Deride ülserler denilen yaralar çıkar ve bu durum giderek o dokuda daha da ilerler ve nekroz denilen ölü dokuya veya gangrene çevrilir. Bu durumda, hastayı kurtarmak ve ölü dokunun ilerlemesini önleme amacıyla, tutulan uzvun kesilmesine karar verilir.
    Bronşit, akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.
    1- Akut Bronşit: Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür.
    2- Kronik Bronşit: Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur.
    Karpal tünel sendromu, elin ve el bileğinin ağrılı bir hastalığıdır. Karpal tünel, el bileğindeki kemik ve diğer dokuların oluşturduğu dar bir kanaldır. Bu tünelin içinden median sinir geçer. Bu sinir başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının duyusunu alır ve başparmaktaki kaslara kumanda eder. Bu tünelin içerisindeki bağlar ve tendonlar şişip gerildiği zaman, median sinire baskı yaparlar. Bu baskı giderek karpal tünel sendromunu oluşturur.
    Pnömokonyoz, genellikle bazı özel iş koşullarında çalışan kişilerde inorganik toz yada zerrecikli maddenin akciğerlerde depolanması ve buna bağlı olarak gelişen doku reaksiyonu ile ilgili durumdur. Asbestos ve silikoz bu gruba giren hastalıklardandır.
    Raynaud Sendromu, el ve ayak parmaklarının soğuğa sunuk kalması nedeniyle ağrı ve uyuşuklukla birlikte soluklaşmasıdır. Dolaşım bozukluğu nedeniyle hastalık görülür. Genellikle bu hastalığın altında başka nedenler vardır. Bu nedenler bilinmiyorsa Raynaud’s sendromu adını alır. Sürekli sarsıntı yapan makinalarla çalışan işçilerde görülür.
    Silikoz, serbest silis taneciklerinin (Kristal kuvars) solunum yoluyla alınması sonucu meydana çıkan, sanayi parçacıklarının yol açtığı ağır bir hastalıktır. Madencilik, taş kesme, taşocağı çalışmaları (özellikle granit), yol ve bina inşaatı, dinamitle kayaları patlatma ve çiftçilik, serbest silise sunuk bırakan mesleklerdir. Belirtilerin meydana gelmesi için genellikle 15-20 yıl bu parçacıklara sunuk kalmak gerekir. Fakat silise yoğun şekilde sunuk kalınan kapalı alanlarda patlatma, yüksek kuvars içeren kayaları delerek tünel açmak ve temizleme tozu imalatı gibi işlerde çalışan korumasız işçiler bir yıldan kısa bir sürede silikoza tutulabilirler.
    Türkçede travma yaralanma, incinme, anlamına gelmektedir. Travma sonrası stres bozuklugu (TSSB), DSM-IV’te, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karsilasmasi, böyle bir duruma tanik olma gibi agir travmatik olaylardan sonra ortaya çikabilen, özgül semptomlarla kendini gösteren bir tablo olarak tanimlanmaktadır. Semptomlar üç aydan kısa sürdüğünde “akut”, daha uzun sürerse “kronik” TSSB adı verilir. Klinik açidan önemli bir özellik de travmatik yasantidan 6 aydan uzun bir süre sonra ortaya çikan tiplerdir. Bunlara, gecikmeli baslangıçlı adi verilmektedir.
    Zatürre olarak da bilinen pnömoni, akciğerlerin iltihaplanmasıdır. Zatürrenin ilk sıradaki nedeni, pnömokok (Streptococcus pneumoniae) adı verilen yuvarlak şekilli bakterilerdir. Virüslerin neden olduğu zatürre ise genellikle daha hafiftir ve evde tedavi edilebilir. Bakteriyel pnömoniler daha ağır seyirli olup genellikle soğukalgınlığı nedeniyle ortaya çıkarlar. Pnömoni akciğerin tek bir lobu ile sınırlı ise lober pnömoni, bronşlardan başlayarak akciğerin başka bölümlerine yayılmışsa bronkopnömoni olarak adlandırılır.




     
    Last edited by a moderator: 31 Ekim 2016
    KAZİM KUPELİ ve ufukyelatan bu yazıya teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica