Sevgi Üzerine

Konu, 'Önerilen Ve Son Çıkan Kitaplar' kısmında ISG-isg tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. ISG-isg

    ISG-isg ISGfrm Çalışma Birimi



    AHMET ŞERİF İZGÖREN
    Sevgi üzerine

    BİR süre sonra size hayat sevinci veren gücün etraftan aldığınız sevgi olduğunu fark edersiniz. Yerli diziler size kavga etmeyi, Amerikan filmleri öldürmeyi öğretiyor olabilir. Ama öç aldığı için, başkasını yaraladığı için mutlu olan bir ruh yoktur. Bir başladınız mı daha fazlasını istersiniz. Etrafınızdan da size
    nefret yansır. Hırs içinde yaşarsanız, etrafınız da hırs dolar. Hayat sizin ona nereden baktığınıza bağlı olarak değişir. Sizin ruh hâliniz değiştikçe hayatın
    da farklılaştığını görürsünüz. Ne girdi verirseniz, o çıktıyı alırsınız. İlk Türk astronotlar uzaya gidecekler, son akşam “Gidelim şöyle son bir demlenelim.”
    diyorlar. Türk uzay gemisi ya, Allah’a emanet! Neyse gidiyorlar bir meyhaneye,herkes bunları televizyondan tanıyor, bir izzet-i ikram:
    – Ne içersiniz?
    – Rakı...
    – Hayatta olmaz yarın uçuşunuz var, vermeyiz.
    Başka meyhaneye gidiyorlar, aynı muhabbet... Bunlar içki içemeden dönüyorlar,
    Ankara Çinçin Bağları’ndaki uzay üssüne...
    Bu arada biri ötekine diyor ki:
    – Ağabey, ben yakıtın formülünü okumuştum, içinde bayağı alkol var!
    Gözleri parlıyor ve bir hortum bulup yakıttan üç-beş kadeh içip odalarına çekiliyorlar. Gece saat iki, içlerinden birinin telefonu çalıyor, açıyor telefonu;
    diğer astronot:
    – Ağabey, yakıt midende gaz yaptı mı?
    – Evet.
    – Aman sakın çıkarma, ben şu anda Japonya’dayım!
    Ne girdi verirseniz, o çıktıyı alırsınız.Beyninizi, ruhunuzu sevgiyle doldurun ve dağıtın. Size de aynı ışık yansır.Beyniniz neredeyse bedeniniz de oradadır. Ruhunuzun dünyaya çiçeklerle dolu bir vadiden bakmasını tercih edin. Hırs ve kötülüklerle dolu bir uçurumun kenarından değil.
    Milli Kütüphane’nin Balgat dönüşünde bir dolmuş, acı bir fren yaparak arkamızda durdu. Benim arkamdaki kadını sıkıştırarak, kaldırımın üzerinden
    devam edip kırmızı ışıkta geçti. İleride bir yerde yolcu indirirken gördüm; tam benim geçtiğim sırada, sinyal falan zaten hak getire, hızla yola çıktı (dolmuşlarda sinyal kolunu ekstra aksesuar olarak satıyorlar, “opsiyonel”), ben çarpmamak için sola kırdım, santimle kurtardım. Sakinimdir, trafikte kavga falan etmem,herkese yol veririm. Gecenin üçünde boş ara sokaklarda dönerken sinyal veririm, bunun ülkeme ve çevreme saygı olduğunu düşünüyorum. Fakat üst üste gördüklerim üzerine dolmuşun önüne geçtim durdum, arabadan indim.Dolmuştan benim babam yaşında ufak tefek bir amca atladı. Bırakın tartışmayı, bizim kültürümüzde elini öpmem gereken yaşta bir insan... Birbirimize doğru yürümeye başladık, yaklaştığımızda ben amcaya gülümsemeye başladım.Durduk, o da bana gülümsedi.
    – Amca ne yaptığını gördün mü?
    – E oğlum biz de ekmek parası kazanıyoruz.
    – Bak amca, ekmek parası kazanacağım derken son on beş dakikada kaç kişiyi ekmekten ediyordun!

    – Doğru, dedi.
    Birbirimizin omzuna vurduk ve arabalara bindik. Herkes şaşkınlıkla bizi seyretti.Birbirimize el salladık ve devam ettik. Bir ihtimal, “Ne sırıtıyon?” diye gözüme yumruğu da yiyebilirdim ama olmadı. İçinizi sevgiyle doldurun ve etrafınıza yayın. Sevgi de size döner, nefret de...

    * Bu yazı, yazarın Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır (Elma Yayınevi) adlı kitabından alınmıştır.



     
    Okan67 bu yazıya teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica