Haber Tekstil Sektöründe Çalışanın Kısır Döngüsü & Mobbing - Laden Baygin

Konu, 'Köşe Yazıları' kısmında Serçin YAPRAK tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Serçin YAPRAK

    Serçin YAPRAK TÜİSAG Üyesi



    Tekstil Sektöründe Çalışanın Kısır Döngüsü & Mobbing

    1.jpg

    Türkiye'de Tekstil piyasası ile ilgili bu yazıyı yazmamın sebebi pazardaki kemikleşmiş sorunlara dikkat çekmek ve konuyu gündeme taşımaktır. Bununla birlikte bu yazıda sadece Tekstil sektöründe değil, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm sektörlerdeki çalışanların yaşadığı sıkıntıları da bulacaksınız.

    Tekstil sektöründe çalışmaya başlamak, sigaraya başlamak gibi, alışkanlık haline gelen bir şeydir. Boncukları, kumaşları, desenleri, etiketleri bir araya getirip insanların keyifle üzerlerinde taşıyacakları bir ürün haline getirmenin verdiği hazza farkında olmadan alışır ve bu hazzı sevmeye başlarsınız.

    Pamuktan başlayan serüvenini parlak ışıklar altında tamamlayan bu ışıltılı ve cazip iş alanının ne yazık ki arka planı oldukça karanlıktır. Bir kast sistemine dönüşmüş olan sektörün göz alan ışıltısının arkasındaki mağduriyete göz atalım.

    Öncelikli olarak konuya günümüz iş hayatının en moda terimlerinden biri olan "mobbing" ile başlamak istiyorum. Mobbing, bir grup insanın (edit: ya da tek bir kişinin) bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması. Latince kökenli sözcük; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamlarına gelir. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır. (Wikipedia)

    Aslında bu konu başlı başına ayrı bir makale konusu. Ülkemizdeki olgunlaşmamış ve kurumsallas(a)mamış (veyahut bunu arzulamayan) firmalarda çok sık rastlanan bir durum. Değişime karşı direnen (ki buna örgütsel davranışta "resistance to change" adı verilir) kemikleşmiş uzun süreli çalışanların yeni başlayan ekip arkadaşlarına uyguladığı mobbingden tutun, firma sahibi ya da güce sahip kişinin ve/veya güce sahip yakınlarının her türlü çalışana uyguladığı baskıya kadar çok geniş bir yelpazeye sahiptir.

    Kapitalist sistemin bastırdığı rekabet gerçeği ile de normalde hiçbir kişisel sorunu olmayan insanlar, birbirlerine düşürülmekte ve birbirlerine mobbing uygulama raddesine getirilmektedir.

    2.jpg

    Çalışanın bilgi ve becerilerinin üst mevkide çalışan kişinin tarafından hor görülmesi çalışan kişide özgüven eksikliği ve başarısızlık oluşturmaktadır. Peki mobbing sebeplerinin arkasında neler yatıyor?

    mobbing akışı: çalışan --> çalışan (aynı seviye)

    mobbing sebepleri: kıskançlık / işsiz kalma (para kazanma!) kaygısı / çalışma arkadaşını etkisiz bırakıp üst yönetimin gözüne girme / kişisel hataların kaptılması / psikolojik rahatsızlıklar /

    mobbing tipleri: hakaret / dedikodu / yalan / kulis çalışmaları / psikolojik yıpratma

    mobbing akışı: yönetici --> çalışan

    mobbing sebepleri: statü merakı / yöneticilerin gözünde yükselme/ kişisel hataların kapatılması / psikolojik rahatsızlıklar

    mobbing tipleri: hakaret / dedikodu / yalan / kulis çalışmaları / psikolojik yıpratma

    mobbing akışı: firma sahibi --> çalışan

    mobbing sebepleri: maliyetler/ firma borçlarını karşılama/ psikolojik rahatsızlıklar/ kontrol

    mobbing tipleri: hakaret / çalışanın özel hayatını hiçe sayma / taciz / tehdit

    Mobbing uygulanan kişide zamanla psikolojik ve bedensel rahatsızlıklar, özgüven eksikliği, içe kapanıklık, mutsuzluk ve hayat kalitesinde düşüş meydana gelir. Tüm bunlar ise kişinin kendine inancını yitirmesi ile hatalarının artmasına ve bir başarısızlık/memnuniyetsizlik kısır döngüsüne girmesine yol açar. Sonuç ise kişinin tazminatından vaz geçerek aklı ve bedeni dengesini sağlayabilmek adına firmadan ayrılması ile sonuçlanır. Ayrılmayı göze alamayanlar ne yazık ki bu kısırdöngüde daha da mutsuz olarak günlerini ve ömürlerini geçirmeye devam etmektedirler.

    TANRICILIK OYNAMAK?

    Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de tekstil sektöründe de parayı ellerinde tutan sektör büyükleri (money holders) kişilerin hayatlarını hiçe sayarak paranın verdiği gücü umarsızca kullanmaktadırlar. Eğitim, deneyim vb detaylara bakılmaksızın uygulanan maaş düşürme politikaları, senelerce mesleğine emek vermiş insanların dahi zor koşullarda ve düşük maaşlar ile çalışmasına sebebiyet vermektedir. Düşük tutulan ücretler, iş bulabilme adına iyi özellikleri olan sektör çalışanlarının işi kapabilmek için fiyat kırması ile daha büyük bir kilitlenmeye yol açmaktadır. Sektör büyüklerinin bu oyununa gelen çalışanlar, ister istemez birbirlerinin ayağını kaydırıp aslında tüm çalışanların hayat standardını aşağıya çeken bir ücret politikasına eyvallah demektedirler.

    Asgari ücret üzerinden yatırılan sigorta primleri, sektördeki firmaların çok çok büyük bir çoğunluğu tarafından sürekli uygulanan bir işlem olduğu için sektörde bu "normalleşmiştir". Asgari ücret tutarı firmanın çalışana açtığı banka hesabına yatırılır. Kalan mebla işe elden ve çoğunlukla söz verilen tarihten daha geç verilir. Kurumsallıktan uzak (hatta kurumsal bilinen birçoklarında da dahi) kişi hak ettiğini zamanında ve bir kerede alamamakta ve mağdur durumda bırakılmaktadır. Zamanından daha geç ve iki ya da üç parçada verilen maaşlar ne yazık ki çalışanı sürekli borç altına sokmakta, parasının bereketini yok etmekte, daha da borca giren kişi hali hazırda kötü muamele gördüğü firmaya zorunlu olarak daha bağımlı hale gelmektedir. Yine geldik çalışanın kısır döngüsüne.

    Çalışanlara yapılan ödemelere değinmişken sektörde büyük bir sıkıntı olan müşteri - imalatçı - acenta arası problemli ilişkilere de çok kısaca değinmek istiyorum. Tekstil piyasasında da dinamikler tedarikçi ve müşteri dinamiği üzerine kuruludur. Bu aşamada da imalatçılara ve acentalara uygulanan haksızlıklar ortaya çıkmaktadır. Sektörün nasıl ki en çileli kişisi aslında ürünleri sanatını kullanarak ortaya çıkaran tekstil işçileri ise, genel olarak pazarda da en çileli kuruluş imalatçılardır. Yazı daha çok çalışanları ilgilendirdiği için bu konunun üzerinde çok durmayacağım ancak müşterilerin imalatçılara ödemelerini zamanında yapmamaları da firmaların maaş ödeme politikalarını etkilemekte, zaten çok güçlü olmayan (ki çoğu köklü firma 2006 yılındaki büyük krizde yok olmuşlardır ve geriye ağırlıklı olarak kobi ölçekli firmalar kalmıştır) imalatçı muhasebesel olarak zor durumlara girmektedir. Bu ise sektörün diğer bir parçası olan acentaların da aynı çalışanlar gibi haklarının yenmesine ve paralarını tehsil edememelerine yol açmaktadır.

    Çalışanların sıkıntıları ile ilgili konumuza, firmaların çalışanın piyasadaki kişisel reputasyonunu olumsuz yönde etkilemesi ile de devam etmek gerekiyor. Doğal olarak herkes zamanla çalıştığı sektörde bir network oluşturur ve çalıştığı firmalarda da bu tanışlarından faydalanır. Daha açıklayıcı olmak için bir örnekle bu konuyu irdeleyelim. Örneğin çalıştığınız firmanın bir aksesuar tedarikçisine ihtiyacı var ve sizin başka bir arkadaşınız hali hazırda bu işi yapıyor. Çalıştığınız firmayı ve arkadaşınızın çalıştığı ya da sahip olduğu firmayı bir araya getirmek tabi ki de harika bir fikir gibi dursa da günün sonunda çalıştığınız firmanın düzensiz ödemeleri ya da tedarikçisine bir iş ortağı değil de firmanıza muhtaç bir tedarikçi gibi yaklaşımı, ödemelerden tutun kalite problemlerine bir çok sıkıntıya yol açabilir. Günün sonunda hem kendinizi hem de kişisel kontağınızı zor durumda bırakmış, kişisel reputasyonunuzu zedelemiş olursunuz.

    Ben artık yaşam koçluğu yapıyorum. Ancak on yılımı adadığım ve kişisel gelişimimde bir çok faydası olan bu sektörde geçirdiğim zaman içinde harika insanlarla tanıştım ve kendime çok fazla şey kattım. Bunun için de sektöre daha fazla dikkat çekilmesi amacı ile bu yazıyı yazıyorum. Tüm çalışanların emeğinin karşılığını aldığı, normal çalışma saatlerinin uygulandığı bir platformda ülkemizin lokomotif sektörlerinden olan
    tekstilin çok daha iyi yerlere gelmesini ümit ediyorum.

    Kaynak: www.ladenbaygin.com



     
    Last edited by a moderator: 21 Temmuz 2014
  2. okan dasdemir

    okan dasdemir TÜİSAG Üyesi



    "Tüm çalışanların emeğinin karşılığını aldığı, normal çalışma saatlerinin uygulandığı bir platformda ülkemizin lokomotif sektörlerinden olan
    tekstilin çok daha iyi yerlere gelmesini ümit ediyorum"...

    1.000 m^2 alanda iş yapan patron bile kendini peygamber zannederken mi?

    XXX Bey şunu şunu şunu yapmamız lazım yoksa şöyle bir cezası var.

    - Birşey olmaz ceza falan kesemezler, keserlerse kapatırım bu kadar adamı işsiz bırakırım, bunu göze alamazlar...

    Pardonda bu patron kısmısına kim verdi bu cesareti???



     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica