Tmmob Basın Açıklaması

Konu, 'Süresi Dolmuş Konular' kısmında Seylan Aygün tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Seylan Aygün

    Seylan Aygün TÜİSAG Üyesi



    TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TBMM`de kabul edilen İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası üzerine 22 Haziran 2012 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
    Tarih:22 Haziran 2012
    BASINA VE KAMUOYUNA


    İŞ SAĞ, İŞVEREN SELAMET! PEKİ, YA İŞÇİ?

    İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı ölümlü kazaların art arda yaşanmasından sonra aceleyle TBMM’ye sevk edilerek 19 Haziran 2012 gecesinde yasalaştı. Yasa, Cumhurbaşkanının onaylamasını takiben ağır tehlikeli işlerde 1 yıl, az tehlikeli işlerde 2 yıl sonra yürürlüğe girecek.

    Yasanın TBMM Genel Kurulu’na sevki sürecinde gösterilen telaşın uygulamada yerini ertelemeci bir tutuma terk etmesi hükümetin ve yasa koyucunun niyetleri konusunda haklı olarak bir takım kuşkular doğuruyor. Yasa dikkatli bir gözle incelendiğinde soruna “çözüm sunan” değil, “yasak savan” bir anlayışla kaleme alındığı apaçık bir biçimde görülmektedir.

    Bu yasanın uygulanma olanağı yoktur. Çünkü bu yasa derli toplu, bütüncül bir ulusal politikaya dayanmamaktadır ve uygulanabilmesi için kurumsal destek ve sistemden yoksundur. Hatta yasa, şu anda uygulanmakta olan mevzuat ve yargı içtihatlarının gerisindedir. Yasadaki kavramlar ete kemiğe büründürülmemiş; Bakanlığın keyfiyeti ile çıkarılacak yönetmeliklere havale edilmiştir.

    Bu yasa ile Bakanlık anayasal denetim görevinden feragat etmiştir. Oysa bugüne kadar hukuksal metinlerde söz konusu yasadan daha yeterli düzeyde koruyucu hüküm bulunmasına karşın, iş cinayetlerinin artarak devam etmesinin nedeni Bakanlığın denetim ve gözetim sorumluluğunu fiili olarak yerine getirmemesiydi. Bugün ise bu sorumluluktan Bakanlık yasal olarak da arındırılmıştır. Bakanlığın kendi açıklamalarına göre bugün itibariyle kayıtlı 1.400.000’in üzerinde işyeri ve Bakanlığın denetimle görevli 300 müfettişi vardır. Bugüne kadar fiili olarak feragat ettiği sorumluluktan bugün yasal olarak da kendini arındıran Bakanlık, yalnızca ceza tahsilatı yönünden varlığını korumuştur. Bunun anlamı ise, devletin kaza olan işyerlerinde ancak ceza tahsildarı olarak varlığını gösterecek olmasıdır. Buradan çıkan sonuç, devletin iş kazalarının önlenmesi doğrultusunda bir gözetim ve denetiminin olmayacağı, yaşanacak iş kazası üzerinden gelir elde edeceğidir.

    Bu yasa ile Bakanlık denetim görevinden feragat ederken, sorumluğu iş güvenliği uzmanlarına ve işçiye yüklemiştir. Yasaya göre, iş güvenliği uzmanları “ortak iş sağlığı ve güvenliği birimi”nin işçisi olup, işyerlerine bu birimlerce kiralanacaklardır. Yasada hiçbir güvence ve yetki verilmeyen iş güvenliği uzmanları, tıpkı işyerinde çalışan diğer işçiler gibi iş güvencesinden yoksundur. Bu yasada iş güvenliği uzmanları, hem “ortak iş sağlığı ve güvenliği birimi”ne hem de görevlendirildiği işyerinin işverenine karşı sorumludur. Kendi iradesi ve işyerinde çalışanların onayı olmaksızın işyerlerinde görevlendirileceklerdir. Güvencesiz çalışan ve adına iş güvenliği uzmanı denilen ama aslında kiralık bir işçinin, işyerinde koruyucu önlemler alınması için işveren üzerinde kendiliğinden etkili bir güce sahip olması düşünülemez. Bu yasa, çalışanların tehlikeden korunması için önlemlerin alınmasında etkili bir araca sahip değildir. İş güvenliği uzmanları sorumluluk yönünden bir araç haline getirilmiş ve “ihmal” kavramı ile işçiye verilen zarardan sorumlu tutulmuşlardır. Bu yasa ile iş kazasından doğan tazminat yükümlülüğü ve ceza sorumluluğu hak ve yetkiden yoksun mühendis ve mimarlara yüklenmiştir.

    Çalışanları temsil eden sendikalar bu yasanın bir bileşeni değildir. Çalışanlar da yasanın isminden anlaşılacağı üzere özne değildir. En kutsal hakların başında gelen yaşama hakkı işçilere seçimlik hak olarak sunulmuştur. Yasa, “ölmek ya da sakat kalmak istemiyorsan işini bırak” diyerek “Kırk katır mı? Kırk satır mı?” misali “çalışma hakkından feragat et” demektedir. İnsan onuruna yaraşır biçimde çalışma hakkının sağlanması devletin en önemli ödevleri arasında yer almasına karşın, devlet bu ödevini de taşeronlaşma ile uzun zamandan bu yana piyasanın insafına terk etmiştir. İnsanlar evine ekmek götürmek için hem sosyal haklar verilmeden hem de güvenliksiz işyerlerinde ölümüne çalışırken, bu insanlara “önlem almayan işverene karşı iş akdini feshetme hakkının olduğunu” söylemek, olsa olsa çalışanlarla alay etmenin yasal ifadesidir.

    Bu yasa ile “işçi sağlığı ve güvenli ortamda çalışma hakkı” üzerinden yeni bir sektör yaratılmış ve bu sektörün kölesi olarak da mühendis-mimar ve hekimler belirlenmiştir. Ancak bilinmelidir ki; mühendis ve mimarlar, insan haklarına uygun tarzda ihdas edilmeyen bu yasanın gönüllü aleti ve kölesi olmayacaklardır.

    Korkarız ki; önümüzdeki dönem bu alanda çok daha ciddi acıların yaşanacağı ve kayıpların devam edeceği görülecektir.

    Yaşanacak iş cinayetlerinin sorumlusu; çalışma alanlarında kaza olmaması, meslek hastalıklarının gelişmemesi için çaba harcayan mühendis, hekim ve teknik elemanlar değil, işverenler ve gerçek sorunu görmezden gelerek bu haliyle yasanın çıkmasını sağlayan hükümet yetkilileri ve Bakanlık bürokratları olacaktır. Bu sorumluların yanında yasayı onaylayan Cumhurbaşkanının da manevi sorumluluğu büyük olacaktır.

    Özet olarak, piyasacı bir anlayışla çıkarılan bu yasanın, ülkemizde yaşanan iş cinayetlerini önlemekle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamaktadır.



    Mehmet Soğancı
    TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

    http://www.tmmob.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=8212&tipi=3




     
    reaxi, pelin.a, isg27 ve 11 kişi daha buna teşekkür etti.
  2. izmir

    izmir Guest



    Yasa tam anlamıyla beklentimizin aksine "ölü doğum" olarak dünyaya geldi..... Çok üzücü.......



     
    pelin.a ve Mustafa ESEN bu yazıya teşekkür etti.
  3. Ufuk SAĞLAM

    Ufuk SAĞLAM TÜİSAG Üyesi

    gerçekden iyi bir analiz ...bakanlık sadece kendini düşünüyo ve sorumluluk almaktan kaçınarak cezai işlerden rant sağlamak istiyo ...

     
    Mustafa ESEN bu yazıya teşekkür etti.
  4. Okan67

    Okan67 TÜİSAG Üyesi

    Yasayı okudum, piyasacı anlayış tamam hakim kabul ama %96'sı piyasa olan bir ülkede başka türlü düşünmek mümkün mü? Devlette çalışanların sayısı toplam çalışanların sayısının %4'üne tekabül ediyor. Biraz gerçekçi olmak lazım. Bir de ihmal konusunda işveren aradan çekilmiş değil ki her halükarda işveren sorumluluğu devam ediyor. Uygulamayı yaşayıp görmek lazım. Ama sonuç olarak söyleyebilirim ki bu yasa hiç yoktan iyidir. Avrupa Birliği direktifleri ile iş sağlığı ve güvenliği standartlarından epeyce yararlanıldığı görülüyor. Toplum bundan çok faydalanacaktır. Yeter ki titizlikle üzerinde durulsun. Yasayı yine belli bir düzeyde olup iş yapanlar uygulamaya çalışacak, diğerleri ise fazla bir şey yapmayacaktır yine. Yasanın 1,2,3 yıl sonra yürürlüğe girmesini ise manidar buluyorum sanki yasa toplumda tartışılsın isteniyor ki gibi hava var.



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
    gıdamühendisi bu yazıya teşekkür etti.
  5. murat aytekin

    murat aytekin TÜİSAG Üyesi

    toplumda tartışılmasından ziyade yeterli isg uzmanı yok..sorun da burada aslında... bakanlık, isg uzmanlarını iş müfettişi gibi kullanmayı planlanıyor ama uzman ücretini işverenden alıyor...

     
  6. replican

    replican TÜİSAG Üyesi

    Bende yasanın 1,2,3 yıl sonra yürürlüğe girmesi gereken maddelerinin daha sonraki tarihlere ertelenmesinden endişeliyim burası Türkiye bu maddelerin yürürlüğe girme tarihleri uzatılırda uzatılır yasa çıktı diye seviniyoruz ama bu maddeler belki hiç yürürlüğe bile girmeden yeni yasalar çıkar



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
  7. misg

    misg TÜİSAG Üyesi

    Yıllardır çıkan yönetmelikleri dava açarak iptaline vesile olan mühendisler odasının açıklamaları samimi gelmiyor.
    Bu davalar sonucu hem aynı zamanda mühendis olan iş güvenliği uzmanı arkadaşlar mağdur oldu hem de 2005 yılından bugüne mesafe katedilmesini değil katledilmesini sağladılar.

     
    lifeguardhk ve gıdamühendisi bu yazıya teşekkür etti.
  8. Okan67

    Okan67 TÜİSAG Üyesi

    Yeterli ISG uzmanı yok sözü doğru ama sorun değil ki. 6 ay, 1 yılda yüzbinlerce uzman yaratılabilir. Zaten yaratacaklar da. Medyada da kampanyalar yapacaklarmış. Bakanlık zaten itiraf ediyor, 1.5 milyon işyerini bakanlık imkanları ile denetleyemiyor. Bu yasa da bu yüzden çıktı. Uzman ücretini bu yasadan önce de işverenden alıyordu, değişen pek fazla bir şey yok. Bundan sonraki yapılacak yasalarda belki daha akılcı düzenlemeler yapılabilir ama bence ülke için daha ileri bir aşama bu gelinen durum. Zaten uygulamada çok büyük sorunlar olacaktır, aile hekimliği filan varken, neden işyeri hekimi ile sözleşme yapalım diyenler çok olacaktır. Zamanla bazı şeyler hazmedilecektir, toplumun hazmetme kapasitesi bence denenmek isteniyor.

     
  9. Mustafa ESEN

    Mustafa ESEN TÜİSAG Üyesi

    Odaların açıklaması tam yerinde olmuş mevcut iş kanununda olmayıpta çıkan kanunda çalişanlar için bir fark var mı yok. herşey yönetmeliğe bırakılmış bazı can alıcı noktalar kanunda yer alsaydı daha iyi olurdu........bakanlık işleri uzmana ,hekime havale etmiş.İşverende uzmana, işçiye derken olay sürüp gitmiş hadi hayırlısı....
    Bu kanun uygulanabilir mi bence zor işveren ve çalişanların iş güvenliği talep etmediği ülkemizde uygulanır demek mümkün değil.

     
    volkan seven, Seylan Aygün, zseyhan ve 1 kişi daha buna teşekkür etti.
  10. Cem AKBULAK

    Cem AKBULAK TÜİSAG Üyesi

    aynen katılıyorum...tebrik ederim......:evet:

     
  11. volkan seven

    volkan seven TÜİSAG Üyesi

    yönetmeliklerden ne hayır geldi ki yasasından gelsin...çalışma bakanlığı isg konusunda çuvalladı

     
  12. Muratc

    Muratc TÜİSAG Üyesi

    Arkadaşlar ben açıklamanın ilk maddesine takıldım;

    "Yasa, Cumhurbaşkanının onaylamasını takiben ağır tehlikeli işlerde 1 yıl, az tehlikeli işlerde 2 yıl sonra yürürlüğe girecek." Ağır ve tehlikeli işlerde 1 yıl, az tehlikeli işlerde 2 yıl sonra yürülüğe girecek demek ne demek.

    İki farklı kavram iç içe girmiş. Ağır ve tehlikeli iş tanımlaması "Ağır ve tehlikeli işler yönetmeliği"nde tanımlanan bir konudur ve firmanın ana faaliyet konusuna bakılmaksızın yapılan işler ayrı ayrı değerlendirilerek her bir iş ayrı değerlendirilir. Bu yönetmeliğe göre işyerinde yapılan bazı işler ağır ve tehlikeli iştir bazı işler ise değildir. Az tehlikeli iş tanımı ise " İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tehlike sınıfları listesi tebliği"nde tanımlanan ve firmanın ana faaliyet konusu göz önüne alınarak yapılan değerlendirme sonucunda firma için belirlenen "Az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli" şeklinde bir tanımlamadır. Dolayısı ile TMMOB bu ayrımın bile farkında değildir.

    Ayrıca yeni yasa ile birlikte daha önce hiç kapsama alınmayan firmalar için bu geçiş süreleri verilmiştir. TMMOB'un açıklamasındaki ifade sansasyonellik katmak için bazı noktaları kırpılmış ve bazı eklemeler yapılmıştır. Düzenlemenin gerçeği şöyledir;

    1. 50 kişiden az çalışanın bulunduğu "çok tehlikeli işler" için tanınan süre 6 aydır.
    2. 50 kişiden az çalışanın bulunduğu "tehlikeli işler" için tanınan süre 1 yıldır.
    3. 50 kişiden az çalışanın bulunduğu "az tehlikeli işler" için tanınan süre 2 yıldır.
    4. 50 kişiden fazla çalışanın bulunduğu tüm işler için ise tanınan süre 6 aydır.

    Ayrıca yasada tanımlanan tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesi için verilen süre ise tehlike sınıfı, çalışan sayısı yada herhangi bir kriter olmaksızın 6 aydır. 1 yıl ve 2 yıllık verilen süreler İSG uzmanı çalıştırma yada OSGB'den hizmet almak için verilen sürelerdir. Tüm firmalar 6 aylık süre içinde uyumu sağlamak zorundadır. 1 yıl ve 2 yıl süre tanınan firmalar da 6 aylık uyum süresine tabidirler. Sadece kanun onlara bu işi ya uzman kullanarak yap yada kendin yap demiştir.

    TMMOB'un süreç bu noktaya gelene kadarki olaya yaklaşımını düşünecek olursak aslında onların da rant peşinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hep bu işi biz yaparız, eğitimi biz veririz, uzmanlık belgesini biz veririz demediler mi? Baştan beri çıkan doğru yanlış tüm yönetmeliklere itiraz etmediler mi?

    Yaptıkları açıklamanın ilk cümlesi konu hakkındaki bilgi seviyelerini göstermektedir. Daha "Ağır ve tehlikeli işler kavramı" ile "Az tehlikeli iş" kavramlarının birbirlerinde farklı kavramlar olduğunu bile bilmiyorlar. Ben bu açıklamayı yapmadan önce bu işi bilen üyeleri ile oturup bir değerlendirme yapıp böyle bir açıklama yaptıklarına da inanmıyorum. Böyle bir yapının bu işin yürütülmesine talip olması gerçekten çok acı verici bir durum.

    Bu arada çeşitli odalara bağlı olarak bu işleri gerçekten çok iyi bilen ve iyi yapan arkadaşlarım var. Benim yazdıklarım bu işi bilenlere değil. Ancak yayınlanan açıklamanın bilenlere danışılmadan yazıldığı çok açık.

    Herkesin dilinde dolaşan diğer konu ise Bakanlığın uzmanlık hizmeti verecek bir yapı oluşturması ve uzmanları firmalara bağlamaması gerektiği konusu olarak karşımıza çıkıyor. Şimdi sormak istiyorum. Uzmanlık eğitimi veremez, uzmanlık belgesi vermemeli dediğimiz bakanlığın böyle bir yapı oluşturmasını istemek ne kadar mantıklı? Ayrıca böyle bir yapı kurulduğunda bakanlık adam kayırıyor, torpil yapıyor vb. iddialar ortaya çıkmayacak mı? Bu işi gerçekten iyi yapanlar ile yapmayanlar nasıl sınıflandırılacak? Sadece belge sınıfına bağlı olarak sabit bir ücret verilmesi halinde haksızlık olmayacak mı? Uzmanların sahip olduğu tecrübe, nitelik, bilgi birikimi vb. konular nasıl değerlendirilecek? Yada işi biraz daha ileri götüreyim, firmalar uzmanlara şunları gör bunları görme (Ben de seni göreyim) şeklinde usulsüzlükler teklif etmeyecek mi? Güçlü firmalar bakanlığa baskı yaparak ben bu uzmanı istemiyorum değiştir demeyecek mi? Şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım.

    Aslında bu işin laçkalaşmasının en önemli sebebi çıkan yönetmeliklere karşı odaların açmış olduğu iptal davalarıdır. 2004 yılında ilk defa yönetmelik çıktığında benim önceki çalıştığım firma da dahil olmak üzere hemen yapmamız gerekenleri yapalım. Uzmanlık belgesi gerekiyorsa alalım, çalışmalara başlayalım demişti. Ancak zaman içinde iptal davaları sonucu Danıştay tarafından her çıkan yönetmelik iptal edilince firmalar da artık yeni çıkan yönetmeliklere bu da nasıl olsa iptal edilir gözü ile bakmışlardır.

    Bakanlık bu işin çıkmaza girmesi nedeni ile böyle bir yasal düzenleme yapmıştır ve bu düzenleme Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından eğer Anayasaya uymadığı belirlenirse iptal edilebilir.

    Bu işe saygınlık kazandırmak bizlerin elinde, biz eğer bu iş ölü doğdu vb yaklaşımlarla bu işe yaklaşırsak bu işe saygınlık kazandıramayız. Şu an yasa mecliste onaylandı ve bundan sonra bu konuda üzerimize düşen ne ise samimiyetle yapmalıyız. Ne iş olsa abi yaparız, ne verirsen kabulümüzdür şeklindeki yaklaşımlardan uzak durmalıyız. Özellikle bu işe yeni başlayan arkadaşlar çok dikkatli olmalı ve emin olmadıkları konularda destek almalıdırlar.

    Bir hayli uzun bir yazı oldu fakat konunun önemi nedeni ile mazur görmenizi rica ederim. Ayrıca kırdığım yada üzdüğüm kişiler oldu ise özür dilerim. Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun her kese hayırlı olmasını dilerim.

    Murat Çalışır
    Lider
    İş Güvenliği ve Çevre
    Yünsa Yünlü San. Tic. A.Ş.

     
    emekli ve Aytuğ bu yazıya teşekkür etti.
  13. Cem AKBULAK

    Cem AKBULAK TÜİSAG Üyesi

    sayın MURAT Ç....mühendis odaları birliğinin önceki tavırları veya geçmişte yaşanmış olan olaylardan ziyade,iş sağlığı ve güvenliği yasası hakkındaki bu bildirisi bence dikkate değer..elbette size bazı konularda hak vermiyor değilim ama şu an gündemde olan yasa ve onun ülkemize getirisi hakkında bir öngörüde bulunmuşlar.....en azından odanın yasaya olan tepkisini...sizin de dediğiniz gibi,bu oda mensubu olan çok saygıdeğer meslektaşlarımız var..böyle bir genellemede bulunmamız,o odaya kayıtlı bulunan meslektaşlarımıza biraz haksızlık olmaz mı???

     
    Aytuğ bu yazıya teşekkür etti.
  14. MARBLE_İSG

    MARBLE_İSG TÜİSAG Üyesi

    Arkadaşlar tamam yasamız çıktı.Fakat beklediğim gibi çıkmadı.Ne değişti şimdi okuyorum okuyorum pek elle tutulur değişiklik yok.Sadece günah keçisi isg uzmanları anlamı çıkıyor.Aynı durum devam ediyor Ağır tehlikeli işlere A sınıfı uzman bakacak deniliyor.Zaten A sınıfı uzman yeterli değilken şimdi nasıl yeterli olacak.Bana kimse geçici olarak B sınıfları da Ağır Tehlikeli iş yerlerinde görev alacak demesin.Ben bu güne kadar C sertifika ile süresini doldurmuş ve B ye geçmişi bir isg uzmanına rastlamadım.Yasa da yapılacak çok basit bir şey vardı ama olmadı.Uzman Uzmandır A'sı B'si C'si olmaz.Tehlike, Tehlikedir çoğu-azı olmaz denilecekti.İsg uzmanları da ücretlerini oluşturulacak bir fon yada hesaptan alacak denilmeliydi(Böylece Bakanlık denetim mekanızması oluşturmuş olacak isg uzmanlarıda objektif görevlerini yapacaktır.Ve Bakanlıkta denetimler için personel almak ile uğraşmayacaktı.)İşte bunlar yapılabilseydi gerçek anlamda bir isg durumu memleketimizde oluşurdu ve isg kültürü otururdu...Hangi isg uzmanı yetersizlikten dolayı işverenini Bakanlığa şikayet edebilir ve iş yerini kapattırabilir?Parasını aldığı iş yerini tam manada nasıl denetler ve eksikleri bildirir?

     
    leyla ve isg27 bu yazıya teşekkür etti.
  15. degiray

    degiray TÜİSAG Üyesi

    Tmmob çoğu zaman iktidarla olan diyaloglarına siyaseten yaklaşsada varlığı bu ülke yararınadır.Bu yasa hususunda yaptıkları açıklama bence yeterlidir.En azından bir üyesi olduğum açısından benim haklarımı yani bizim haklarımızı ve mevcut durumun yanlış olduğunu savunması önemlidir.En nihayetinde bir stkdır ve gerekeni yapmaya çalışmaktadır.

     
  16. ISG-isg

    ISG-isg ISGfrm Çalışma Birimi

    teşekkürler

     
  17. emekli

    emekli TÜİSAG Üyesi



     
  18. pelin.a

    pelin.a TÜİSAG Üyesi

    Kendi iradesi ve işyerinde çalışanların onayı olmaksızın işyerlerinde görevlendirileceklerdir. Güvencesiz çalışan ve adına iş güvenliği uzmanı denilen ama aslında kiralık bir işçi ??? ne demek oluyor bu ya..
    mühendislik emeğimizin iş güvenliği uzmanı olucaz diye verdiğimiz emeğin, çalışmalarımızın-uygulamalarımızın karşılığı kiralık işçi olmak için miydi?!!
    bakanlık ve işverenler dağlar serin bir şekilde işçilerin yaralanmalarına uzaktan bakacaklar, biz iş güvenliği uzmanları kurbanlık koyun gibi beklicek miyiz hakkımızda verilecek kararları ?
    bu nasıl bir anlayıştır.... ben bir uzman olarak kendi çalışacağım yeri seçemeyeceksem oldu olacak bir de tasma taksınlar boynuma!!!!
    benim bu ülkede belirli bi statüm var ben mühendisim!!ben hekimim!!ben A-B yada C sınıfı iş güvenliği uzmanıyım ama yeni çıkan yasada bana yarar sağlayacak işimi kolaylaştıracak hiçbir adım yok.

    ben Türkiye'de sadece jeofizik mühendisiyim ama yurt dışında bilim adamıyım.
    ben iş güvenliği uzmanıyım ama Türkiye'de sadece tasmalı kiralık bir işçiyim!!!

    seviniyordum bu yasa çıksın da sanayi değil tüm sektörleri kapsasın,iş alanımız artsın,insanlar koltuk döşemesi zımbalarken bile olabildiğince güvende olsunlar diye!ne safım Türkiye'de yaşadığımı unutmuşum...
    çıkar uğruna yapılan herşey dönüp dolaşıp kendi başlarını yesin ki ne cahil-günahsız işçiler zarar görsün ne de hakkıyla işini yapmaya çalışan iş güvenliği uzmanları!!!!


     
    Kezban Gürbüz ve leyla bu yazıya teşekkür etti.
  19. isg27

    isg27 TÜİSAG Üyesi

    Kendi iradesi ve işyerinde çalışanların onayı olmaksızın işyerlerinde görevlendirileceklerdir. böyle bişey yok nasıl bunu böyle anlayabilirler anlamıyorum o zaman devlet çatısı altına girip devletin git dediği yere giden düz bir memur olacaksın. keşke böyle olsa güvencen olur paranı devletten alırsın işini doğru dürüst korkusuz yapabilirsin ama yok öyle bişey. ben uzman olarak bir yılda on defa yirmi defa yer değiştirebilirim sana zorla sözleşme imzalatmıyorlarki girersin bir yıllık sözleşmen biter kafana göre farklı bir yere gidebilirsin. doğru anlamak lazım yasayı

     
  20. isg27

    isg27 TÜİSAG Üyesi

    tabiki şu haliyle bende bu yasanın işleyeceği kanaatinde değilim en azından bir mesleki bağımsızlık olması gerekirdi. ancak şuanki haliyle ben paramı aldığım patronu şikayet etmek zorunda olucam şikayet ettikten sonra kaç dakika daha orda kalacağımı Allah bilir:)

     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica