Bilgilendirme Tütün Üretiminde Karşılaşılan Tehlikeler, Kazalar Ve Hastalıklar

Konu, 'Tarım, Hayvan ve Ormancılık Sektöründe İSG Uygulamaları' kısmında Kaan SAKA tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Kaan SAKA

    Kaan SAKA TÜİSAG Yönetici Admin



    TÜTÜN ÜRETİMİNDE KARŞILAŞILAN TEHLİKELER, KAZALAR VE HASTALIKLAR
    Dünyanın birçok yerinde tütün, ekiminden hasat edilmesine ve işlenmesine kadar geçen süreçte farklı yöntemlerle elde edilmektedir. Makinalaşmanın yoğun olduğu tarımsal alanlarda verimlilik oldukça yüksektir. Ne var ki dünyanın en çok, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde ekilen tütün, daha çok emeğe dayalı olarak üretilmektedir. Tohumların ekimi, ürünün hasat edilmesi, toplanmış yaprakların kalitesine göre ayrılması, tütün balyalarının kaldırılması ve taşınması sırasında eğilip kalkmalar ve ağır yük taşıma nedeniyle birçok kas iskelet sistemi hastalıkları görülmektedir. Bel ve sırt ağrıları, baş ve boyun ağrıları sıkça tespit edilen şikayetlerdir.
    Tütün işlenirken kullanılan bıçaklar, tehlikeli olmakta ve kesikler açık yara şekline dönüşerek tetanoz* hastalığına neden olabilmektedir.
    Makinalaşmanın artması, yukarıda sayılan bazı tehlikeleri ortadan kaldırmakta ancak yenilerine sebep olmaktadır. Makinaların fazla kullanıldığı alanlarda, farklı tehlikeler yaşanmakatadır. Çarpmalar, düşmeler ve makinalara eller, parmaklar veya kolları kaptırmalar yaşanabilmektedir.
    Pestisit(bitkilere karşı ilaçlar), insektisit(haşerelere karşı ilaçlar) ve fungisitler(mantarlara karşı ilaçlar) oldukça tehlikeli kimyasallardır. Üretimde önemli miktarlarda kullanılan gübreler, pestisitler ve güçlü yabani ot öldürücü kimyasallar bazı tehlikelere neden olmaktadır. Özellikle ilaçlama yapılırken ya da diğer solunum risklerinin bulunduğu bu alanlarda dolaşılırken, mutlaka solunum koruyucu donanımlar kullanılmalıdır. Ayrıca cilde bu kimyasalların temas etmesi ise yanmalara ve kontakt dermatit* gibi hastalıklara neden olmaktadır.
    Aldikarb adlı son derece tehlikeli bir pestisit, sıklıkla kullanılmaktadır. Bu güçlü kimyasal, onarılması güç genetik bozukluklara ve sinir sistemi rahatsızlıklarına neden olmaktadır. Mide bulantısı, kasların seğirmesi ve kıvranma zehirlenmenin en önemli belirtileridir. Dikloropropen adlı kimyasalın buharları ise; cilt kızarmalarına, göz yaşarmasına ve solunum rahatsızlıklarına neden olmaktadır.
    Toplama zamanı geldiğinde, tütün yapraklarını kurutacak büyük ambarların olmaması nedeniyle çiftçiler, ürünleri evlerine taşımaktadır. Bu özellikle çocuklar ve kadınlar için oldukça tehlikelidir, çünkü tütün boğulmaya ve nefesin tıkanmasına neden olan bir koku yaymaktadır.
    Çocuklar ve yetişkinlerde en çok görülen hastalıklardan birisi, Yeşil Tütün Hastalığıdır(YTH). YTH, tütün yaprakları toplanırken veya/ve kurutulurken çıplak ellerini kullanan işçilerde ve çiftçilerde görülür. Genellikle gevşek olan kurutulmak üzere toplanmış olan yeşil tütün yaprakları ellerde ve koltuk altlarında sıkıştırılarak biriktirilir. Çoğu zaman yeşil tütün yaprakları yaştır ve nikotinin deri yoluyla vücuda girer.
    YTH, cildin nikotinle teması sonucunda ortalama 10 saat içinde ortaya çıkar. İlk belirtileri başağrısı ve mide bulantısıdır. Kusma, halsizlik, baş dönmesi, beniz sarılığı, hızlı nefes alma, nabız ve tansiyonda değişmeler, ishal, kusma, karın ağrısı ve salyanın artması da hastalarda gözlenen diğer bulgulardır.
    Hastalananlar içerisinde tıbbi bir yardıma ihtiyaç duyanların ¼’ü hastaneye kaldırılmaktadır. Hastalık ortalama 2.4 gün sürmektedir. Hafif seyreden durumlarda işe ara verilmeli, bol miktarda sıvı alınmalı, dinlenilmeli ve banyo yapılarak vücut temizlenmelidir. Ciddi durumlarda ise hastanelerde, serum, H1 blokörler (dramamine) ve ant-emetik(kusma önleyici) ilaçlar verilmektedir.
    Bu hastalığın tedavisi de oldukça masraflı olabilmektedir. Ortalama ayakta tedavi masrafları ABD’de yaklaşık 250 USD, hastanede yatarak tedavi masrafları ortalama 566 USD ve yoğun bakım masrafları ise 2.046 USD’dir.
    Bir başka önemli bulgu ise hastalığa yakalananların %32’sinin 14-19 yaşları arasında olmalarıdır. Bu da genç çiftçilerin bu hastalığa yakalanma risklerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.
    *Kontakt dermatit, derinin bazı maddelerle teması sonucu oluşan bir reaksiyondur. Bu reaksiyonların % 80’ i tahrişe bağlı reaksiyonlar (örneğin: bulaşık yıkama sonucu oluşan el gibi), % 20’ si de allerjik reaksiyonlardır. Reaksiyon temastan hemen sonra oluşmaz. Temas sonrası 1-3 gün sonra oluşan belirtiler genellikle 1 hafta veya daha sonra kaybolur. Deri kırmızı, kaşıntılı, iltihaplı ve kabarcıklı bir hal alır. Reaksiyon genellikle temas yerinde en yoğundur; derinin diğer bölgelerinde de olabilir.
    Tetanoz mikrobu, genellikle toprakta, nemli ortamda, ev-ameliyathane tozlarında, tuzlu suda, özellikle gübre içerisinde ve oksijensiz ortamda yaşayabilen, ısıya dayanıklı bir mikroptur. Vücuda çok küçük yara ve kesiklerden bile kolayca girebilen Tetanoz mikrobu, salgıladığı Tetanospazmin adlı “Tetanoz zehiri” ile omuriliğe ve sinir sistemine zarar vermekte ve gelişmiş tüm tedavi olanaklarına rağmen hala 10 hastadan 6’sının ölümüne yol açmaktadır.
    Kaynak : http://www.isguvenligi.net



     
    raths bu yazıya teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica