Duyuru Yine Iş Kazasi, Yine Yanan Yürekler

Konu, 'Güncel Duyurular' kısmında Levent KAVLAK tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Levent KAVLAK

    Levent KAVLAK TÜİSAG - BAŞKAN TÜİSAG Çalışma Birimi



    YİNE İŞ KAZASI,YİNE YANAN YÜREKLER

    Değerli Meslektaşlarım,

    İstanbul Şişli Mecideyköy'de Ali sami yen Stadının yerine yapılan rezidans inşaatında 32.kattan asansörün düşmesi sonucu 10 çalışan kardeşimiz yaşamını kaybetmiştir.Bu acı haberleri duymamak için verdiğimiz mücadele'de yine büyük bir yara aldık.Soma faciası'nın yaraları canımızı yakmaya devam ederken yeni bir ölüm haberi ve yine yaşamını kaybeden çalışanlarımız,öksüz kalan çocuklar ve yürekleri yanan analar babalar.Ülkemizin iş kazaları istatistiklerine bakacak olursak aslında bize bu trajedi çok da yabancı gelmiyor.Son 15 yılın istatistiklerine göre iş kazalarından ve meslek hastalıklarından yaşamını kaybeden çalışanlarımızın sayısı 15 binin üzerinde olurken inşaat sektöründe yaşanan ölümlerin sayısı yaklaşık 5000 kişi olması iş kazaları sonucunda oluşan ölümlerin yaklaşık %33 gibi bir oranın inşaat sektöründe gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.İnşaat sektörü hem çalışanlarımız için hem de İSG profesyonelleri için çok sorunlu ve riskli bir çalışma alanıdır.İşveren,işveren vekili,proje yöneticisi,şantiye şefi,saha mühendisi,İSG profesyonelleri,çalışanlar ,taşeronlar ve benzeri pozisyonlarda görev üstlenen meslektaşlarımızın hepside bu sorumluluğun bilincinde olması ve çalışmalarına çok büyük önem vermesi gerekmektedir.İstatistiklere baktığımızda yüksekten düşmelerde karşımıza çıkan ölümler inşaatlarda iş kazalarından dolayı oluşan ölümlerin %40 ına karşılık gelmektedir.İnşaat yüksekliği arttıkça iş kazalarının ve sonucunda oluşacak ölümlerin artma olasılığı yükseldiği için alınacak önlemlerin en üst düzeyde olması gerekmektedir.İş kazalarının ve meslek hastalıklarının meydana gelmemesi için ilgili yasa,yönetmelikler ve mevzuatlara harfiyen uyulması esastır.İş güvenliği uzmanlarının üzerindeki en ağır yük ise ,tüm bu ilgili yasa,yönetmelik ve mevzuatları tek başına iş yerlerinde uygulatmak sorumluluğunda olarak görülmesidir.İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarının hangi işyerinde olursa olsun sorumluluğun işverenden başlayarak sahadaki tüm personele benimsetilmesi ve ekip çalışması içerisinde multidisipliner bir çalışma ile başarıya ulaşması mümkündür.Tüm bu uygulamalar devletin sıkı denetimleri ve uygunsuzlukların tespitinde çok ağır cezalar vererek işin önemini göstermek zorundadır.İş Sağlığı ve Güvenliği alanında yapılacak çalışmaların başarıya ulaşması için iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin bağımsız olarak çalışma ve işveren baskısından kurtulması aşikardır.Ülkemiz çalışma kültüründeki olumsuzlukların giderilmesi çok kısa zamanda gerçekleşmeyeceğinin farkındayız.Bu değişim sağlanması için iş güvenliği uzmanlarının tek başına bırakılmaması gerektiğini yaklaşık 4 yıldır her toplantımızda dile getiriyoruz.İş güvenliği uzmanlarının çok kısa bir eğitim sürecinden geçirilerek sınav sonucundaki başarısına göre sertifika sahibi olması yeterli bilgi ve mesleki tecrübe olmadan ve mesleki haklarının kazanımını sağlamadan başarıya ulaşmasını beklemek hayal olacaktır.İş güvenliği uzmanlığının saygın bir meslek olduğunu ve yaşanan bu trajedilere dur diyecek önemli bir bilim gücü olduğunu işverenler ve yetkililer kabul etmek zorundadırlar.Ülkemiz çalışanlarının kaderi rekabet ortamında birbirleriyle para kazanma yarışı içerisine girerek yaptıkları işin insan yaşamını içerisine alan bir çalışma olduğunu unutup,iş güvenliği uzmanlarını en düşük ücretle çalıştırarak,en yüksek performans bekleyen ,mesleki gelişimlerine destek olmaktan ziyade çalışma sürelerinin son saniyesine kadar kullanma gayreti içerisindeki ticari kuruluşların ve insan yaşamına değer vermeyen işverenlerin eline bırakılmamalıdır.İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonelleri Derneği olarak Yüreklerimizin yandığı şu anlarda yaşamını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet ve bu acıyla yüreği yanan tüm sevdiklerine sabırlar diliyoruz.

    Levent KAVLAK
    İSAG,iş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonelleri Derneği
    Yönetim Kurulu Başkanı



     
    eski, Bekir38, trapezuslu ve 1 kişi daha buna teşekkür etti.
  2. trapezuslu

    trapezuslu TÜİSAG Çalışma Birimi TÜİSAG Çalışma Birimi



    Allah ölenlere rahmet, yakınlarına sabır ihsan eylesin. İnşallar bu son olur ve bu trajediyi de diğerleri gibi magazinel, siyasi gündemlerin arasında kaybetmeyiz. Ölüleri defnetmek ve ailelere iki üç kuruş sus payı vermekten öteye geçer ve sorunun kaynağına yönelik bir şeyler yaparız.
    Bu acı olay vesilesi ile aklıma gelen bir soruyu sormak istedim. Bu tarz davalara İSAG müdahil olabiliyor mu? Oluyorsa bilhassa İş Güvenliği Uzmanları ile ilgili suçlamalar, savunma, hakimlerin yaklaşım tarzları ile ilgili bilgilerinizi paylaşmanızı rica ederim.
    Bazı medyaya yansıyan davalarda tutuklanan meslektaşlarımız oldu. Ancak medyaya yansıdığı şekliyle bu kişilerin tutuklanma temeli (kabaca iş güvenliği uzmanı olmaları) kanunda karşılığını bulmuyor. Kanunda karşılığını bulmayan ve hatta kanunda "....işverene başvurur" diyerek bir nevi yetkisizliğini beyan eden madde olmasına rağmen sanki İş Güvenliği Uzmanı tek ve tam yetkili imiş gibi muamele görmesinin nedenini anlayamıyorum. Üstelik bizzat bu yetkilendirmeyi yapan müdür (Kasım Özer)
    -İş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi denetçi değildir, danışmandır. İşverenin bilmediği konularda danışması içindir. Mali müşavir gibi, hukuk müşaviri gibi. Uzman işverene “aydınlatma yetersiz, şöyle olmalı” veya “havalandırma uygunsuz, tabandan yapılmalı” deyince görevini yerine getirmiş olur.
    gibi bir açıklama yapmasına rağmen ne hitmetse ilk olarak iş güvenliği uzmanlarının sorumlu tutulmasını anlayamıyorum.



     
    eski ve Ahmet Gökk bu yazıya teşekkür etti.
  3. Alkan Emir

    Alkan Emir TÜİSAG Üyesi

    Kasım Müdür, kararını ver artık biz "danışmanmıyız" yoksa "işverenvekili" miyiz?

    Asansör kazası ile ilgili bir haber okudum biraz önce;
    "Asansör hep arızalıydı ama biz yine de kullanmaya devam ediyorduk"
    Öyleyse kazalar ancak işçilerin bulundukları işletme de tehlike ortaya çıktığında "çalışmama hakkını" kullanması ile önlenir.
    Okumayan, gelişmeyen, dinlemeyen, hakkını aramayan işçilerin olduğu heryerde felaketler kaçınılmazdır.
    İşçilere özgüven ve kültür aşılayın yeter.
    Sokma akılla bu kadar oluyor, işte sonuç 301>10 ölü.

     
  4. azzronn

    azzronn TÜİSAG Üyesi

    Uzmanlar resmen hedef gösteriliyor işini yapsan da yapmasan da. Vali açıklama yapıyor "başta iş güvenliğinden sorumlu kişiler olmak üzere 8 kişi gözaltına alındı" diye. Bu ne şimdi Vali'nin cehaleti. İş güvenliğinden sadece biz mi sorumluyuz. Şimdilik 8 kişi serbest bırakıldı haberi geldi flaş açıklama olarak. Ama daha sonra ne olur bilinmez ifade verebilirler suçlu ve günah keçisi seçilebilirler. Şimdi tepkiler de gelecektir neden serbest bırakılıyorlar diye. Yani illa birilerinin ceza çekmesi lazım. Bir suçlu bulmak lazım. Asansörü o düşürdü ! diye. İşverenlerin de yaklaşımı belli zaten ben de uzman var iş güvenliği onda sorumluluk onda filan. Kimse sormuyor bu işçiler neden okuma yazmayı zor bilir, ilkokul diploması yok, yatma kalkma yerleri berbat. Sen eğitim versen seni takmıyor ki o altyapıya sen hangi kültürü yerleştireceksin. Şantiyede çalışanlar bilir, kaza olunca herkes iş güvenliği yok der ama bunu diyenler baret bile takmaz. Tak desen hakaret eder seni öldürmekle tehdit eder. İş güvenliği kültürü mimarisi güzel bir gökdelendir sana ufku ve güneş manzarası sunan. Sağlam bir altyapı, zemin ,işçilik mimari, mühendislik yoksa bu kültürü inşa edemezsin! Bu iş kazları böyle devam edecektir, keşke etmese ama olacaktır çünkü malzeme bu sonuç bu. Devam edince de ülkede ciddi bir toplumsal ayaklanma bir tepki olabilir. Bakanlığın çıkardığı yasada ciddi eksiklikler var. Bir de inşaatlar bu kadar hızlı çıkıldığı sürece güvenlik kontrolü zorlaşıyor. Nerede hız varsa orada kaza riski yüksektir. Hükümet hala imam hatipleri nasıl çoğaltırızla meşgulken güvenlik kültürü bilimsel sitem kurmak gittikçe zor artık. İşletmelerde iş güvenliğinin sağlanmasında işverenin eğitimli, ilkeli, vizyonlu sadece para odaklı olmayan birisi olması çok önemli bir faktör. Ben bunu hizmet verdiğim firmalarda gördüm. Bazı işverenlerde bu özellik vardı ve ne dediysem hemen yaptılar. İşveren sterse herşey oluyor.



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
  5. Alkan Emir

    Alkan Emir TÜİSAG Üyesi

    Büyük Abiler yeni sistemden çok memnun,
    2012 yılı Haziran ayında ////İşçilerin can güvenliği & İş güvenliği uzmanlarının özgürlüğü & İşverenlerin parası//// üzerine kumar oynanan ve tüketilen bir güvenlik kültürü dizayn edilmiş ve benimsenmiş durumda.
    Bu sistemin kazananı yok ama değiştirecek bir abi de daha çıkmadı.

     
  6. emine aslihan

    emine aslihan TÜİSAG Üyesi

    Yaptığınız mesleğin ne amaçla ortaya çıkarıldığından hala bir fikriniz yok galiba arkadaşlar ne olursa olsun istediğiniz kadar yazın çizin uyarın şikayet edin suçlu uzmandır. Çünkü iş güvenliği uzmanlığı genel müdür ya da yönetim kurulu başkanı yerine hapise girecek kişidir. Bunu unutmayın kimse basına açıklama yapan şirket sahibini içeri almaz. Gördüğüm kadarıyla şirketin kendi uzmanı değil OSGB'den hizmet alıyorlar. İnşaat firması OSGB'yi sorumlu tutacak OSGB'de uzmanı ve iş çözülecek.



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
    semih9342 bu yazıya teşekkür etti.
  7. Bekir38

    Bekir38 TÜİSAG Üyesi

    kızmayın bana ama iş güvenliği uzmanlığı sanki patronların ve üst düzey yöneticilerin içeri girmesini engellemek için, günah keçisini ilan etmek için, toplumun önüne "alın bunu asın" demek için çıkartılmış bir meslek gibi gelmeye başladı,,,

    niye böyle düşündüğüm ortada sanırım,,,
    mevlam kolaylık versin,,,

     
    semih9342, eski ve REMZİ ŞAHİN bu yazıya teşekkür etti.
  8. servet yortumluk

    servet yortumluk TÜİSAG Üyesi

    Konuşulanlar ne Soma yı ne de diğer çalışma şehitlerini geri getirmeyecektir,
    Yapılması gerekenleri hepimiz bildiğimiz halde hayata geçirme yetkisi bizlerde olmadığı için maalesef bu tür elim olaylar devam edecek ,birileri çıkıp bu işlerin peşini bırakmayacağız, takipçisi olacağız diye dem vuracaklar,
    Ateş yine düştüğü yeri yakmaktan öteye gidemeyecek,
    Haydi protesto edelim, iyi de neyi protesto edeceğiz, olayların oluş şekilleri zaten protestonun kendisi değil mi?
    HEP AYNI NAKARAT,........
    Kazasız günler dilerim,

     
    Bekir38 bu yazıya teşekkür etti.
  9. e-mine

    e-mine TÜİSAG Üyesi

    aynen öyle. bu zaten hep söyleniyor sadece böyle düşünen siz değilsiniz

     
  10. eski

    eski TÜİSAG Üyesi

    bu olay yarın bizim başımızada gelebilir bir an önce sesimiz duyurmamız üzerimizdeki yasal sorumluluğu atmamız gerek,işimizimi yapıcak yoksa patronamı yaranmaya çalışıcaz? bir olay olduğunda neden biz suçlu oluyoruz,ankaraya gidip toplu olarak kasım özer bey ile görüşme yapalım aylık 3 bin tl kazanç için bütün bir hayatımızı çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını riske atmaya değermi? ben işimi çok seviyorum ve devam etmek istiyorum ama her an bir kaza olabilir her an ben suçlu bulunup tutuklanabilirim korkusuyla yaşamak istemiyorum.bizler sadece yönetmeliklerle işverenler arasında elçiyiz lütfen birlik olalım-birbirimizin elinden iş kapmaya-düşük fiyatlar çekip kazancımızı arttırmaya değil hem kendimizin hemde sorumlu olduğumuz personelin yarınlarını güvenceye alalım.

     
  11. servet yortumluk

    servet yortumluk TÜİSAG Üyesi

    Haydi izin alınsın Ankara da toplanalım, ne haykırmak gerekiyor ise orada paylaşalım,
    kolay gelsin,

     
    canfidan bu yazıya teşekkür etti.
  12. azzronn

    azzronn TÜİSAG Üyesi

    İş güvenliği uzmanları protesto eylemi yapmalı bir gün için. Bu eylem aklı başında olmalı ,başka grupların suistimaline açık olmamalı ve güzel bir konuşma ile basına açıklama yapılmalı. İş güvenliğinin herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesiyle sağlanabileceğini açıklamalı. Aksi halde kazaların olmaya devam edeceğini, ancak iş güvenliği uzmanlarının her kazada bilinçli olarak hedef gösterildiğini ve ülkede bu konudaki asıl sorunların gizlendiğini söylemek lazım. Banka soyanlar, katiller, hırsızlar dışarda geziyor; okuyan mühendisler, belgesini alıp bu işe soyunan, büyük bir fedakarlıkla aslında risk altında çalışan uzmanlar hapse giriyor! Bizlerin aslında ellerinin öpülmesi lazım. Tek başımıza mücadele veriyoruz. Ne medya yanımızda, ne ortak sağlık güvenlik birimleri , ne işverenler, ne de devlet. Bu asansör faciası bizim herkes tarafından hedef gösterildiğimizi kanıtladı. Medya, devlet kısaca kamu üzerindeki suçluluk duygusunu atabilmek için böyle büyük kazalarda günah keçisi arama psikolojisine bürünmektedir. İş güvenliği uzmanının uzmanından başka dostu ve onu anlayan birileri yok görünümü mevcuttur. Hangi tv kanalı çıkıp da iş güvenliğine katkı için bir belgesel yayınladı? Hangi tv kanalı elini taşın altına soktu ve eğitici program hazırladı ve konuları açık oturumlarda tartışmaya açtı. Bir kaza olunca koca manşetler atmak mı medyanın tek sorumluluğu. Devlet ise yasa çıkarmaktan başka hiçbir şey yapmıyor . Altyapısını hazırlamıyor. Ve iş güvenliği gibi son derece önemli bir sektörü rekabete sokup kaliteyi düşürüp ve şartları zorlaştırıp kazaların önünün açan yukarıdakilerdir! Biz birbirimize sahip çıkmazsak kimse sahip çıkmayacak herkes bilsin. Bizler maalesef kurban seçilmişiz ama bir türlü önlem aldıramadığımız işverenler ve kişisel koruyucu kullandıramadığımız işçiler gibi kaderci olamayız ve harekete geçmek zorundayız.

     
    canfidan bu yazıya teşekkür etti.
  13. servet yortumluk

    servet yortumluk TÜİSAG Üyesi

    Hareket başlatmanın ilk adımı aynı fikirleri paylaşmaktan geçiyor, bütün İSG uzmanları iş sağlığı ve güvenliğine /önce insan , bir can kurtar, bir aile kurtulsun / sloganı ile yola çıkarak bakmalıdır,
    Söylenenlere katılmamak bu işi hafife almaktır, o yüzden canlar yanmadan yapılması gereken doğru ve kalıcı adımlar atılmalıdır,
    Bakanlık desteği ile,......
    Kazasız günler,

     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica