Tartışma Yükselme Sınavları Ve Verilen Belgeler Iptal Edilebilir!

Konu, 'Güncel Tartışma Konuları' kısmında dilar tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. dilar

    dilar TÜİSAG Üyesi



    SINIFLARARASI BELGE YÜKSELTME DÜZENLEMESİ DE DANIŞTAY DUVARINA ÇARPTI


    Tam 10 yıldır mesele rayına oturtulamadı/oturtulmadı. Muz Cumhuriyetinde bile bir mesele 10 yıl içinde sanırım doğru bir şekilde çözülürdü.


    Neydi bu mesele?

    Adı: İş Güvenliği

    Soyadı: Uzmanlığı

    Doğum Tarihi: 22.05.2003

    Doğum Yeri: Ankara

    Baba Adı: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

    Ana Adı: İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü

    Nüfusa Kayıtlı Olduğu Yer: ÇASGEM

    Cinsiyeti: A, B ve C

    Medeni Durumu: Nikah yapılmadan boşanmış, dul


    Kimlik bilgileri yukarıda belirtilen konu 10 yılda dört kez Kanun, üç kez Anayasa Mahkemesi, altı kez yönetmelik, dört kez tebliğ ve nihayet 198 bireysel ve kurumsal dava neticesinde hala çözüme kavuşmadı. Memleketin cebelleştiği 30 yıllık terör meselesi bile çözüme kavuşmak üzere iken iş güvenliği uzmanlığı meselesi çözülemedi, çözülecek gibi de gözükmüyor. Dolayısı ile iş kazaları da önlenemiyor meslek hastalıkları da.


    Piyasada yeteri kadar A ve B sınıfı iş güvenliği uzmanı olmadığı için; 6331 sayılı Kanunun Geçici 4. maddesi “Bakanlık, usul ve esaslarını belirlemek kaydıyla, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlara, Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmiş olan prim gün sayısı ile sahip oldukları belge sınıfı gibi hususları dikkate alarak üst sınıflardaki iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilmeleri için fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmak şartıyla en fazla iki sınav hakkı verilmesine dair gerekli düzenlemeyi yapmaya yetkilidir.” Şeklinde düzenlenmiş idi.

    Bakanlık işte bu maddeye istinaden;İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARININ GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK VE EĞİTİMLERİ HAKKINDA YÖNETMELİĞİN GEÇİCİ 2. MADDESİNE göre sınıflar arası yükselme sınavı açtı ve süreci tamamladı. Bu sayede ülkemde nur topu gibi 10.500 A sınıfı, 9.850 de B sınıfı iş güvenliği uzmanı doğdu.

    Yüksel sınavının yapıldığı ilk eylem olan 21 Aralık 2013 tarihinden önce 29.11.2013 günü bazı A sınıfı iş güvenliği uzmanları tarafından yönetmeliğin ilgili maddesinin yürürlüğünün durdurulması ve ardından iptali için Danıştay’a davalar açıldı.

    Danıştay 10. Dairesinde açılan davalardan 2013/7786 ve 2013/7787 Esas No’ lu dosyalara ilişkin olarak verilen kararla yönetmeliğin ilgili maddesinin yürürlüğü durduruldu. Gerekçesinde ise, ödenmiş primlerin rastgele değil iş sağlığı ve güvenliği alanında olması gerektiği belirtilmiştir.

    Şimdi ne olacak? Kafadaki tüm soruların cevabı ise şu şekildedir.

    Danıştay’ın bu kararı ne anlama gelmektedir?

    1-Ey, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı !.. Sen yönetmelik yapmasını bilmiyorsun. 2003 yılından veri senin bu alanda çıkardığın bütün yönetmelikler ve tebliğler Kanuna uygun değildir.

    2-Yeryüzünde hukuk olduğu sürece, Türkiye’de de Danıştay yaşadığı sürece senin çıkardığın tüm yönetmelikler ve tebliğler benim hukuk duvarıma çarpmaya devam edecektir.

    3-Ya yönetmelik yapmayı öğreneceksin ya da binlerce insanın mağduriyetine sebep olmaya devam edeceksin.

    4-Bunları düzeltmek için de daha önceden olduğu gibi benim görev alanıma girmeyen torba yasalara gece yarısı maddeler koyarak yüce meclisin kararı ile Kanun yolunu deneyeceksin. Kanunu hazırlarken de Anayasa uygunluğu gözden kaçırmayacaksın.

    Belge sahibi olanları ne kadar ilgilendiriyor?

    1-Yükselme sınavı ile elde edilen A ve B sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgelerinin akibeti davanın esastan sonuçlanması ile ortaya çıkacaktır.

    2-Bu konuda bilen bilmeyen herkes yorum yapıyor ama asıl olan şudur: Hukuk aleminde hakimler önüne gelen dosya üzerindeki somut delillere ve davacının ne istediğine bakarak karar verirler. Bu dosyada istenen de şu idi; ödenmiş prim gün sayıları İSG alanında değil, Kanun bu hakkı Bakanlığa vermiyor. Dolayısı ile bu maddenin önce yürütmesinin durdurulması ardından iptali istenmiştir. Aslında Türkçesi yükselme sınavları olmasın demektir.

    3-Dava açılıp sonuçlanıncaya ve davalı Bakanlığa karar tebliğ edilinceye kadar üç yükselme sınavı yapıldı ve yasal yetki süresi de 2.8.2014 günü sona erdi. Yani bu saatten sonra Bakanlık istese de yükselme sınavı yapamaz.

    4-Danıştay’ın bu kararı ile yapılan sınavlar ve elde edilen belgeleri ilgilendiren bir husus şimdilik bulunmamaktadır.

    Yapılan sınavlar ve verilen belgeler bal gibi iptal edilir.

    1-Kararın şimdiki anlamı, yönetmelik maddesi Kanuna uygun değil, prim ödeme gün sayısına göre sınav yapamazsın ve belge veremezsin demektir. Kesin kararımı sonra vereceğim şeklindedir.

    2-Dava, eğer yürütmenin durdurulması yönündeki kararı gibi sonuçlanırsa tablo şöyle gelişecektir. Sen yanlış bir düzenleme yaptın ben de onu iptal ettim, dolayısı ile iptal ettiğim bir düzenleme yüzünden verdiğin bütün belgeler de geçersiz demektir. Dikkat ediniz sınavı iptal ettim demez ancak verdiğin belgeleri yok sayıyorum diyecektir.

    3-Belge yok hükmünde olursa sınav da kendiliğinden iptal edilmiş anlamına gelmektedir.

    4-İdare hukukunda kararlar geriye doğru işler. Sadece Anayasa Mahkemesinin kararları geriye işlemez.

    5-Daha önceki eğitimler, sınavlar ve belgeler geriye doğru iptal edilmedi mi? Edildi. Peki nasıl çözüldü? 6331 sayılı Kanunla af getirilerek çözüldü. Bu işin gideceği nokta da bu olacaktır.

    Sonuç: Yükselme sınavı ile elde edilen belge sahipleri panik yapmasınlar. Şimdilik onları ilgilendiren bir durum yok. Dava daha iki seneden önce bitmez. Ancak, benim tahminin dava yine bu şekilde Bakanlığın aleyhine sonuçlanacaktır. İşte o zaman ne yapmak gerekir diye sorarsanız, daha önce nasıl oldu ise bundan sonra da öyle olacaktır. Yani 20.000 kişinin mağduriyetini meclis göz ardı edemez, yine bir torba yasa ile bu iş çözüme kavuşturulur.

    Öneri: Fırsat bu fırsat. Belge ayrımı ortadan kalkmalıdır. Sektörel iş güvenliği uzmanlığı getirilmelidir. İş sağlığı ve güvenliğini de bilenler yönetmelidir. Yazıktır bu ülkeye, kaybedilecek zamanı yoktur.
    ADNAN AĞIR



     
    Adil Tekin, suatkayakus, münza ve 14 kişi daha buna teşekkür etti.
  2. que

    que TÜİSAG Üyesi



    Başka bir başlığa da yazdım. Bence prim gunu için sadece isg alanına bakılırsa çok az kişinin belgesi geçerli olur kaldı ki ben 10 yıldır isg mühendisliği yapmama proje sonlarında çalışma belgelerimi isg mühendisi olarak almama ve kurul defterlerinde imzam olmasına rağmen sgk kayıtlarında inşaat mühendisi olarak görünüyordum. Bu belgeleri geçerli sayarlarsa belki ama aksi halde çok ama çok az kişi uzman olarak kalır. Piyasa yine sıkıntı olur. Ya belgeleri geçerli sayacaklar ya da yönetmelik yayınladığında c ya da b belgesi mevcut olanların belgelerini geçerli sayacaklar. Yani aralık ayında c sonra a alanları eleyecekler.



     
  3. halil Özen

    halil Özen TÜİSAG Üyesi

    10 000 er kişi a ve b oldu . işin hiç bir değeri kalmadı derseniz doğru olur . ama haset ,kibir vb . ifadelerle artışmak bir yere götürmez.
    2013 mayısta c aralıkta a oldum .iptal mi edecekler ,etsinler hiç önemi yok .
    daha önceki yazılarımda da belirttim bu işinde cılkını çıkardılar. hiç kimse heveslenmesin , sonuçta hiç bir mühendis bu işten layık olduğu geliri elde edemeyecek

     
  4. bkeskin

    bkeskin TÜİSAG Üyesi

    evet halil bey sanırım durum böyle.



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
  5. muratts

    muratts TÜİSAG Üyesi

    Halil bey kimse layık olduğu geliri alamayacak dediniz..doğru..ortalık ne idüğü belirsiz osgblerle dolu..bunların çoğunun sahipleri ne mühendis ne de teknik eleman..kamuda çalışanlar dahil pek çok kişi asli işlerini bırakıp isg uzmanlığına soyundu..yeni piyasalarda bu tür davaranışlar normaldir..
    gördüğüm kadarıyla isg zor ve sorumluluk gerektiren bir iş..hapse giren,tazminat ödemeye mahkum edilen uzmanlar var..öyle yatıp para kazanılacak bir iş değil..hele ki iyi bir teknik eleman değilseniz hiç yaklaşmamanız gereken bir iş..sorumluluk alanınızın nerede bittiğini ancak hakim karşısında öğrenebiliyorsunuz..
    iş sulandırılmış..işinin gereğini yapan uzman sayısı yok denilecek seviyede çünkü denetim diye bir şey yok..hangi uzman bir iş kazasından sıfır hata ile çıkabilmiş..
    kısacası gelirden önce konuşulacak çok şey var lakin burası Türkiye olduğu için layık olduğu şekliyle yürüyor işler..

    kıskançlık dedim zira benim gördüğüm bu..

     
  6. şükrü karaca

    şükrü karaca TÜİSAG Üyesi

    Mühendis olanlar bence şimdiden kendilerine başka iş baksınlar. Çünkü bu işi teknik öğretmenler ve fen edebiyat mevzunları yapacaklar. sanırım mühendisler de yavaş yavaş bu işten ellerini çekiyorlar. bakanlık işin cılkını çıkardı.



    TÜİSAG Youtube Kanalına abone olarak bizi desteklemeyi unutmayın !



     
    hasanniyazi, Atilla EREN ve cem akça bu yazıya teşekkür etti.
  7. arda66

    arda66 Guest

    ne bekli,yordunuz hayır ilk günden beri söyledik durduk bu poaraları kimse vermez diye
    cebini dolduran doldurdu şimdi temizlik zamanıdır.

     
    hasanniyazi ve volkan volkan bu yazıya teşekkür etti.
  8. jeolog-ipek-83

    jeolog-ipek-83 TÜİSAG Üyesi

    Biz eğitim alırken işin ne zor olduğunu ve yükümlülüklerimizi biliyorduk. Eğitim ve sınav adaletsizliği yüzünden geçen sınavda çok sayıda kişi belge sahibi oldu. Bir sistemi olmalı bu işin sistemsiz devam etmekte. Piyasa uzmanlar OSGB bağlı olduğu müddetçe sömürü osgblerden devam edecek. İş yerleri için işyeri sahibleri ile görüşüldüğünde çok gereksiz görüyorlar. adam iş kazası yaşamıyor gerekli önlemler gereksiz geliyor yaptırmak istemiyor. Kısır döngü devam edecek.

    Başımızdaki yöneticiler iş yeri sahiblerini koruyacak. c, b ve a grupları kalkacak belki o zaman daha karmaşık hale gelecek. insanlar tecrübeye bakmayacak. O daha kötü.

    Uzmanların çalışma saatleri kısıtlandırılsın. iş yerinde bulunma saatleri yükselsin. bazı sınırlandırılmalar getirilsin.

     
    Last edited by a moderator: 9 Ağustos 2014
    İşGüvUzman bu yazıya teşekkür etti.
  9. jeolog-ipek-83

    jeolog-ipek-83 TÜİSAG Üyesi

    Bencede katılıyorum




    QUOTE="dilar, post: 204802, member: 63597"]SINIFLARARASI BELGE YÜKSELTME DÜZENLEMESİ DE DANIŞTAY DUVARINA ÇARPTI


    Tam 10 yıldır mesele rayına oturtulamadı/oturtulmadı. Muz Cumhuriyetinde bile bir mesele 10 yıl içinde sanırım doğru bir şekilde çözülürdü.


    Neydi bu mesele?

    Adı: İş Güvenliği

    Soyadı: Uzmanlığı

    Doğum Tarihi: 22.05.2003

    Doğum Yeri: Ankara

    Baba Adı: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

    Ana Adı: İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü

    Nüfusa Kayıtlı Olduğu Yer: ÇASGEM

    Cinsiyeti: A, B ve C

    Medeni Durumu: Nikah yapılmadan boşanmış, dul


    Kimlik bilgileri yukarıda belirtilen konu 10 yılda dört kez Kanun, üç kez Anayasa Mahkemesi, altı kez yönetmelik, dört kez tebliğ ve nihayet 198 bireysel ve kurumsal dava neticesinde hala çözüme kavuşmadı. Memleketin cebelleştiği 30 yıllık terör meselesi bile çözüme kavuşmak üzere iken iş güvenliği uzmanlığı meselesi çözülemedi, çözülecek gibi de gözükmüyor. Dolayısı ile iş kazaları da önlenemiyor meslek hastalıkları da.


    Piyasada yeteri kadar A ve B sınıfı iş güvenliği uzmanı olmadığı için; 6331 sayılı Kanunun Geçici 4. maddesi “Bakanlık, usul ve esaslarını belirlemek kaydıyla, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlara, Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmiş olan prim gün sayısı ile sahip oldukları belge sınıfı gibi hususları dikkate alarak üst sınıflardaki iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilmeleri için fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmak şartıyla en fazla iki sınav hakkı verilmesine dair gerekli düzenlemeyi yapmaya yetkilidir.” Şeklinde düzenlenmiş idi.

    Bakanlık işte bu maddeye istinaden;İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARININ GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK VE EĞİTİMLERİ HAKKINDA YÖNETMELİĞİN GEÇİCİ 2. MADDESİNE göre sınıflar arası yükselme sınavı açtı ve süreci tamamladı. Bu sayede ülkemde nur topu gibi 10.500 A sınıfı, 9.850 de B sınıfı iş güvenliği uzmanı doğdu.

    Yüksel sınavının yapıldığı ilk eylem olan 21 Aralık 2013 tarihinden önce 29.11.2013 günü bazı A sınıfı iş güvenliği uzmanları tarafından yönetmeliğin ilgili maddesinin yürürlüğünün durdurulması ve ardından iptali için Danıştay’a davalar açıldı.

    Danıştay 10. Dairesinde açılan davalardan 2013/7786 ve 2013/7787 Esas No’ lu dosyalara ilişkin olarak verilen kararla yönetmeliğin ilgili maddesinin yürürlüğü durduruldu. Gerekçesinde ise, ödenmiş primlerin rastgele değil iş sağlığı ve güvenliği alanında olması gerektiği belirtilmiştir.

    Şimdi ne olacak? Kafadaki tüm soruların cevabı ise şu şekildedir.

    Danıştay’ın bu kararı ne anlama gelmektedir?

    1-Ey, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı !.. Sen yönetmelik yapmasını bilmiyorsun. 2003 yılından veri senin bu alanda çıkardığın bütün yönetmelikler ve tebliğler Kanuna uygun değildir.

    2-Yeryüzünde hukuk olduğu sürece, Türkiye’de de Danıştay yaşadığı sürece senin çıkardığın tüm yönetmelikler ve tebliğler benim hukuk duvarıma çarpmaya devam edecektir.

    3-Ya yönetmelik yapmayı öğreneceksin ya da binlerce insanın mağduriyetine sebep olmaya devam edeceksin.

    4-Bunları düzeltmek için de daha önceden olduğu gibi benim görev alanıma girmeyen torba yasalara gece yarısı maddeler koyarak yüce meclisin kararı ile Kanun yolunu deneyeceksin. Kanunu hazırlarken de Anayasa uygunluğu gözden kaçırmayacaksın.

    Belge sahibi olanları ne kadar ilgilendiriyor?

    1-Yükselme sınavı ile elde edilen A ve B sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgelerinin akibeti davanın esastan sonuçlanması ile ortaya çıkacaktır.

    2-Bu konuda bilen bilmeyen herkes yorum yapıyor ama asıl olan şudur: Hukuk aleminde hakimler önüne gelen dosya üzerindeki somut delillere ve davacının ne istediğine bakarak karar verirler. Bu dosyada istenen de şu idi; ödenmiş prim gün sayıları İSG alanında değil, Kanun bu hakkı Bakanlığa vermiyor. Dolayısı ile bu maddenin önce yürütmesinin durdurulması ardından iptali istenmiştir. Aslında Türkçesi yükselme sınavları olmasın demektir.

    3-Dava açılıp sonuçlanıncaya ve davalı Bakanlığa karar tebliğ edilinceye kadar üç yükselme sınavı yapıldı ve yasal yetki süresi de 2.8.2014 günü sona erdi. Yani bu saatten sonra Bakanlık istese de yükselme sınavı yapamaz.

    4-Danıştay’ın bu kararı ile yapılan sınavlar ve elde edilen belgeleri ilgilendiren bir husus şimdilik bulunmamaktadır.

    Yapılan sınavlar ve verilen belgeler bal gibi iptal edilir.

    1-Kararın şimdiki anlamı, yönetmelik maddesi Kanuna uygun değil, prim ödeme gün sayısına göre sınav yapamazsın ve belge veremezsin demektir. Kesin kararımı sonra vereceğim şeklindedir.

    2-Dava, eğer yürütmenin durdurulması yönündeki kararı gibi sonuçlanırsa tablo şöyle gelişecektir. Sen yanlış bir düzenleme yaptın ben de onu iptal ettim, dolayısı ile iptal ettiğim bir düzenleme yüzünden verdiğin bütün belgeler de geçersiz demektir. Dikkat ediniz sınavı iptal ettim demez ancak verdiğin belgeleri yok sayıyorum diyecektir.

    3-Belge yok hükmünde olursa sınav da kendiliğinden iptal edilmiş anlamına gelmektedir.

    4-İdare hukukunda kararlar geriye doğru işler. Sadece Anayasa Mahkemesinin kararları geriye işlemez.

    5-Daha önceki eğitimler, sınavlar ve belgeler geriye doğru iptal edilmedi mi? Edildi. Peki nasıl çözüldü? 6331 sayılı Kanunla af getirilerek çözüldü. Bu işin gideceği nokta da bu olacaktır.

    Sonuç: Yükselme sınavı ile elde edilen belge sahipleri panik yapmasınlar. Şimdilik onları ilgilendiren bir durum yok. Dava daha iki seneden önce bitmez. Ancak, benim tahminin dava yine bu şekilde Bakanlığın aleyhine sonuçlanacaktır. İşte o zaman ne yapmak gerekir diye sorarsanız, daha önce nasıl oldu ise bundan sonra da öyle olacaktır. Yani 20.000 kişinin mağduriyetini meclis göz ardı edemez, yine bir torba yasa ile bu iş çözüme kavuşturulur.

    Öneri: Fırsat bu fırsat. Belge ayrımı ortadan kalkmalıdır. Sektörel iş güvenliği uzmanlığı getirilmelidir. İş sağlığı ve güvenliğini de bilenler yönetmelidir. Yazıktır bu ülkeye, kaybedilecek zamanı yoktur.
    ADNAN AĞIR[/QUOTE]

     
    irfan AKDENİZ bu yazıya teşekkür etti.
  10. K.Onur

    K.Onur TÜİSAG Üyesi

    Buda benden değerli arkadaşlar.Saygılarımla.
    Prof. Dr. Ersan Şen 28.08.2013
    III- Geçmişe Yürümezlik

    Belirtmeliyiz ki sübjektif hak, yürürlükte olan hukuk kurallarına uygun şekilde elde edilmiş ve elde edilirken, örneğin idare hukuku alanında idareye karşı herhangi bir hile ve idari makamı esaslı hataya düşürücü bir fiil yapılmamışsa, o hakkın ne şekilde olursa olsun korunması gerekir. Özellikle, zaman ve elde etme bakımından kazanılmış hakların tümü ile korunması gerektiğine inanmaktayız.

    Kazanılmış haklar bakımından önemli bir tartışma konusu, yeni düzenleyici işlemlerin ve iptal kararlarının geriye yürüyüp yürümeyeceği sorunudur. Belirtmeliyiz ki, yeni düzenleyici işlemlerin ve iptal kararlarının etkisi geçmişe değil, geleceğe etkilidir. Bununla birlikte, kamu düzenini ilgilendiren hükümler veya usul kurallarında yapılan değişikliklerin, önceki mevzuat dönemindeki hakların kazanılmış hak olarak tanınmasını engelleyebileceği kabul edilmektedir. Böylece, kamu düzenini ilgilendiren yükümler veya usul kurallarında yapılan değişikliklerin kazanılmış haklara istisnalar getirilebilmesi kabul edilmiştir[4].

    Esas itibariyle "hukuk güvenliği" ve "adalet" ilkeleri, kanunların sadece yürürlükte oldukları dönemde uygulanmalarını öngörür. Kanunlar, yürürlüğe girdikleri andan itibaren derhal veya kanunda öngörülen ileri bir tarihte uygulanırlar, geriye yürümezler ve önceki kanun döneminde elde edilmiş haklara müdahale etmezler.

    03.07.1989 tarihli, 1988/5 E., 1989/3 K. sayılı Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararına göre, "Kanunların geriye yürümezliği ilkesi, bir hukuki işlem veya eylemin, bir hukuki ilişkinin vuku bulduğu ya da meydana geldiği dönemdeki kanunun hükümlerine tabi kalmaya devam edeceğini ifade eder. Sonradan çıkan kanun, kural olarak yürürlüğünden önceki olaylara ve ilişkilere uygulanmaz"[5]. Yeni yürürlüğe giren kanunlar için kabul edilen geriye yürümezlik esası, idare hukuku alanında da "idari işlemlerin geriye yürümezliği" ilkesi olarak kabul görmektedir. Böylece, kazanılmış hakları, mevcut durumu korumak ve hukuki ilişkilerde istikrarı sağlamak gerekliliğinden doğan bir sosyal hayat kuralı olarak, "idari işlemlerin geriye yürümezliği" ilkesi idare hukuku alanında benimsenmiştir[6].

     
    Tulus, Ali Üstün, zafer1958 ve 1 kişi daha buna teşekkür etti.
  11. K.Onur

    K.Onur TÜİSAG Üyesi

  12. azzronn

    azzronn TÜİSAG Üyesi

    Yargı son derece haklıdır. İSG alanında mesleki deneyim kazanmayanların, alakasız alanlarda prim dolduranların birden A sınıfı olması mantıklı değil, bu alanda deneyim kazanmış gerçek A sınıfı uzmanlara da haksızlık. Açıkçası buna sevindim. Bakanlık kafasına göre yönetmelik çıkarıyor, durmadan yönetmelik değiştiriyor. Bence İGU'ların çalışma süreleri konusunda da dava açılmalı süreler en az 2 kat arttırılmalıdır. Çünkü bu süreler mantıksız. Bunu hepimiz biliyoruz bir bakanlık kavrayamadı.

     
  13. halil Özen

    halil Özen TÜİSAG Üyesi

    bu gidişle kavrayacak larıda yok .

     
    volkan volkan bu yazıya teşekkür etti.
  14. S. Ahmet BAK

    S. Ahmet BAK TÜİSAG Üyesi

    Çoğu arkadaş yapılan bu sınavların mevcut B ve A sınıfı uzmanlarına büyük haksızlık olduğunu söylüyor. 2013 aralıkta ilk yapılan belge yükseltme sınavına kadar Türkiye'de B ve A sınıfı uzmanların sayısının 2000 civarında olduğu unutuluyor. Bunların bir çoğu da danışman veya OSGB ve eğitim kurumlarında sorumlu müdür olarak çalışıyordu. Eğer bu sınavlar yapılmamış olsaydı 2014 yılında 6331 sayılı kanunu fiilen uygulanması; bu sınıflarda yeterli iş güvenliği uzmanı olmadığı için mümkün olmayacaktı.
    Bu kanun çıkarıldığında maalesef Türkiye'deki insan kaynağı bu kanunun işletilebilmesi için yetersizdi. Yönetmeliklerin büyük kısmının dahi ancak 2013 yılında tamamlandığını (bu yönetmeliklerin hepsinin 30 aralık 2012 ye kadar çıkması gerekliydi. ) düşünürsek, devletinde hazır olmadığını rahatça söyleyebiliriz.
    Bu durumda panik halinde kanuna eklenen madde ile yükseltme sınavı uygulaması yapılmış; yönetmeliklerde yapılan değişikliklerle de sürelerle oynanarak kağıt üstünde de olsa kör topal çalışan bir düzen kurulmuştur. Neticede de kimseyi memnun etmeyen derme çatma İSG sistemimiz oldu. Görünüşe göre de bu işten en zararlı çıkanlar isg uzmanları oldu .

     
    İlkay BALBAŞI ve DBTIRAK bu yazıya teşekkür etti.
  15. A ve B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlarının sertifikalarını kiraladığı, kopyala yapıştır Risk Değerlendirmelerinin yapıldığı ve OSGB lerin bu mesleği bu kadar değersiz kıldığı bir ortamda Danıştay'ın kararı oldukça yerinde olacaktır.

     
    E.Doğan, volkancoskun, smyrna ve 1 kişi daha buna teşekkür etti.
  16. yenibirdost

    yenibirdost TÜİSAG Üyesi


    Yönetmelik yayınlandığında C sınıfı belgesi olup hiç uzmanlık yapmamış sonrada girip A sınıfı belgesi almış bir sürü uzman var söylediğinizde hiç bir mantık yok.
    Açıkçası kanunun çıkacağını ilk duyduğumda aynı yapı denetiminde olduğu gibi herkesin uzman olarak çalışmasada çalıştığı konuyla ilgili belgelerini sunacağı ve prim günü değerlendirmesinin buna göre yapılacağını düşünmüştüm yani istenen 3000 ve 1500 prim günlerinin çalıştığı iş sahası hangi guruba giriyorsa ,tehlikeli ise ancak B gurubu çok tehlikeli ise A gurubu sınava girme hakkı verilmesi yönünde değerlendirileceğini düşünmüştüm.Çünkü uzman olarak çalışmasada çalışan bütün teknik personel çalıştığı iş yerinin gurubuna göre iş güvenliği ile ilgili bir takım sorumluluklar alıp tecrübe kazanmış bir sürü olay yaşamıştır diye düşünüyorum.
    Ancak tabiiki bu konuda belgelerin tek tek incelenmesi ve değerlendirilmesi uzun ve zahmetli bir iş olup ben Bakanlığın bu konuda uğraşmayıp işin kolayına kaçtığını düşünüyorum.
    Konunun özü olarak üst sınıf belge verilirken kimin önce kimin sonra belge aldığı, kimin alakasız bir işte çalışmış olsada pirimi varmı yokmu diye bakılarak değerlendirme yapılması yerine iş güvenliği uzmanı olarak olarak çalışmamış olsa bile çalıştığı iş sahalarının gurubuna göre yaşamış olduğu tecrübeler gözönüne alınarak pirim günleri ile ilgili bir değerlendirme yapılmasının sağlıklı olacağını ve bu konuyada kimsenin itiraz etmeye hakkı olmadığını düşünüyorum.

     
  17. asmbirol

    asmbirol TÜİSAG Üyesi

    bakalım her şeyin çözümü zaman dır o her şeyi çözecektir

     
  18. muratts

    muratts TÜİSAG Üyesi

    900 tane A grubu uzmanla mı devlet yüz binlerce çok tehlikeli iş yerini denetleyecekti..bence şu olabilirdi;çok sıkı sınavlar sonrası belli sayıda uzman alınmalıydı..aralık sınavıyla A sınıfı olan uzmanlar açıkçası sınavsız uzman yapıldılar..yüzde 90 civarında başarı düzeyi oldu..iki yükseltme sınavında alınanlar 3-4 bini geçmez..

    bir de bu işin tecrübe kısmına takıldım ben..aralıkta A sınıfı olan uzman tecrübeliyim diyor :) veya 1-2 yıllık çalışma deneyimi olan uzmanlar piyasa bizim modunda..yükseltme ile A olan eski mühendisler acemi muamelesi görüyor nedense :) bu işin tecrübesi sanırım piyasanın ayak oyunlarını erken öğrenmekle alakalı..neticede mevzuat belli ve uygulanacak..bu da isgden ziyade mühendislik kalitesiyle alakalı bana göre.

     
    okan dasdemir bu yazıya teşekkür etti.
  19. berat melih

    berat melih TÜİSAG Üyesi

    Bakanlıktan gelen haberler (kendi eğitim kurumumdan aldığım bilgi ilk ağızdan isggm ile görüşmüşler) sertifikaların iptal olacağı yönde. Sınavdan hemen önce OSGB ler ile yapılan toplantıda bir çok OSGB yetkilisi bu geçici maddelerin iptal edilebileceği yönde görüş bildirdiği halde bakanlığın ise o zaman gelsin düşünürüz gibi bir cümle sarfettiğini anlattılar. Gelinen durum oldukça acı. Bile bile lades oldu. Cümleten geçmiş olsun. Sonraki süreci merakla bekliyorum.

     
    dilar bu yazıya teşekkür etti.
  20. ZAİM ZENGİN

    ZAİM ZENGİN TÜİSAG Üyesi

    iptal olacaksa temmuz 2015 ile temmuz 2016 tarihleri ötelenmesinden başka çare kalmıyor.

     
    evrimakbayir bu yazıya teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica